Neml Sûresi16. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وورث | و ر ثVRS̃ | ve veriṧe | ve mirasçı oldu | And inherited |
| 2 | سليمان | — | suleymānu | Süleyman | Sulaiman |
| 3 | داوود | — | dāvūde | Davud'a | Dawood. |
| 4 | وقال | ق و لGVL | ve ḳāle | ve dedi ki | And he said, |
| 5 | يا | يY | yā | EY/HEY/AH | """O!" |
| 6 | أيها | أ ي هEYH | eyyuhā | SİZ! | You |
| 7 | الناس | ن و سNVS | n-nāsu | insanlar | people! |
| 8 | علمنا | ع ل مALM | ǔllimnā | bize öğretildi | We have been taught |
| 9 | منطق | ن ط قNŦG | menTiḳa | dili | (the) language |
| 10 | الطير | ط ي رŦYR | T-Tayri | kuşların | (of) the birds, |
| 11 | وأوتينا | ا ت يETY | ve ūtīnā | ve bize verildi | and we have been given |
| 12 | من | — | min | (bir pay) | from |
| 13 | كل | ك ل لKLL | kulli | her | every |
| 14 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | şeyden | thing. |
| 15 | إن | — | inne | şüphesiz | Indeed, |
| 16 | هذا | — | hāƶā | bu | this |
| 17 | لهو | — | lehuve | elbette o | surely, it |
| 18 | الفضل | ف ض لFŽL | l-feDlu | bir lutuftur | (is) the favor |
| 19 | المبين | ب ي نBYN | l-mubīnu | açık | "evident.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وورث سليمن داود وقال يايها الناس علمنا منطق الطير واوتينا من كل شىء ان هذا لهو الفضل المبين
Arapça (Harekeli)
وَوَرِثَ سُلَيْمَانُ دَاوُودَ وَقَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنطِقَ الطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَيْءٍ إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْفَضْلُ الْمُبِينُ
Transliterasyon
Ve varise suleymânu dâvûde ve kâle yâ eyyuhen nâsu ullimnâ mentıkat tayrı, ve ûtînâ min kulli şey’(şey’in), inne hâzâ le huvel fadlul mubîn|u|.
Transliteration (Eng.)
Wawaritha sulaym<span class="u">a</span>nu d<span class="u">a</span>woodawaq<span class="u">a</span>la y<span class="u">a</span> ayyuh<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>suAAullimn<span class="u">a</span> man<span class="u">t</span>iqa a<span class="b">l</span><span class="u">tt</span>ayri waooteen<span class="u">a</span>min kulli shay-in inna h<span class="u">atha</span> lahuwa alfa<span class="u">d</span>lualmubeen<span class="b">u</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve Süleyman, Dâvûd'un mîrasçısı oldu ve ey insanlar dedi, bize kuşdili öğretildi ve her şeye âit bilgi verildi bize; şüphe yok ki bu, elbette apaçık bir lütuf ve ihsândır.
Ali Bulaç
Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili öğretildi ve bize herşeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür."
Bayraktar Bayraklı
Süleyman, Dâvûd'a mirasçı oldu ve şöyle dedi: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şeyden biraz verildi. Şüphesiz bu apaçık bir lütuftur.”
Diyanet İşleri
Süleyman Davud'a varis oldu ve dedi ki: Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.*
Edip Yüksel
Süleyman Davud'a varis oldu. Dedi ki, "Ey halk, bize kuşların dilini anlamak öğretildi ve bize her şeyden verildi. Bu apaçık bir lütuftur."
Elmalılı Hamdi Yazır
Süleyman Davud'a varis olup dedi ki: "Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur."
Erhan Aktaş
Süleyman, Davud’a mirasçı oldu*. Süleyman: “Ey insanlar! Bize kuşdili öğretildi*. Bize her şeyden verildi. Bu apaçık ilahi bir armağandır.” dedi.
Hakkı Yılmaz
Ve Süleymân Dâvûd'a vâris oldu. Ve Süleymân: “Ey insanlar! Bize kuşların mantığı [seslerinden, davranışlarından anlam çıkarma] öğretildi ve bize her şeyden verildi” dedi. –Doğrusu bu apaçık bir armağandır.–
Muhammed Esed
Ve (bu bakımdan) Süleyman Davud'un (gerçek) varisi idi; öyle ki, o şöyle derdi: "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi; (güzel ve iyi) şeylerin hepsinden (cömertçe) bahşedildi; bu (bize Allah'ın) apaçık bir lütfudur!"
Mustafa İslamoğlu
Ve Süleyman Davud'a varis oldu; ve "Ey insanlar!" diye seslendi, "Bize kuşların mantığı öğretildi; ve bize bu alanda (gerekli olan) her şey bahşedildi; elbet bu, işte budur Allah'ın apaçık lütfu.
Suat Yıldırım
Süleyman Davud'a vâris oldu ve “Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve daha her şeyden bolca nasip verildi. Gerçekten bunlar âşikâr lütuflardır. ” dedi.*
Süleyman Ateş
Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi. Ve bize her şeyden (bolca) bir pay verildi. İşte bu, açık bir lutuftur."
Şaban Piriş
Süleyman, Davuda mirasçı olmuş ve:-Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve bize her şey verildi, demişti. İşte bu apaçık bir lütuftur.
Yaşar Nuri Öztürk
Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve şöyle dedi: "Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve bize herşeyden biraz verildi. Kuşkusuz bu, apaçık lütfun ta kendisidir."
Edip-Layth-Martha
Solomon inherited from David, and he said, "O people, we have been taught how to understand the speech of creatures that fly, and we have been given from everything. This is indeed an evident grace."
Muhammad Asad
And [in this insight] Solomon was [truly] David's heir; and he would say: O you people! We have been taught the speech of birds, and have been given [in abundance] of all [good] things: this, behold, is indeed a manifest favour [from God]!"
Rashad Khalifa
Solomon was David's heir. He said, "O people, we have been endowed with understanding the language of the birds, and all kinds of things have been bestowed upon us. This is indeed a real blessing.",
The Monotheist Group
And Solomon inherited from David, and he said: "O people, we have been taught how to understand the speech of the creatures that fly, and we have been given from everything. This is indeed an evident grace."