Kasas Sûresi63. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (18 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1قالق و لGVLḳālederler(Will) say
2الذينelleƶīneolanlarthose -
3حقح ق قḪGGHaḳḳahak(has) come true
4عليهمǎleyhimuüzerlerineagainst whom
5القولق و لGVLl-ḳavlusözthe Word,
6ربنار ب بRBBrabbenāRabbimiz"""Our Lord!"
7هؤلاءhā'ulā'işunlardırThese
8الذينelleƶīnekimseler(are) those whom
9أغويناغ و يĞVYeğveynāazdırdıklarımızwe led astray.
10أغويناهمغ و يĞVYeğveynāhumonları azdırdıkWe led them astray
11كماkemāgibias
12غويناغ و يĞVYğaveynākendimiz azdığımızwe were astray.
13تبرأناب ر اBREteberra'nāuzak olduğumuzuWe declare our innocence
14إليكileykesana arz ederizbefore You.
15ماzatenNot
16كانواك و نKVNkānūonlar değildithey used (to)
17إياناiyyānābize"worship us."""
18يعبدونع ب دABD̃yeǎ'budūnetapanlardan"worship us."""

Mealler

Arapça (Harekesiz)

قال الذين حق عليهم القول ربنا هولاء الذين اغوينا اغوينهم كما غوينا تبرانا اليك ما كانوا ايانا يعبدون

Arapça (Harekeli)

قَالَ الَّذِينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ رَبَّنَا هَؤُلَاءِ الَّذِينَ أَغْوَيْنَا أَغْوَيْنَاهُمْ كَمَا غَوَيْنَا تَبَرَّأْنَا إِلَيْكَ مَا كَانُوا إِيَّانَا يَعْبُدُونَ

Transliterasyon

Kâlellezîne hakka aleyhimul kavlu rabbenâ hâulâillezîne agveynâ, agveynâhum kemâ gaveynâ, teberre’nâ ileyke mâ kânû iyyânâ ya’budûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Q<span class="u">a</span>la alla<span class="u">th</span>eena <span class="u">h</span>aqqaAAalayhimu alqawlu rabban<span class="u">a</span> h<span class="u">a</span>ol<span class="u">a</span>-i alla<span class="u">th</span>eenaaghwayn<span class="u">a</span> aghwayn<span class="u">a</span>hum kam<span class="u">a</span> ghawayn<span class="u">a</span>tabarra/n<span class="u">a</span> ilayka m<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>noo iyy<span class="u">a</span>n<span class="u">a</span>yaAAbudoon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Azâp edeceğimize dâir söylediğimiz sözü hakedenler, Rabbimiz derler, işte şunlar, azdırdığımız kişiler, biz nasıl azmışsak onları da öyle azdırdık. Onlardan uzaklaştık, tapına geldik; onlar, bize tapmıyorlardı zâten.

Ali Bulaç

Üzerlerine (azap) sözü hak olanlar derler ki: "Rabbimiz, işte bizim azdırıp-saptırdıklarımız bunlar; kendimiz azıp saptığımız gibi, onları da azdırıp saptırdık. (Şimdiyse) Sana (gelip onlardan) uzaklaşmış bulunmaktayız. Onlar bize tapıyor da değillerdi.

Bayraktar Bayraklı

O gün, söz aleyhlerine gerçekleşmiş olanlar, “Ey Rabbimiz! Şunlar azdırdığımız kimselerdir. Biz nasıl azmışsak, onları da öyle azdırdık. Onlardan uzaklaşıp sana geldik, zaten onlar bize tapmıyorlardı” derler.

Diyanet İşleri

(O gün) aleyhlerine söz (hüküm) gerçekleşmiş olanlar: Rabbimiz! Şunlar azdırdığımız kimselerdir. Biz nasıl azmışsak onları da öylece azdırdık (yoksa onları zorlayan bir gücümüz yoktu. Onların suçlarından) beri olduğumuzu sana arzederiz. Zaten onlar aslında bize tapmıyorlardı (kendi arzularına tapıyorlardı), derler.

