Kasas Sûresi57. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (25 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وقالوا | ق و لGVL | ve ḳālū | ve dediler ki | And they say, |
| 2 | إن | — | in | eğer | """If" |
| 3 | نتبع | ت ب عTBA | nettebiǐ | biz uyarsak | we follow |
| 4 | الهدى | ه د يHD̃Y | l-hudā | doğru yola | the guidance |
| 5 | معك | — | meǎke | seninle beraber | with you, |
| 6 | نتخطف | خ ط فḢŦF | nuteḣaTTaf | atılırız | we would be swept |
| 7 | من | — | min | -dan | from |
| 8 | أرضنا | ا ر ضERŽ | erDinā | yurdumuz- | "our land.""" |
| 9 | أولم | — | evelem | Have not | |
| 10 | نمكن | م ك نMKN | numekkin | biz bir mekan vermedik mi? | We established |
| 11 | لهم | — | lehum | onlara | for them |
| 12 | حرما | ح ر مḪRM | Haramen | dokunulmaz | a sanctuary |
| 13 | آمنا | ا م نEMN | āminen | güvenli | secure, |
| 14 | يجبى | ج ب يCBY | yucbā | toplanıp getirildiği | are brought |
| 15 | إليه | — | ileyhi | ona | to it |
| 16 | ثمرات | ث م رS̃MR | ṧemerātu | ürünlerinin | fruits |
| 17 | كل | ك ل لKLL | kulli | her | (of) all |
| 18 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | şeyin | things, |
| 19 | رزقا | ر ز قRZG | rizḳan | bir rızık olarak | a provision |
| 20 | من | — | min | from | |
| 21 | لدنا | ل د نLD̃N | ledunnā | kendi katımızdan | Us? |
| 22 | ولكن | — | velākinne | fakat | But |
| 23 | أكثرهم | ك ث رKS̃R | ekṧerahum | çokları | most of them |
| 24 | لا | — | lā | (do) not | |
| 25 | يعلمون | ع ل مALM | yeǎ'lemūne | bilmezler | know. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وقالوا ان نتبع الهدى معك نتخطف من ارضنا اولم نمكن لهم حرما ءامنا يجبى اليه ثمرت كل شىء رزقا من لدنا ولكن اكثرهم لا يعلمون
Arapça (Harekeli)
وَقَالُوا إِن نَّتَّبِعِ الْهُدَى مَعَكَ نُتَخَطَّفْ مِنْ أَرْضِنَا أَوَلَمْ نُمَكِّن لَّهُمْ حَرَمًا آمِنًا يُجْبَى إِلَيْهِ ثَمَرَاتُ كُلِّ شَيْءٍ رِّزْقًا مِّن لَّدُنَّا وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Transliterasyon
Ve kâlû in nettebiıl hudâ meake nutehattaf min ardınâ, e ve lem numekkin lehum haremen âminen yucbâ ileyhi semerâtu kulli şey’in rızkan min ledunnâ ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waq<span class="u">a</span>loo in nattabiAAi alhud<span class="u">a</span>maAAaka nutakha<span class="u">tt</span>af min ar<span class="u">d</span>in<span class="u">a</span> awa lamnumakkin lahum <span class="u">h</span>araman <span class="u">a</span>minan yujb<span class="u">a</span> ilayhithamar<span class="u">a</span>tu kulli shay-in rizqan min ladunn<span class="u">a</span> wal<span class="u">a</span>kinnaaktharahum l<span class="u">a</span> yaAAlamoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve dediler ki: Seninle berâber doğru yola uyarsak yerimizden, yurdumuzdan oluruz, bizi çıkarıverirler buradan. Biz onları, her çeşit yiyeceklerin, meyvelerin getirilip toplandığı emin bir haremde yerleştirmedik mi, onlara katımızdan rızık olarak vermedik mi bunları ve fakat çoğu bilmez.
Ali Bulaç
Dediler ki: "Eğer seninle birlikte hidayete uyacak olursak, yerimizden (yurdumuzdan ve konumumuzdan) çekilip-kopartılırız." Oysa Biz onları, Kendi Katımız'dan bir rızık olarak herşeyin ürününün aktarılıp toplandığı, güvenli bir haremde yerleşik kılmadık mı? Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Bayraktar Bayraklı
“Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız” dediler. “Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.”
