Kasas Sûresi13. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (17 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فرددناه | ر د دRD̃D̃ | feradednāhu | böylece onu geri verdik | So We restored him |
| 2 | إلى | — | ilā | to | |
| 3 | أمه | ا م مEMM | ummihi | annesine | his mother |
| 4 | كي | — | key | için | that |
| 5 | تقر | ق ر رGRR | teḳarra | aydın olması | might be comforted |
| 6 | عينها | ع ي نAYN | ǎynuhā | gözü | her eye, |
| 7 | ولا | — | ve lā | ve | and not |
| 8 | تحزن | ح ز نḪZN | teHzene | üzülmesin (diye) | she may grieve |
| 9 | ولتعلم | ع ل مALM | veliteǎ'leme | ve bilmesi için | and that she would know, |
| 10 | أن | — | enne | şüphesiz ki | that |
| 11 | وعد | و ع دVAD̃ | veǎ'de | va'di | the Promise of Allah |
| 12 | الله | — | llahi | Allah'ın | the Promise of Allah |
| 13 | حق | ح ق قḪGG | Haḳḳun | haktır | (is) true. |
| 14 | ولكن | — | velākinne | ve fakat | But |
| 15 | أكثرهم | ك ث رKS̃R | ekṧerahum | çokları | most of them |
| 16 | لا | — | lā | (do) not | |
| 17 | يعلمون | ع ل مALM | yeǎ'lemūne | bilmezler | know. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فرددنه الى امه كى تقر عينها ولا تحزن ولتعلم ان وعد الله حق ولكن اكثرهم لا يعلمون
Arapça (Harekeli)
فَرَدَدْنَاهُ إِلَى أُمِّهِ كَيْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَلِتَعْلَمَ أَنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Transliterasyon
Fe redednâhu ilâ ummihî key tekarra aynuhâ ve lâ tahzene ve li ta’leme enne va’dallâhi hakkun ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Faradadn<span class="u">a</span>hu il<span class="u">a</span> ommihi kaytaqarra AAaynuh<span class="u">a</span> wal<span class="u">a</span> ta<span class="u">h</span>zana walitaAAlamaanna waAAda All<span class="u">a</span>hi <span class="u">h</span>aqqun wal<span class="u">a</span>kinnaaktharahum l<span class="u">a</span> yaAAlamoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken, gözü aydın olsun, ışıklansın ve mahzûn olmasın ve Allah'ın vaadettiği şeyin, şüphesiz gerçek olduğunu bilsin diye tekrar anasına verdik onu, fakat insanların çoğu bilmez.
Ali Bulaç
Böylelikle, gözünün aydın olması, üzülmemesi ve gerçekten Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilmesi için, onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler.
Bayraktar Bayraklı
Böylece biz onu, anasına “Gözü aydın olsun, gam çekmesin, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu bilsin” diye, geri verdik. Fakat onların çoğu bilmezler.
Diyanet İşleri
Böylelikle biz onu, anasına, gözü aydın olsun, gam çekmesin ve Allah'ın vadinin gerçek olduğunu bilsin diye geri verdik. Fakat yine de pek çoğu (bunu) bilmezler.*
Edip Yüksel
Böylece onu annesine döndürdük ki gözü aydınlansın, üzülmesin ve ALLAH'ın sözünün gerçek olduğunu bilsin. Ne var ki çokları bilmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Böylelikle biz onu, gözü aydın olsun, gam çekmesin ve Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin, diye anasına geri verdik. Fakat yine de pek çoğu (bunu) bilmezler.
Erhan Aktaş
Derken onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah’ın sözünün gerçek olduğunu bilsin diye annesine geri verdik. Ne var ki onların çoğu bunu bilmezler.
Hakkı Yılmaz
Böylelikle Biz o'nu, gözü aydın olsun, gam çekmesin ve Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu bilsin diye annesine geri verdik. –Velâkin onların pek çoğu bilmezler.–
Muhammed Esed
İşte böylece, o'nu annesine kavuşturduk ki gözü gönlü aydınlansın, artık üzülmesin ve onların çoğu bunu bilmeseler bile o, Allah'ın verdiği sözün mutlaka gerçekleşeceğini bilsin!
Mustafa İslamoğlu
Ve sonunda onu annesine döndürdük kü, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye... Dahası insanların çoğu bunu bilmese de, kendisi Allah'ın vaadinin kesin bir gerçek olduğunu bilsin diye...
Suat Yıldırım
Böylece onu annesine kavuşturduk ki gözü aydın olsun, tasalanmasın ve Allah'ın vâdinin gerçek olduğunu, fakat insanların çoğunun bunu anlamadıklarını öğrensin.
Süleyman Ateş
Böylece biz onu, annesine geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın va'dinin gerçek olduğunu bilsin. Fakat çokları bilmezler.
Şaban Piriş
Böylece onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allahın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye annesine geri verdik. Fakat, onların çoğu bilmezler.
Yaşar Nuri Öztürk
Nihayet Musa'yı öz anasına geri çevirdik ki, o ananın gözü aydın olsun, kederlenmesin ve Allah'ın vaadinin hak olduğunu bilsin. Fakat çokları bunu bilmezler.
Edip-Layth-Martha
Thus, We returned him to his mother, so that she may be pleased and not be saddened, and to let her know that God's promise is the truth. However, most of them do not know.
Muhammad Asad
And thus We restored him to his mother, so that her eye might he gladdened, and that she might grieve no longer, and that she might know that God's promise always comes true - even though most of them know it not!
Rashad Khalifa
Thus, we restored him to his mother, in order to please her, remove her worries, and to let her know that GOD's promise is the truth. However, most of them do not know.,
The Monotheist Group
Thus, We returned him to his mother, so that she may be pleased and not be saddened, and to let her know that the promise of God is the truth. However, most of them do not know.