Edip Yüksel

Aleyhlerinde yargının gerçekleştiği kimseler, "Rabbimiz, şunlar bizim saptırdığımız kimselerdir; biz kendimiz sapmış olduğumuz için onları saptırdık. Onları bırakıp sana sığınıyoruz. Onlar aslında bize hizmet etmiyorlardı" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

(O gün) haklarında azaba itilme, hükmü gerçekleşen kimseler, "Rabbimiz! Biz nasıl azmışsak, işte bu azmışları da öylece azdırdık. (Onların suçlarından) beri olduğumuzu sana arzederiz. Zaten onlar aslında bizlere tapmıyorlardı." derler.

Erhan Aktaş

Haklarında sözün gerçekleştiği* kimseler: “Rabb’imiz! İşte bunlar azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık.* Uzak olduğumuzu* Sana arz ederiz. Zaten onlar, bize kulluk etmiyorlardı.” dediler.

Hakkı Yılmaz

Haklarında Söz gerçekleşen kimseler; “Rabbimiz! İşte bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir. Biz nasıl azmışsak, işte bunları da öylece biz azdırdık. Biz, Sana karşı uzak olduk. Onlar sadece bizlere tapmıyorlardı” derler.

Muhammed Esed

(Bunun üzerine, vaktiyle yapılan) uyarının apaçık aleyhlerine tecelli ettiğini gören kimseler: "Ey Rabbimiz!" diyecekler, "Bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir; (evet,) biz kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık (Ama şimdi) onları Senin hükmüne bırakıyoruz; zaten onların tapındığı gerçekte biz değildik".

Mustafa İslamoğlu

Aleyhlerindeki sözün gerçekleştiğini gören kimseler: "Rabbimiz!" diyecekler; "İşte şunlar bizim azdırdıklarımız; kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık: (onlarla) ilişiğimizi kesip sana sığınıyoruz; zaten onlar aslında bize tapıyor değildiler."

Suat Yıldırım

(Şeytanlardan ve insanlardan putlaştırılmış oldukları için) kendileri hakkında azap hükmü kesinleşmiş olanlar: “Ulu Rabbimiz! İşimiz meydanda, azdırdığımız kimseler işte karşımızda, inkâr edemeyiz. Ama sırf kötülük olsun diye değil, kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onları zorlamadık. Onların iddiaları ile, onların bizi putlaştırmaları ile hiçbir ilişkimiz olmadığını ilan ediyoruz, Sana sığınıyoruz. Zaten aslında onlar bize tapmıyorlardı, kendi hevalarına tapıyorlardı. ”*

Süleyman Ateş

(Azab) söz(ü) üzerlerine hak olanlar: "Rabbimiz, azdırdıklarımız şunlar. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. (Biz azdık, onlar da bize uydular. Onların yaptıklarından) uzak olduğumuzu, (bu hususta bizim suçumuz olmadığını) sana arz ederiz. Zaten onlar bize tapmıyorlardı (kendi arzularına tapıyorlardı)." derler.

Şaban Piriş

Hüküm aleyhlerinde gerçekleşmiş olanlar:-Rabbimiz, işte azdırdıklarımız onlardır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklaştık, sana geldik. Zaten onlar bize de kulluk etmiyorlardı, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Üzerlerine hüküm hak olanlar şöyle diyecekler: "Rabbimiz, azdırdıklarımız işte şunlar. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzak olduğumuzu sana arz ediyoruz. Zaten onlar bize kulluk / ibadet etmiyorlardı."

Edip-Layth-Martha

Those who have deserved the retribution will say, "Our Lord, these are the ones we misled; we misled them only because we ourselves were misled. We seek to absolve ourselves to You, it was not us that they served."

Muhammad Asad

[whereupon] they against whom the word [of truth] shall thus stand revealed* will exclaim: O our Sustainer! Those whom we caused to err so grievously, we but caused to err as we our&shy;selves had been erring.* We [now] disavow them before Thee: it was not us that they worshipped!"*

Rashad Khalifa

Those who incurred the judgment will say, "Our Lord, these are the ones we misled; we misled them only because we ourselves had gone astray. We now devote ourselves totally to You. They were not really worshipping us.",

The Monotheist Group

Those who have deserved the retribution will say: "Our Lord, these are the ones we misled; we misled them only because we ourselves were misled. We seek to absolve ourselves to You, it was not us that they worshipped."