Şuara Sûresi189. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (10 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فكذبوه | ك ذ بKZ̃B | fekeƶƶebūhu | fakat onu yalanladılar | But they denied him, |
| 2 | فأخذهم | ا خ ذ EḢZ̃ | feeḣaƶehum | nihayet onları yakaladı | so seized them |
| 3 | عذاب | ع ذ بAZ̃B | ǎƶābu | azabı | (the) punishment |
| 4 | يوم | ي و مYVM | yevmi | gününün | (of the) day |
| 5 | الظلة | ظ ل لƵLL | Z-Zulleti | gölge | (of) the shadow. |
| 6 | إنه | — | innehu | gerçekten o | Indeed, it |
| 7 | كان | ك و نKVN | kāne | idi | was |
| 8 | عذاب | ع ذ بAZ̃B | ǎƶābe | azabı | (the) punishment |
| 9 | يوم | ي و مYVM | yevmin | bir günün | (of) a Day |
| 10 | عظيم | ع ظ مAƵM | ǎZīmin | büyük | Great. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فكذبوه فاخذهم عذاب يوم الظلة انه كان عذاب يوم عظيم
Arapça (Harekeli)
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ الظُّلَّةِ إِنَّهُ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
Transliterasyon
Fe kezzebûhu fe ehazehum azâbu yevmiz zulleh(zulleti), innehu kâne azâbe yevmin azîm(azîmin).
Transliteration (Eng.)
Faka<span class="u">thth</span>aboohu faakha<span class="u">th</span>ahumAAa<span class="u">tha</span>bu yawmi a<span class="b">l</span><span class="i"><span class="u">thth</span></span>ullati innahu k<span class="u">a</span>naAAa<span class="u">tha</span>ba yawmin AAa<span class="i"><span class="u">th</span></span>eem<span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken onu yalanladılar da karanlık günün azâbı helâk etti onları; şüphe yok ki bu, o günün pek büyük bir azâbıydı.
Ali Bulaç
Sonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik-gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı.
Bayraktar Bayraklı
Bunun üzerine onu yalanladılar. Derken o gölge gününün çetin azabı onları yakıp yok etti. Şüphesiz o, korkunç bir günün azabı idi.
Diyanet İşleri
Velhasıl onu yalancı saydilar da, kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azabı idi!*
Edip Yüksel
Onu yalanladılar ve sonuç olarak Sayvan Gününün cezası kendilerini yakaladı; müthiş bir günün cezasıydı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi!
Erhan Aktaş
Ne var ki onu yalanladılar. Bunun üzerine gölge gününün azabı onları yakaladı. Kuşkusuz o, büyük günün azabıydı.
Hakkı Yılmaz
Bunun üzerine o'nu yalanladılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Şüphesiz o büyük bir günün azabı idi.
Muhammed Esed
Böylece onu yalanlamış oldular; ve bu yüzden, (kopkoyu) gölgelerle kaplı bir günün azabı onları kıskıvrak yakaladı.
Mustafa İslamoğlu
Neticede, onu işte böyle yalanladılar; bunun üzerine onları Gölge Günü'nün azabı yakalayıverdi; gerçekten de o pek korkunç bir günün azabıydı.
Suat Yıldırım
Hasılı onu yalancı saydılar. Bunun üzerine o gölge gününün azabı onları bastırıverdi. Gerçekten o, müthiş bir günün azabı idi. *
Süleyman Ateş
Onu yalanladılar, nihayet o gölge gününün azabı, kendilerini yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabı idi.
Şaban Piriş
Onu yalanlamışlardı da, onları bulutlu bir günün azabı yakalamıştı. O, büyük günün azabı idi.
Yaşar Nuri Öztürk
Onu yalanladılar; bunun üzerine o gölgelik gününün azabı onları enseledi. O, gerçekten büyük bir günün azabıydı.
Edip-Layth-Martha
But they denied him, so the retribution of the day of shadow took them. It was the retribution of a terrible day.
Muhammad Asad
But they gave him the lie. And thereupon suffering overtook them on a day dark with shadows:* and, verily, it was the suffering of an awesome day!
Rashad Khalifa
They disbelieved him and, consequently, they incurred the retribution of the Day of the Canopy. It was the retribution of an awesome day.,
The Monotheist Group
But they denied him, so the retribution of the day of shadow took them. It was the retribution of a terrible day.