Kasas Sûresi20. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وجاء | ج ي اCYE | ve cā'e | ve geldi | And came |
| 2 | رجل | ر ج لRCL | raculun | bir adam | a man |
| 3 | من | — | min | from | |
| 4 | أقصى | ق ص وGṦV | eḳSā | öbür ucundan | (the) farthest end |
| 5 | المدينة | م د نMD̃N | l-medīneti | şehrin | (of) the city |
| 6 | يسعى | س ع يSAY | yes'ǎā | koşarak | running. |
| 7 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi | He said, |
| 8 | يا | يY | yā | EY/HEY/AH | """O!" |
| 9 | موسى | م و س MVS | mūsā | Musa | Musa |
| 10 | إن | — | inne | şüphesiz ki | Indeed, |
| 11 | الملأ | م ل اMLE | l-melee | ileri gelenler | the chiefs |
| 12 | يأتمرون | ا م رEMR | ye'temirūne | aralarında konuşuyorlar | are taking counsel |
| 13 | بك | — | bike | seni | about you |
| 14 | ليقتلوك | ق ت لGTL | liyeḳtulūke | seni öldürmek için | to kill you, |
| 15 | فاخرج | خ ر جḢRC | feḣruc | sen çık (git) | "so leave;" |
| 16 | إني | — | innī | elbette ben | indeed, I am |
| 17 | لك | — | leke | sana | to you |
| 18 | من | — | mine | -den(im) | of |
| 19 | الناصحين | ن ص حNṦḪ | n-nāSiHīne | öğüt verenler- | "the sincere advisors.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وجاء رجل من اقصا المدينة يسعى قال يموسى ان الملا ياتمرون بك ليقتلوك فاخرج انى لك من النصحين
Arapça (Harekeli)
وَجَاءَ رَجُلٌ مِّنْ أَقْصَى الْمَدِينَةِ يَسْعَى قَالَ يَا مُوسَى إِنَّ الْمَلَأَ يَأْتَمِرُونَ بِكَ لِيَقْتُلُوكَ فَاخْرُجْ إِنِّي لَكَ مِنَ النَّاصِحِينَ
Transliterasyon
Ve câe raculun min aksal medîneti yes’â kâle yâ mûsâ innel melee ye’temirûne bike li yaktulûke fahruc innî leke minen nâsıhîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waj<span class="u">a</span>a rajulun min aq<span class="u">sa</span>almadeenati yasAA<span class="u">a</span> q<span class="u">a</span>la y<span class="u">a</span> moos<span class="u">a</span> innaalmalaa ya/tamiroona bika liyaqtulooka fa<span class="b">o</span>khruj innee lakamina a<span class="b">l</span>nn<span class="u">as</span>i<span class="u">h</span>een<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve şehrin öte yanından koşa koşa birisi geldi de ey Mûsâ dedi, ileri gelenler, seni öldürmek için birbirleriyle görüşüp danışmadalar, hemen çık git, şüphe etme ki ben sana öğüt verenlerdenim.
Ali Bulaç
Şehrin öbür yakasından bir adam koşarak gelip dedi ki: "Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek konusunda aralarında görüşmektedirler, artık sen çık git; gerçekten ben sana öğüt verenlerdenim."
Bayraktar Bayraklı
Şehrin en ileri gelenlerinden biri koşarak geldi ve “Ey Mûsâ! İleri gelenler, seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Hemen uzaklaş! Doğrusu ben sana öğüt verenlerdenim” dedi.
Diyanet İşleri
Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi: Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim, dedi.
Edip Yüksel
Şehrin öte yanından koşa koşa gelen bir adam, "Musa, ileri gelenler seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Çabuk burayı terket; ben sana öğüt vermekteyim" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şehrin öbür ucundan bir adam geldi ve dedi ki: "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim."
Erhan Aktaş
Şehrin diğer tarafından bir adam koşarak geldi. “Ey Musa! İleri gelenler senin öldürülmen konusunda görüşme yapıyorlar. Derhal kaybol. Seni iyiliğin için uyarıyorum.” dedi.
Hakkı Yılmaz
Ve şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. Dedi ki: “Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için senin hakkında görüşme yapıyorlar. Derhal çık! Şüphesiz ki ben öğüt verenlerdenim.”
Muhammed Esed
Tam o sırada şehrin öteki ucundan bir adam koşarak geldi ve "Ey Musa!" dedi, "(Ülkenin) ileri gelenleri seni öldürmek üzere hakkında görüşüyorlar; hemen çık git; şüphesiz ben senin iyiliğini isteyen kimselerdenim!"
Mustafa İslamoğlu
İşte bu sırada kentin öteki ucundan bir adam koşarak geldi ve "Ey Musa!" dedi, "Soylular seni öldürmek için hakkında görüşme yapıyorlar, derhal (burayı) terk et! Ve şunu da unutma ki, ben senin iyiliğini isteyen biriyim."
Suat Yıldırım
Derken, şehrin öte başından bir adam koşarak geldi ve dedi ki: “Ne yapıyorsun Mûsa? Yetkililer idam istemi ile senin hakkında karar vermek üzere toplantı halindeler. Beni dinlersen derhal şehri terk et! Ben, hakikaten senin iyiliğini isteyen biriyim! ”
Süleyman Ateş
Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. "Ey Musa, dedi, ileri gelenler seni öldürmek için aralarında konuşuyorlar. Sen çık (git), ben sana öğüt verenlerdenim."
Şaban Piriş
-Ey Şehrin öteki ucundan bir adam koşarak geldi: Musa, dedi. İleri gelenler seni öldürmek için görüşme yapıyorlar. Hemen çık git! Ben, senin iyiliğini isteyenlerdenim.
Yaşar Nuri Öztürk
Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. Dedi: "Ey Musa, kentin ileri gelenleri seni öldürmeyi planlıyorlar. Çık buradan. Ben sana öğüt verenlerdenim."
Edip-Layth-Martha
A man came running from the far side of the city, saying: "O Moses, the commanders are plotting to kill you, so leave immediately. I am giving you good advice."
Muhammad Asad
And [then and there] a man came running from the farthermost end of the city, and said: O Moses! Behold, the great ones [of the kingdom] are deli­berating upon thy case with a view to killing thee! Begone, then: verily, I am of those who wish thee well!"
Rashad Khalifa
A man came running from the other side of the city, saying, "O Moses, the people are plotting to kill you. You better leave immediately. I am giving you good advice.",
The Monotheist Group
And a man came running from the farthest part of the city, saying: "O Moses, the commanders are plotting to kill you, so leave immediately. I am giving you good advice."