Ankebut Sûresi37. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (7 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فكذبوه | ك ذ بKZ̃B | fekeƶƶebūhu | onu yalanladılar | But they denied him, |
| 2 | فأخذتهم | ا خ ذ EḢZ̃ | feeḣaƶethumu | bu yüzden onları yakaladı | so seized them |
| 3 | الرجفة | ر ج فRCF | r-racfetu | deprem | the earthquake, |
| 4 | فأصبحوا | ص ب حṦBḪ | fe eSbeHū | ve kaldılar | and they became |
| 5 | في | — | fī | in | |
| 6 | دارهم | د و رD̃VR | dārihim | yurtlarında | their home |
| 7 | جاثمين | ج ث مCS̃M | cāṧimīne | diz üstü çöküp | fallen prone. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فكذبوه فاخذتهم الرجفة فاصبحوا فى دارهم جثمين
Arapça (Harekeli)
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا فِي دَارِهِمْ جَاثِمِينَ
Transliterasyon
Fe kezzebûhu fe ehazethumur recfetu fe asbehû fî dârihim câsimîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Faka<span class="u">thth</span>aboohu faakha<span class="u">th</span>at-humua<span class="b">l</span>rrajfatu faa<span class="u">s</span>ba<span class="u">h</span>oo fee d<span class="u">a</span>rihim j<span class="u">a</span>thimeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken yalanlamışlardı onu da onları bir sarsıntı, helâk edivermişti, derken evlerinde diz çökmüş bir halde yerlere yığılıp helâk oluvermişlerdi.
Ali Bulaç
Ancak onu yalanladılar; bunun üzerine onları amansız bir sarsıntı yakalayıverdi, böylelikle kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.
Bayraktar Bayraklı
Fakat onu yalanladılar; bu yüzden, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında dizüstü çöküverdiler.
Diyanet İşleri
Fakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.*
Edip Yüksel
Onu yalanladılar, nihayet kendilerini bir deprem yakaladı ve evlerinde diz üstü çöküp kaldılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Erhan Aktaş
Fakat onu yalanladılar. Bu nedenle onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı; yurtlarında yerle bir oldular.
Hakkı Yılmaz
Bunun üzerine o'nu yalanladılar, sonra da kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Muhammed Esed
Fakat, halkı o'nu yalanladı. Bu yüzden bir yer sarsıntısına maruz kaldılar: ve yurtlarında cansız bir şekilde yere serildiler.
Mustafa İslamoğlu
Ne var ki onu yalanladılar; derken şiddetli bir sarsıntı onları ansızın yakalayıverdi ve kendi yurtlarında cansız donakaldılar.
Suat Yıldırım
Fakat onlar kendisini yalancı saydılar. Bunun üzerine müthiş bir zelzele, kendilerini kıskıvrak yakalayıverdi, oldukları yerde çökekaldılar.
Süleyman Ateş
Onu yalanladılar, bu yüzden onları (o müthiş) deprem yakaladı, yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.
Şaban Piriş
Ama onu yalanladılar, bunun üzerine onları korkunç bir sarsıntı yakaladı ve oldukları yerde yapışıp kaldılar.
Yaşar Nuri Öztürk
Onu hemen yalanladılar. Bunun üzerine kendilerini korkunç bir sarsıntı yakaladı da öz yurtlarında diz üstü çökenler haline geldiler.
Edip-Layth-Martha
But they denied him, thus the earthquake took them; they were then left dead in their homes.
Muhammad Asad
But they gave him the lie. Thereupon an earthquake overtook them: and then they lay lifeless, in their very homes, on the ground.*
Rashad Khalifa
They disbelieved him and, consequently, the earthquake annihilated them; they were left dead in their homes by morning.,
The Monotheist Group
But they denied him, so the earthquake took them; thus they became lifeless in their dwelling.