Neml Sûresi14. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وجحدوا | ج ح دCḪD̃ | ve ceHadū | ve inkar ettiler | And they rejected |
| 2 | بها | — | bihā | onları | them, |
| 3 | واستيقنتها | ي ق نYGN | vesteyḳanethā | kanaat getirdiği halde | though were convinced with them (signs) |
| 4 | أنفسهم | ن ف سNFS | enfusuhum | vicdanları | themselves, |
| 5 | ظلما | ظ ل مƵLM | Zulmen | haksızlıkları yüzünden | (out of) injustice |
| 6 | وعلوا | ع ل وALV | ve ǔluvve n | ve böbürlenmeleri yüzünden | and haughtiness. |
| 7 | فانظر | ن ظ رNƵR | fenZur | bak işte | So see |
| 8 | كيف | ك ي فKYF | keyfe | nasıl | how |
| 9 | كان | ك و نKVN | kāne | oldu | was |
| 10 | عاقبة | ع ق بAGB | ǎāḳibetu | sonu | (the) end |
| 11 | المفسدين | ف س دFSD̃ | l-mufsidīne | bozguncuların | (of) the corrupters. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وجحدوا بها واستيقنتها انفسهم ظلما وعلوا فانظر كيف كان عقبة المفسدين
Arapça (Harekeli)
وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَا أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ
Transliterasyon
Ve cehadû bihâ vesteykanethâ enfusuhum zulmen ve uluvvâ(uluvven), fenzur keyfe kâne âkıbetul mufsidîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waja<span class="u">h</span>adoo bih<span class="u">a</span> wa<span class="b">i</span>stayqanat-h<span class="u">a</span>anfusuhum <span class="i"><span class="u">th</span></span>ulman waAAuluwwan fa<span class="b">o</span>n<span class="i"><span class="u">th</span></span>urkayfa k<span class="u">a</span>na AA<span class="u">a</span>qibatu almufsideen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Kendileri de bunlara adamakıllı inandıkları, bunları iyice bilip anladıkları halde zulümle, ululanmayla inadına inkâr ettiler; bak da gör, bozguncuların sonları ne oldu.
Ali Bulaç
Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak.
Bayraktar Bayraklı
Kendileri de mucizelerimize kesin olarak inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden dolayı, onları bile bile inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Diyanet İşleri
Kendileri de bunlara yakinen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!
Edip Yüksel
Zulüm ve kibirlerinden dolayı kendilerinin haklı olduğunu onayladılar ve onları reddettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna dikkat et.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve vicdanları bunlar(ın doğruluğun)a tam bir kanaat getirdiği halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları bile bile inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!
Erhan Aktaş
Doğruluğundan emin oldukları halde, haksızca ve büyüklenerek bile bile yalanladılar. Ama bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Hakkı Yılmaz
Ve onların kendileri bunlara tam bir kanaat getirdiği hâlde, şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapmaları ve kibirlerinden ötürü onları bile bile inkâr ettiler. –Şimdi bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!–
Muhammed Esed
ve zihnen onların doğruluğuna kanî oldukları halde, sırf zulmü kendilerine yol edinmiş olmalarından ve kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmış olmalarından ötürü mesajlarımıza karşı çıktılar; bak işte bozguncuların sonu nasıl oldu!
Mustafa İslamoğlu
İç dünyalarında kesin kanaat getirdikleri halde, sırf gerçeği çarpıtma ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inkara saptılar: hele bir bak, fesatçıların akıbeti nasıl olurmuş?
Suat Yıldırım
Vicdanları onların doğruluğuna şahitlik ettiği halde, sırf kibir ve haksızlık saikiyle, onları inkâr ettiler. İşte bak da fesatçıların, bozguncuların âkıbetlerinin nasıl olduğunu gör!
Süleyman Ateş
Vicdanları, onlar(ın doğruluğun)a kanaat getirdiği halde, sırf haksızlık ve böbürlenme yüzünden onları inkar ettiler. Bak işte o bozguncuların sonu nasıl oldu.
Şaban Piriş
Gerçeği çok iyi anladıkları halde, sırf zalimlik ve büyüklenme yüzünden inkar ettiler. İşte bak, bozguncuların sonu nasıl oldu?!
Yaşar Nuri Öztürk
Zulüm ve böbürlenmeyle, ona karşı çıktılar. Oysa ki öz benlikleri, onun gerçekliğine kanaat getirmişti. Bak da gör, nasıl olmuştur o bozguncuların sonu!
Edip-Layth-Martha
They rejected them; they justified transgression and arrogance for themselves. So see how it ended for the wicked.
Muhammad Asad
- and in their wickedness and self-exaltation they rejected them, although their minds were convinced of their truth: and behold what hap­pened in the end to those spreaders of corruption!
Rashad Khalifa
They rejected them and were utterly convinced of their wrong ways, due to their arrogance. Note the consequences for the evildoers.,
The Monotheist Group
And they rejected them, while their souls knew, out of transgression and arrogance. So see how it ended for the wicked.