Kasas Sûresi4. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إن | — | inne | şüphesiz | Indeed, |
| 2 | فرعون | — | fir'ǎvne | Fir'avn | Firaun |
| 3 | علا | ع ل وALV | ǎlā | ululandı (zorbalığa kalktı) | exalted himself |
| 4 | في | — | fī | in | |
| 5 | الأرض | ا ر ضERŽ | l-erDi | yeryüzünde | the land |
| 6 | وجعل | ج ع لCAL | ve ceǎle | ve böldü | and made |
| 7 | أهلها | ا ه لEHL | ehlehā | halkını | its people |
| 8 | شيعا | ش ي عŞYA | şiyeǎn | çeşitli gruplara | (into) sects, |
| 9 | يستضعف | ض ع فŽAF | yesteD'ǐfu | eziyordu | oppressing |
| 10 | طائفة | ط و فŦVF | Tāifeten | bir zümreyi | a group |
| 11 | منهم | — | minhum | onlardan | among them, |
| 12 | يذبح | ذ ب حZ̃BḪ | yuƶebbiHu | kesiyordu | slaughtering |
| 13 | أبناءهم | ب ن يBNY | ebnā'ehum | oğullarını | their sons |
| 14 | ويستحيي | ح ي يḪYY | ve yesteHyī | ve sağ bırakıyordu | and letting live |
| 15 | نساءهم | ن س وNSV | nisā'ehum | kadınlarını | their women. |
| 16 | إنه | — | innehu | çünkü o | Indeed, he |
| 17 | كان | ك و نKVN | kāne | idi | was |
| 18 | من | — | mine | -dan | of |
| 19 | المفسدين | ف س دFSD̃ | l-mufsidīne | bozguncular- | the corrupters. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ان فرعون علا فى الارض وجعل اهلها شيعا يستضعف طائفة منهم يذبح ابناءهم ويستحى نساءهم انه كان من المفسدين
Arapça (Harekeli)
إِنَّ فِرْعَوْنَ عَلَا فِي الْأَرْضِ وَجَعَلَ أَهْلَهَا شِيَعًا يَسْتَضْعِفُ طَائِفَةً مِّنْهُمْ يُذَبِّحُ أَبْنَاءَهُمْ وَيَسْتَحْيِي نِسَاءَهُمْ إِنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُفْسِدِينَ
Transliterasyon
İnne fir’avne alâ fîl ardı ve ceale ehlehâ şiyean yestad’ıfu tâifeten minhum yuzebbihu ebnâehum ve yestahyî nisâehum, innehu kâne minel mufsidîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Inna firAAawna AAal<span class="u">a</span> fee al-ar<span class="u">d</span>iwajaAAala ahlah<span class="u">a</span> shiyaAAan yasta<span class="u">d</span>AAifu <span class="u">ta</span>-ifatanminhum yu<span class="u">th</span>abbi<span class="u">h</span>u abn<span class="u">a</span>ahum wayasta<span class="u">h</span>yeenis<span class="u">a</span>ahum innahu k<span class="u">a</span>na mina almufsideen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki Firavun, yeryüzünde yücelmişti ve halkını bölük bölük etmişti ve onlardan bir topluluğu zayıf bir hâle getirmede, oğullarını kesmede, kadınlarını bırakmadaydı; hiç şüphe yok ki o, bozgunculardandı.
Ali Bulaç
Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.
Bayraktar Bayraklı
Firavun, orada zorbalığa kalktı, halkını çeşitli gruplara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıflatıyor, oğullarını kestiriyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.
Diyanet İşleri
Firavun, (Mısır) toprağında gerçekten azmış, halkını çeşitli zümrelere bölmüştü. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Çünkü o bozgunculardandı.*
Edip Yüksel
Firavun yeryüzünde despotça davrandı. Halkını sınıflara ayırıp onlardan bir grubu ezip sömürüyor, kızlarını utandırıp oğullarını kesiyordu. O, bir bozguncu idi.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü Firavun, (Mısır) toprağında gerçekten azmış, halkını parça parça etmişti. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Belli ki o bozgunculardandı.
Erhan Aktaş
Gerçek şu ki: Firavun, büyüklenerek halkı sınıflara ayırdı. Onlardan bir sınıfı güçsüz düşürerek ezmek istiyor; erkek çocuklarını boğazlatıyor ve kadınlarını sağ bırakıyordu. Kuşkusuz o, bozgunculardandı.
Hakkı Yılmaz
Şüphesiz ki Firavun, yeryüzünde yüceldi ve idaresi altındaki insanları grup grup yaptı; onlardan bir grubu güçsüzleştirmek istiyor; bunların oğullarını boğazlıyor; eğitimsiz, öğretimsiz bırakıp niteliksiz bir kitle oluşturarak güçsüzleştiriyor, kızlarını da sağ bırakıyordu. Şüphesiz ki o, bozgunculardan idi.
Muhammed Esed
O ülkede Firavun kendini büyüklük duygusuna kaptırmış ve ülke halkını kastlara, sınıflara ayırmıştı. (Öyle ki,) onlardan bir kısmını iyice hor ve güçsüz görmek istiyor (ve bunun için de) erkek çocuklarını öldürüyor, (yalnız) kadınlarını sağ bırakıyordu: çünkü o, gerçekten de, (yeryüzünde) bozgunculuk çıkarmak isteyen kimselerdendi.
Mustafa İslamoğlu
Şu bir gerçek ki, Firavun malum ülkede zorbaca baskı kurmuş ve ülke halkını kastlara ayırmıştı. Onlardan bir sınıfı zayıf ve güçsüz düşürmek istiyor, (bu yüzden) çocuklarını öldürtüp kadınlarını sağ bırakıyordu; çünkü o, gerçekten de bozguncunun tekiydi.
Suat Yıldırım
Doğrusu Firavun, ülkesinde (Mısır'da) zorbalık yaptı, büyüklük tasladı. Halkını çeşitli fırkalara ayırdı. Onlardan bir topluluğu, erkek evlatlarını kesmek, kız evlatlarını ise hayata atmak suretiyle özellikle zayıflatmak istiyordu. O, bozguncunun teki idi.*
Süleyman Ateş
Fir'avn, orada ululandı (zorbalığa kalktı), halkını çeşitli gruplara böldü. Onlardan bir zümreyi (İsrail oğullarını) eziyor, oğullarını kesiyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi.*
Şaban Piriş
Firavun, ülkede hakimiyeti eline aldı ve halkı sınıflara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıf ve güçsüz bırakıyor, erkek çocuklarını, boğazlıyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi.
Yaşar Nuri Öztürk
Gerçek şu: Firavun o yerde egemenlik kurmuş ve ora halkını gruplara ayırmıştı. Onlardan bir topluluğu horlayıp eziyordu: Bu topluluğun erkek çocuklarını doğruyor, kadınlarını hayata salıyordu. O gerçekten fesadı yayanlardandı.
Edip-Layth-Martha
Pharaoh became mighty in the land, and he turned its people into factions, he oppressed a group of them by killing their children and shaming their women. He was of those who corrupted.
Muhammad Asad
Behold, Pharaoh exalted himself in the land and divided its people into castes.* One group of them he deemed utterly low; he would slaughter their sons and spare (only) their women:* for, behold, he was one of those who spread corruption [on earth].
Rashad Khalifa
Pharaoh turned into a tyrant on earth, and discriminated against some people. He persecuted a helpless group of them, slaughtering their sons, while sparing their daughters. He was indeed wicked.,
The Monotheist Group
Pharaoh became mighty in the land, and he turned its people into factions; he oppressed a group of them by killing their children and raping their women. He was of those who corrupted.