Kasas Sûresi82. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (26 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وأصبح | ص ب حṦBḪ | ve eSbeHa | ve başladılar | And began, |
| 2 | الذين | — | elleƶīne | those who | |
| 3 | تمنوا | م ن يMNY | temennev | ve isteyenler | (had) wished |
| 4 | مكانه | ك و نKVN | mekānehu | onun yerinde olmayı | his position |
| 5 | بالأمس | — | bil-emsi | dün | the day before |
| 6 | يقولون | ق و لGVL | yeḳūlūne | demeğe | (to) say, |
| 7 | ويكأن | — | veykeenne | vay demek ki | """Ah! That" |
| 8 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 9 | يبسط | ب س طBSŦ | yebsuTu | bollaştırıyor | extends |
| 10 | الرزق | ر ز قRZG | r-rizḳa | rızkı | the provision |
| 11 | لمن | — | limen | kimseye | for whom |
| 12 | يشاء | ش ي اŞYE | yeşā'u | dilediği | He wills |
| 13 | من | — | min | -ndan | of |
| 14 | عباده | ع ب دABD̃ | ǐbādihi | kulları- | His slaves, |
| 15 | ويقدر | ق د رGD̃R | ve yeḳdiru | ve kısıyor | and restricts it. |
| 16 | لولا | — | levlā | olmasaydı | If not |
| 17 | أن | — | en | that | |
| 18 | من | م ن نMNN | menne | lutfetmesi | Allah had favored |
| 19 | الله | — | llahu | Allah'ın | Allah had favored |
| 20 | علينا | — | ǎleynā | bize | [to] us |
| 21 | لخسف | خ س فḢSF | leḣasefe | yere batırırdı | He would have caused it to swallow us. |
| 22 | بنا | — | binā | bizi de | He would have caused it to swallow us. |
| 23 | ويكأنه | — | veykeennehu | demekki gerçekten | Ah! That |
| 24 | لا | — | lā | not | |
| 25 | يفلح | ف ل حFLḪ | yufliHu | iflah olmaz | will succeed |
| 26 | الكافرون | ك ف رKFR | l-kāfirūne | kafirler | "the disbelievers.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واصبح الذين تمنوا مكانه بالامس يقولون ويكان الله يبسط الرزق لمن يشاء من عباده ويقدر لولا ان من الله علينا لخسف بنا ويكانه لا يفلح الكفرون
Arapça (Harekeli)
وَأَصْبَحَ الَّذِينَ تَمَنَّوْا مَكَانَهُ بِالْأَمْسِ يَقُولُونَ وَيْكَأَنَّ اللَّهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَن يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَيَقْدِرُ لَوْلَا أَن مَّنَّ اللَّهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَا وَيْكَأَنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ
Transliterasyon
Ve asbehallezîne temennev mekânehu bil emsi yekûlûne vey keennellâhe yebsutur rızka li men yeşâu min ıbâdihî ve yakdir|u|, lev lâ en mennallâhu aleynâ le hasefe binâ, vey keennehu lâ yuflihul kâfirûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waa<span class="u">s</span>ba<span class="u">h</span>a alla<span class="u">th</span>eenatamannaw mak<span class="u">a</span>nahu bi<span class="b">a</span>l-amsi yaqooloona waykaannaAll<span class="u">a</span>ha yabsu<span class="u">t</span>u a<span class="b">l</span>rrizqa liman yash<span class="u">a</span>omin AAib<span class="u">a</span>dihi wayaqdiru lawl<span class="u">a</span> an manna All<span class="u">a</span>huAAalayn<span class="u">a</span> lakhasafa bin<span class="u">a</span> waykaannahu l<span class="u">a</span> yufli<span class="u">h</span>ualk<span class="u">a</span>firoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Dün, onun yerinde olmayı dileyenler, öylesine sabahladılar ki hey gidi hey diyorlardı, şüphe yok ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını bollaştırmada, dilediğini daraltmada, Allah lûtfetmeseydi bize, bizi de yere geçirirdi ve hey gidi hey, şüphe yok ki kâfirler kurtulmazlar, muratlarına ermezler.
Ali Bulaç
Dün, onun yerinde olmayı dileyenler, sabahladıklarında: "Vay, demek ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletip-yaymakta ve kısıp-daraltmaktadır. Eğer Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de şüphesiz batırırdı. Vay, demek gerçekten inkar edenler felah bulamaz" demeye başladılar.
Bayraktar Bayraklı
Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler, “Demek ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletiyor; dilediğine de daraltıyor. Şâyet Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay! Demek ki inkârcılar iflah olmazmış!” demeye başladılar.
