Şuara Sûresi99. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (4 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وما | — | ve mā | And not | |
| 2 | أضلنا | ض ل لŽLL | eDellenā | bizi saptıramazlar | misguided us |
| 3 | إلا | — | illā | bakası | except |
| 4 | المجرمون | ج ر مCRM | l-mucrimūne | suçlulardan | the criminals. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وما اضلنا الا المجرمون
Arapça (Harekeli)
وَمَا أَضَلَّنَا إِلَّا الْمُجْرِمُونَ
Transliterasyon
Ve mâ edallenâ illel mucrimûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wam<span class="u">a</span> a<span class="u">d</span>allan<span class="u">a</span> ill<span class="u">a</span>almujrimoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Bizi, ancak o mücrimler saptırdı.
Ali Bulaç
"Bizi suçlu-günahkarlardan başka saptıran olmadı."
Bayraktar Bayraklı
(96-102) Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”
Diyanet İşleri
Bizi ancak o günahkarlar saptırdı.
Edip Yüksel
"Bizi saptıranlar suçlulardı."
Elmalılı Hamdi Yazır
"Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."
Erhan Aktaş
“Ve bizi hep o suçlular* saptırdı.”
Hakkı Yılmaz
(96-102)Onlar, onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki: “Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içinde idik. Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk. Ve bizi yalnızca o günahkârlar saptırdı. Artık bizim için yardımcılardan, torpilcilerden hiçbir kimse ve candan bir yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakın yoktur. Ah keşke bizim için bir geri dönüş olsaydı da biz de mü’minlerden olsaydık!”
Muhammed Esed
yine de (sizi tanrılaştırarak) yoldan çıkmamıza günah (önderlerimiz) sebep oldu!
Mustafa İslamoğlu
ne ki bizi saptıran, yalnızca günahı hayat tarzı haline getiren şu kimselerdi;
Suat Yıldırım
96, 97, 98, 99, 100, 101, 102. Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz! ”“Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu. “Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz! ” “Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık! ” [36, 56; 40, 47; 7, 53; 38, 64]*
Süleyman Ateş
Ama bizi saptıran o suçlulardır.
Şaban Piriş
Bizi hep o günahkarlar şaşırtmıştı.
Yaşar Nuri Öztürk
"Bizi saptıran, o suçlulardan başkası değildi."
Edip-Layth-Martha
"None misled us except the criminals."
Muhammad Asad
yet they who have seduced us [into believing in you] are the truly guilty ones!*
Rashad Khalifa
"Those who misled us were wicked.,
The Monotheist Group
"And none misled us except the criminals."