Diyanet İşleri
"Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız" dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
Edip Yüksel
Dediler ki, "Senin hidayetine uysak yurdumuzdan ediliriz." Onları, katımızdan her çeşit ürünün rızık olarak toplanıp götürüldüğü güvenli ve sınırlanmış bir bölgeye yerleştirmedik mi? Ne var ki çokları bilmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
"Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız" dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekkei Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
Erhan Aktaş
“Eğer seninle beraber doğru yoldan gidersek, yerimizden kovuluruz.” dediler. Katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün kendilerine getirildiği, saygı duyulan kutlu yere* güven içinde yerleştirmedik mi? Ne var ki onların çoğu bilmiyorlar.*
Hakkı Yılmaz
Ve onlar; “Biz seninle beraber doğru yol kılavuzuna uyarsak, yurdumuzdan atılırız” dediler. Biz onları, Kendi katımızdan bir rızık olarak, her şeyin semerelerinin toplanıp kendisine getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere/Mekke'ye* yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
Muhammed Esed
"Seninle aynı yolu izleyecek olursak kendi toprağımızdan koparıp atarlar bizi" diyorlar. Oysa, Katımızdan rızık olarak her türlü ürünün getirilip toplandığı, koruyucu örf altında güvenli bir yere yerleştirmedik mi onları? Ne var ki, çokları (bunun) farkında değil.
Mustafa İslamoğlu
Bir de: "Eğer seninle birlikte doğru yola girersek, yurdumuzdan yuvamızdan koparılırız" dediler. Ama onları, sayemizden her türlü ürünün gelip rızık olarak kendisinde toplandığı kutsal bir dokunulmazlığa sahip güvenli bir yere yerleştirmedik mi? Ne ki onların çoğu bunun farkında bile değil.
Suat Yıldırım
“Doğru söylüyorsun, ama biz sana tâbi olup o doğru yolu tutarsak, yerimizden yurdumuzdan olur, burada barınamayız” dediler. Oysa tarafımızdan bir rahmet olarak Biz, onları her türlü ürünün getirilip toplandığı, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Ne var ki onların çoğu bu nimetin kadrini bilmezler.*
Süleyman Ateş
Dediler ki: "Biz seninle beraber doğru yola gelirsek yurdumuzdan atılırız." Biz onlara kendi katımızdan bir rızık olarak, her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir mekan vermedikmi? Fakat çokları bilmezler.
Şaban Piriş
-Eğer, seninle birlikte doğru yolu tutacak olursak, ülkemizden sürülürüz, dediler. Oysa biz, onları katımızdan rızık olarak verdiğimiz ürünlerin gelip toplandığı emin ve saygın bir yere yerleştirmedik mi? Fakat, onların çoğu bilmezler.
Yaşar Nuri Öztürk
Dediler ki: "Eğer seninle birlikte yol alırsak, yerimizden, yurdumuzdan oluruz." Biz onları, katımızdan rızık olarak gelen tüm ürünlerin derkenip toplandığı güvenli, saygıdeğer bir mekana yerleştirmedik mi? Ama bunların çoğu bilmiyor ki!
Edip-Layth-Martha
They said, "If we follow the guidance with you, we will be deposed from our land." Did We not establish for them a safe territory, to which all kinds of fruits are offered, as a provision from Us? Indeed, most of them do not know.
Muhammad Asad
Now some say, If we were to follow the guidance to which thou invitest us, we would be torn away from our very soil!"* Why - have We not established for them a sanc­tuary secure, to which, as a provision from Us, shall be gathered the fruits of all (good) things?* But most of them are unaware [of this truth].
Rashad Khalifa
They said, "If we follow your guidance, we will suffer persecution." Did we not establish for them a Sacred Sanctuary, to which all kinds of fruits are offered, as a provision from us? Indeed, most of them do not know.,
The Monotheist Group
And they said: "If we follow the guidance with you, we will be deposed from our land." Did We not establish for them a safe territory, to which all kinds of fruits are offered, as a provision from Us? Indeed, most of them do not know.