Kasas Sûresi15. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (38 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ودخل | د خ لD̃ḢL | ve deḣale | ve girdi | And he entered |
| 2 | المدينة | م د نMD̃N | l-medīnete | şehre | the city |
| 3 | على | — | ǎlā | at | |
| 4 | حين | ح ي نḪYN | Hīni | bir sırada | a time |
| 5 | غفلة | غ ف لĞFL | ğafletin | (kendisinden) habersiz olduğu | (of) inattention |
| 6 | من | — | min | of | |
| 7 | أهلها | ا ه لEHL | ehlihā | halkının | its people |
| 8 | فوجد | و ج دVCD̃ | fe vecede | ve buldu | and found |
| 9 | فيها | — | fīhā | orada | therein |
| 10 | رجلين | ر ج لRCL | raculeyni | iki adamı | two men |
| 11 | يقتتلان | ق ت لGTL | yeḳtetilāni | öldüresiye dövüşürlerken | "fighting each other;" |
| 12 | هذا | — | hāƶā | biri | this |
| 13 | من | — | min | -ndan | of |
| 14 | شيعته | ش ي عŞYA | şīǎtihi | kendi taraftarları- | his party |
| 15 | وهذا | — | ve hāƶā | ve öbürü de | and this |
| 16 | من | — | min | -ndan | of |
| 17 | عدوه | ع د وAD̃V | ǎduvvihi | düşmanları- | his enemy. |
| 18 | فاستغاثه | غ و ثĞVS̃ | festeğāṧehu | (Musa'dan) yardım istedi | And called him for help |
| 19 | الذي | — | lleƶī | olan kimse | the one who |
| 20 | من | — | min | -ndan | (was) from |
| 21 | شيعته | ش ي عŞYA | şīǎtihi | kendi taraftarları- | his party |
| 22 | على | — | ǎlā | karşı | against |
| 23 | الذي | — | lleƶī | olana | the one who |
| 24 | من | — | min | -ndan | (was) from |
| 25 | عدوه | ع د وAD̃V | ǎduvvihi | düşmanları- | his enemy, |
| 26 | فوكزه | و ك زVKZ | fevekezehu | bir yumruk indirdi | so Musa struck him with his fist |
| 27 | موسى | — | mūsā | Musa | so Musa struck him with his fist |
| 28 | فقضى | ق ض يGŽY | fe ḳaDā | işini bitirdi | and killed him. |
| 29 | عليه | — | ǎleyhi | onun | and killed him. |
| 30 | قال | ق و لGVL | ḳāle | (sonra) dedi ki | He said, |
| 31 | هذا | — | hāƶā | bu | """This (is)" |
| 32 | من | — | min | -ndendir | of |
| 33 | عمل | ع م لAML | ǎmeli | işi- | (the) deed |
| 34 | الشيطان | ش ط نŞŦN | ş-şeyTāni | şeytanın | (of) Shaitaan. |
| 35 | إنه | — | innehu | o gerçekten | Indeed, he |
| 36 | عدو | ع د وAD̃V | ǎduvvun | bir düşmandır | (is) an enemy - |
| 37 | مضل | ض ل لŽLL | muDillun | şaşırtıcı | one who misleads |
| 38 | مبين | ب ي نBYN | mubīnun | apaçık | "clearly.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ودخل المدينة على حين غفلة من اهلها فوجد فيها رجلين يقتتلان هذا من شيعته وهذا من عدوه فاستغثه الذى من شيعته على الذى من عدوه فوكزه موسى فقضى عليه قال هذا من عمل الشيطن انه عدو مضل مبين
Arapça (Harekeli)
وَدَخَلَ الْمَدِينَةَ عَلَى حِينِ غَفْلَةٍ مِّنْ أَهْلِهَا فَوَجَدَ فِيهَا رَجُلَيْنِ يَقْتَتِلَانِ هَذَا مِن شِيعَتِهِ وَهَذَا مِنْ عَدُوِّهِ فَاسْتَغَاثَهُ الَّذِي مِن شِيعَتِهِ عَلَى الَّذِي مِنْ عَدُوِّهِ فَوَكَزَهُ مُوسَى فَقَضَى عَلَيْهِ قَالَ هَذَا مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ عَدُوٌّ مُّضِلٌّ مُّبِينٌ
Transliterasyon
Ve dehalel medînete alâ hîni gafletin min ehlihâ fe vecede fîhâ raculeyni yaktetilâni hâzâ min şîatihî ve hâzâ min aduvvih|î|, festegâsehullezî min şîatihî alellezî min aduvvihî, fe vekezehu mûsâ fe kadâ aleyhi kâle hâzâ min ameliş şeytân|i|, innehu aduvvun mudillun mubîn(mubînun).