Diyanet İşleri
Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler: Demek ki, Allah rızkı, kullarından dilediğine bol veriyor, dilediğine de az. Şayet Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay! Demek ki inkarcılar iflah olmazmış! demeye başladılar.
Edip Yüksel
Bir önceki gün onun durumuna imrenenler, "Demek ki ALLAH kullarından dilediğine rızkı bol verir, dilediğine de kısar. ALLAH bize lütfetmeseydi bizi de batırırdı. Demek kafirler başarıya ulaşamazlar" demeye başladılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler de: "Demek ki Allah kullarından dilediğine rızkı çok da, az da verir. Şayet Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki inkârcılar iflah olmazmış" demeye başladılar.
Erhan Aktaş
Dün, onun yerinde olmayı isteyenler; bugün, “Demek ki, kullarından dilediğine rızkı genişleten ve ölçülendiren Allah’mış. Eğer Allah bize lutfetmiş* olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay be! Demek ki gerçeği yalanlayan nankörler kurtuluşa eremezler.” dediler.
Hakkı Yılmaz
Ve daha dün onun yerinde olmayı isteyenler, “Demek ki Allah kullarından dilediğine rızkı genişletiyor ve daraltıyor. Şâyet Allah bize armağan vermiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Ve demek ki kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenler kendilerini kurtaramıyorlar” diyerek sabahladılar.
Muhammed Esed
Ve daha dün onun yerinde olmak isteyenler: "Vah bize!" dediler, "Demek ki, kullarından dilediğine rızkı geniş tutan, dilediğine de ölçülü-idareli veren Allah'mış! Ya Allah bize lütfetmemiş olsaydı, hiç şüphe yok, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vah vah, demek, hakkı inkar edenler iflah olmazmış!"
Mustafa İslamoğlu
Daha dün onun yerinde olmaya can atanlar diyordu ki: "Vay canına! Demek ki kullarından dileyenin rızkını genişletmeyi dileyen, dileyenin kini de sınırlamayı dileyen Allah'mış! Eğer Allah bize lutfetmemiş olsaydı, elbet bizi de yerin dibine geçirirdi! Vay be! Görülen o ki, meğer nankörler asla iflah olmazmış!"
Suat Yıldırım
Daha dün onun yerinde olmaya can atanlar bu sabah şöyle dediler: “Vah bize! Meğer Allah dilediği kimsenin rızkını bol bol verir, dilediğinin rızkını kısarmış! Şayet Allah bize lütfedip korumasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vah vah! Demek ki gerçekten kâfirler iflah olmazmış! ”
Süleyman Ateş
Dün onun yerinde olmayı isteyenler: "Vay, demek Allah kullarından dilediğine rızkı açar ve kısar. Allah bize lutfetmiş olmasaydı, bizi de yere batırırdı. Demek gerçekten kafirler iflah olmaz!" demeğe başladılar.
Şaban Piriş
Daha dün, onun yerinde olmayı arzu edenler:-Vay, demek ki, Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletiyor ve dilediğininkini daraltıyormuş. Allahın bize nimetleri olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay, demek ki inkarcılar kurtuluşa eremezlermiş, demeye başladılar.
Yaşar Nuri Öztürk
Akşam onun mevkiine / konumuna imrenenler sabah şöyle diyorlardı: "Vay be! Allah, kullarından dilediğine rızkı açıp yayıyor, dilediğine de ölçüyle veriyor / kısıyor. Allah bize lütufta bulunmasaydı, vallahi bizi de batırmıştı. Demek ki, inkarcılar asla iflah etmiyorlar."
Edip-Layth-Martha
Those who wished they were in his place the day before said, "Indeed it is God Who provides or restricts for whomever He chooses from among His servants. Had it not been for God's grace towards us, He could have caused the earth to swallow us as well. We now realize that the ingrates never succeed."
Muhammad Asad
And on the morrow, those who but yesterday had longed to be in his place exclaimed: Alas [for our not having been aware] that it is indeed God [alone] who grants abundant sustenance, or gives it in scant measure, unto whichever He wills of His crea­tures! Had not God been gracious to us, He might have caused [the earth] to swallow us, too! Alas [for our having forgotten] that those who deny the truth can never attain to a happy state!"
Rashad Khalifa
Those who were envious of him the day before said, "Now we realize that GOD is the One who provides for whomever He chooses from among His servants, and withholds. If it were not for GOD's grace towards us, He could have caused the earth to swallow us too. We now realize that the disbelievers never succeed.",
The Monotheist Group
And those who wished they were in his place the day before said: "Indeed it is God Who provides or restricts for whoever He chooses from among His servants. Had it not been for the grace of God towards us, He could have caused the earth to swallow us as well. We now realize that the rejecters never succeed."