Kasas Sûresi39. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (12 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | واستكبر | ك ب رKBR | vestekbera | büyüklük tasladılar | And he was arrogant, |
| 2 | هو | — | huve | O (Fir'avn) | And he was arrogant, |
| 3 | وجنوده | ج ن دCND̃ | ve cunūduhu | ve askerleri | and his hosts |
| 4 | في | — | fī | in | |
| 5 | الأرض | ا ر ضERŽ | l-erDi | yeryüzünde | the land |
| 6 | بغير | غ ي رĞYR | biğayri | olmaksızın | without |
| 7 | الحق | ح ق قḪGG | l-Haḳḳi | hakkı | right, |
| 8 | وظنوا | ظ ن نƵNN | ve Zennū | ve sandılar | and they thought |
| 9 | أنهم | — | ennehum | kendilerinin | that they |
| 10 | إلينا | — | ileynā | bize | to Us |
| 11 | لا | — | lā | not | |
| 12 | يرجعون | ر ج عRCA | yurceǔne | döndürülmeyeceklerini | will be returned. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واستكبر هو وجنوده فى الارض بغير الحق وظنوا انهم الينا لا يرجعون
Arapça (Harekeli)
وَاسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُ فِي الْأَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَظَنُّوا أَنَّهُمْ إِلَيْنَا لَا يُرْجَعُونَ
Transliterasyon
Vestekbere huve ve cunûduhu fîl ardı bi gayril hakkı ve zannû ennehum ileynâ lâ yurceûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="b">i</span>stakbara huwa wajunooduhu feeal-ar<span class="u">d</span>i bighayri al<span class="u">h</span>aqqi wa<span class="i"><span class="u">th</span></span>annooannahum ilayn<span class="u">a</span> l<span class="u">a</span> yurjaAAoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
O da, askerleri de yeryüzünde haksız yere ululanmaya kalkıştılar ve şüphe yok ki dönüp tapımıza gelmeyecekler sandılar kendilerini.
Ali Bulaç
O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Bayraktar Bayraklı
Firavun ve askerleri, ülkede haksız yere büyüklük tasladılar. Gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Diyanet İşleri
O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Edip Yüksel
O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendi ve bize dönmeyeceklerini sandılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Erhan Aktaş
O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten de Bize döndürülmeyeceklerine inandılar.
Hakkı Yılmaz
Firavun, kendisi ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten Bize döndürülmeyeceklerine inandılar.
Muhammed Esed
İşte böylece, o ve onun buyruğunda olanlar, hiçbir haklılık kaygısı taşımaksızın (yargı için) Bize dönmeyeceklerinden eminmişçesine yeryüzünde büyüklük tasladılar!
Mustafa İslamoğlu
İşte o ve onun askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklendiler; ve sandılar ki kendileri Bizim huzurumuza hiç çıkmayacaklar.
Suat Yıldırım
Böylece o ve orduları, haksız yere ülkede büyüklük tasladılar ve huzurumuza dönüp hesap vermeyeceklerini zannettiler. [85, 13-14]
Süleyman Ateş
O (Fir'avn) ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve kendilerinin bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Şaban Piriş
O ve orduları, haksız yere yeryüzünde büyüklenmiş ve bize döndürülmeyeceklerini sanmışlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
O ve orduları yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve sandılar ki, bize döndürülmeyecekler.
Edip-Layth-Martha
He and his soldiers were arrogant in the land without any right, and they thought that they would not be returned to Us.
Muhammad Asad
Thus arrogantly, without the least good sense,* did he and his hosts behave on earth - just as if they thought that they would never have to appear before Us [for judgment]!*
Rashad Khalifa
Thus, he and his troops continued to commit arrogance on earth, without any right, and thought that they would not be returned to us.,
The Monotheist Group
And he and his soldiers were arrogant in the land without any right, and they thought that they would not be returned to Us.