Transliteration (Eng.)
Wadakhala almadeenata AAal<span class="u">a</span> <span class="u">h</span>eenighaflatin min ahlih<span class="u">a</span> fawajada feeh<span class="u">a</span> rajulayniyaqtatil<span class="u">a</span>ni h<span class="u">atha</span> min sheeAAatihi wah<span class="u">atha</span>min AAaduwwihi fa<span class="b">i</span>stagh<span class="u">a</span>thahu alla<span class="u">th</span>ee minsheeAAatihi AAal<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>ee min AAaduwwihifawakazahu moos<span class="u">a</span> faqa<span class="u">da</span> AAalayhi q<span class="u">a</span>la h<span class="u">atha</span>min AAamali a<span class="b">l</span>shshay<span class="u">ta</span>ni innahu AAaduwwun mu<span class="u">d</span>illunmubeen<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Halkı, gaflete dalmış, öğle uykusundayken şehre girdi de orada iki adamın kavga etmekte olduğunu gördü; bu, kendi taraftarlarındandı, öbürü, düşmanlarından. Derken, taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı Mûsâ'dan yardım istedi, o da düşmanlarından olan kişinin göğsüne bir yumruk indirdi de işini bitiriverdi; bu iş dedi, Şeytan'ın işlerinden; şüphe yok ki o, insanı apaçık sapıklığa sevkeden bir düşman.
Ali Bulaç
(Musa) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi, orda kavga etmekte olan iki adam buldu; bu kendi taraftarlarından, şu da düşmanlarından. Derken taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine ona bir yumruk attı ve işini bitiriverdi. (Sonra da:) "Bu şeytanın işindendir; o, gerçekten açıkça saptırıcı bir düşmandır" dedi.
Bayraktar Bayraklı
Mûsâ, halkının habersiz olduğu bir zamanda şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından, diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbiriyle dövüşür buldu. Kendi tarafından olanı, düşmana karşı ondan yardım diledi. Mûsâ da ötekine bir yumruk vurup ölümüne sebep oldu. Bunun üzerine, “Bu, şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcıdır; apaçık bir düşmandır” dedi.
Diyanet İşleri
Musa, ahalisinin habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından, diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbiriyle döğüşür buldu. Kendi tarafından olanı, düşmana karşı ondan yardım diledi. Musa da ötekine bir yumruk vurup ölümüne sebep oldu. (Bunun üzerine:) Bu şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşman, dedi.*
Edip Yüksel
Halkının haberi olmadığı bir sırada kente girmişti. Orada iki adamın kavga ettiklerini gördü; biri onun tarafından (İbrani), diğeri de düşman tarafından (Mısırlı) idi. Tarafından olan adam düşmanına karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine Musa da ötekine bir yumruk indirip işini bitirdi. "Bu sapkının bir işidir; o bir düşmandır, apaçık bir saptırıcıdır" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Musa, halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbirleriyle döğüşür buldu. Kendi tarafı olan, düşmana karşı ondan yardım diledi. Musa da ötekine bir yumruk indirip onun ölümüne sebep oldu. "Bu, şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşmandır" dedi.
Erhan Aktaş
Musa, şehir halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri de düşman olan taraftan kavga eden iki kişi buldu. Kendi tarafından olan, diğerine karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine Musa onu yumrukladı ve ölümüne neden oldu. Musa: “Bu şeytanın işindendir. Kuşkusuz o, saptırıcı apaçık bir düşmandır.” dedi.
Hakkı Yılmaz
Ve Mûsâ, şehir halkının habersiz olduğu bir anda şehre girdi. Sonra orada, biri kendi tarafından, diğeri düşman tarafından, birbirlerini öldürmeye çalışan iki adam buldu. Sonra kendi tarafı olan, düşmana karşı Mûsâ'dan yardım diledi. Mûsâ da ötekine hemen bir yumruk indirdi, o da hemen ölüverdi. Mûsâ, “Bu, şeytanın işindendir, şüphesiz o, saptırıcı, apaçık bir düşmandır” dedi.
Muhammed Esed
Ve (Musa), halkının (şehirde olup bitenden) habersiz (evlerinde oturdukları bir gün) şehre indi; ve biri kendi halkından, ötekisi düşmanlarından olan iki adamın birbiriyle kavga ettiğini gördü. Kendi halkından olan kişi düşman tarafından olan kişiye karşı o'nu yardıma çağırdı; bunun üzerine Musa onu yumrukla devirip işini bitirdi. (Ama hemen sonra kendi kendine:) "Bu düpedüz Şeytan'ın işi!" dedi, "Doğrusu o (insanı) yoldan çıkaran apaçık bir düşmandır!"
Mustafa İslamoğlu
Ve (Musa) halkından bir kısmının gaflete daldığı bir zamanda kente girdi ve orada iki adamı birbirleriyle kavga ederken buldu. Bunlardan biri kendi halkına, diğeri düşman tarafına mensuptu. Derken kendi halkından olan, düşmanca mensup olana karşı ondan yardım istedi. Yerinden fırlayan Musa ona bir yumruk vurdu ve hesabını gördü. (Fakat kendine geldiğinde) "Bu Şeytan'ın işi!" dedi, "Çünkü o, kişiyi yoldan çıkaran apaçık bir düşmandır."
Suat Yıldırım
Mûsa, bir gün, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. İki adamı, birbiriyle kavga eder vaziyette gördü. Onlardan biri kendi kavminden, öbürü ise düşmanının kabilesinden idi. Hemşehrisi, düşman olana karşı ondan yardım istedi. Mûsa da bir yumruk atıp onu öldürdü. Arkasından: “Bu, dedi, şeytanın işindendir, kötü bir iştir. O gerçekten saptırıcı açık bir düşmandır. ” {KM, Çıkış 2, 11 vd. }
Süleyman Ateş
Halkının (kendisinden) habersiz olduğu bir sırada şehre girdi, orada biri kendi taraftarlarından, öbürü de düşmanlarından olan iki adamın dövüştüklerini gördü. Kendi taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı Musa'dan yardım istedi. Musa da ötekine bir yumruk indirip onun işini bitirdi. (Sonra): "Bu dedi, şeytanın işindendir. O, gerçekten apaçık, şaşırtıcı bir düşmandır."
Şaban Piriş
O halkın haberi olmadığı bir sırada şehre girdi ve kavga eden iki adam gördü. Birisi kendi tarafından, diğeri düşmanlarından idi. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı yardım istedi. Musa da ona bir yumruk vurdu, adam öldü.-Bu, şeytanın işindendir, O, apaçık yoldan saptıran bir düşmandır, dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Halkının habersiz olduğu bir sırada kente girdi. Orada iki adam buldu, dövüşüyorlardı. Bu, Musa'nın halkından, şu da düşmanlarından. Kendi halkından olan, düşmanından olana karşı Musa'dan yardım istedi. Musa ona bir yumruk indirip işini bitirdi. Dedi: "Bu yaptığım, şeytanın amelindendir. İnsanı saptıran açık bir düşmandır o."
Edip-Layth-Martha
He entered the city unexpectedly, without being noticed by the people. He found in it two men who were fighting, one was from his own race, and the other was from his enemy's. So the one who was from his own race called on him for help against his enemy, whereby Moses punched him, killing him. He said, "This is from the work of the devil; he is an enemy that clearly misleads."*
Muhammad Asad
And [one day] he entered the city at a time when [most of] its people were [resting in their houses,] unaware of what was going on [in the streets];* and there he encountered two men fighting with one another - one of his own people,* and the other of his enemies. And the one who belonged to his own people cried out to him for help against him who was of his enemies - whereupon Moses struck him down with his fist, and [thus] brought about his end. [But then] he said [to himself]: This is of Satan's doing! Verily, he is an open foe, leading [man] astray!"*
Rashad Khalifa
Once he entered the city unexpectedly, without being recognized by the people. He found two men fighting; one was (a Hebrew) from his people, and the other was (an Egyptian) from his enemies. The one from his people called on him for help against his enemy. Moses punched him, killing him. He said, "This is the work of the devil; he is a real enemy, and a profound misleader.",
The Monotheist Group
And he entered the city unexpectedly, without being noticed by the people. He found in it two men who were fighting, one was from his clan, and the other was from that of his enemy. So the one who was from his clan called on him for help against his enemy, whereby Moses punched him, killing him. He said: "This is from the work of the devil; he is an enemy that clearly misleads."