Ankebut Sûresi38. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (16 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1وعاداع و دAVD̃ve ǎādenve Ad'ıAnd Aad
2وثمودve ṧemūdeve Semud'uand Thamud,
3وقدve ḳadve gerçektenand verily,
4تبينب ي نBYNtebeyyenebu belli olmaktadır(has) become clear
5لكمlekumsizeto you
6منmin-denfrom
7مساكنهمس ك نSKNmesākinihimoturdukları yerler-their dwellings.
8وزينز ي نZYNve zeyyeneve süslediAnd made fair-seeming
9لهمlehumuonlarato them
10الشيطانش ط نŞŦNş-şeyTānuşeytanthe Shaitaan
11أعمالهمع م لAMLeǎ'mālehumyaptıkları işlerinitheir deeds
12فصدهمص د دṦD̃D̃fe Saddehumve onları çıkardıand averted them
13عنǎni-danfrom
14السبيلس ب لSBLs-sebīliyol-the Way,
15وكانواك و نKVNvekānūve oldularthough they were
16مستبصرينب ص رBṦRmustebSirīnegörenlerdenendowed with insight.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

وعادا وثمودا وقد تبين لكم من مسكنهم وزين لهم الشيطن اعملهم فصدهم عن السبيل وكانوا مستبصرين

Arapça (Harekeli)

وَعَادًا وَثَمُودَ وَقَد تَّبَيَّنَ لَكُم مِّن مَّسَاكِنِهِمْ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبِيلِ وَكَانُوا مُسْتَبْصِرِينَ

Transliterasyon

Ve âden ve semûde ve kad tebeyyene lekum min mesâkinihim, ve zeyyene lehumuş şeytânu a’mâlehum fe saddehum anis sebîli ve kânû mustebsırîn|e|.

Transliteration (Eng.)

WaAA<span class="u">a</span>dan wathamooda waqad tabayyanalakum min mas<span class="u">a</span>kinihim wazayyana lahumu a<span class="b">l</span>shshay<span class="u">ta</span>nuaAAm<span class="u">a</span>lahum fa<span class="u">s</span>addahum AAani a<span class="b">l</span>ssabeeli wak<span class="u">a</span>noomustab<span class="u">s</span>ireen<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Âd'le Semûd'u da helâk etmiştik ve gerçekten de yerlerinden apaçık anlamaktasınız ve Şeytan, onların yaptıklarını, bezemişti kendilerine ve gerçeği gördükleri halde yoldan çelmişti onları.

Ali Bulaç

Ad'ı ve Semud'u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi.

Bayraktar Bayraklı

Âd ve Semûd toplumlarını da helâk ettik. Helâkleri, evlerinin kalıntılarından size belli olmaktadır. Şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterip, onları doğru yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar gerçeği görebilirlerdi.

Diyanet İşleri

Âd ve Semud'u da (helak ettik). Sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar.

Edip Yüksel

Aynı şekilde, Ad ve Semud'u da… Akıbetleri, oturmuş oldukları yerlerden size belli olmaktadır. Sapkın işlerini onlara süslü göstererek onları yoldan saptırdı. Halbuki görüp anlayacak yeteneğe sahiptiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ad ve Semud'u da (helak ediverdik). Sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar.

Erhan Aktaş

Ad ve Semud’un sonları da yurtlarının durumundan size belli olmaktadır. Şeytan yaptıklarını güzel göstererek onların yanlış yolu seçmelerine sebep oldu. Oysaki doğruyu görebilirlerdi.

Hakkı Yılmaz

Âd ve Semûd toplumlarını değişime/ yıkıma uğrattık. Onların değişime/ yıkıma uğramaları, onların yurtlarından size kesinlikle besbelli olmuştur. Ve şeytan onlara, yaptıklarını süsledi de onları yoldan alıkoydu. Hâlbuki onlar görüp anlayan kimselerdi.

Muhammed Esed

MESKEN ve barınakların(ın kalıntıların)dan açıkça görüleceği gibi, 'Âd ve Semûd (kavimlerini de yok ettik). (Onlar yıkılıp gittiler.) Çünkü Şeytan onlara işledikleri (günahları) güzel gösterdi ve böylece onları, hakikati kavrama yeteneğine sahip oldukları halde, (Allah'ın) yol(un)dan alıkoydu.

Mustafa İslamoğlu

Onlara ait mesken kalıntılarının da ayan açık önünüze koyduğu gibi, Ad ve Semut da (benzer bir akıbete uğradı); zira Şeytan onlara işledikleri (kötülükleri) süslü göstermişti: sonunda onlar, üstelik açıkgöz ve uyanık (geçinen) kimseler oldukları halde yoldan saptılar.

Suat Yıldırım

Âd ve Semûd halklarını da imha ettik. Siz ey (Mekkeliler) bunu, kalan ev harabelerinden anlıyorsunuzdur. Şeytan onlara yaptıkları kötü işleri süsledi ve onları yoldan çıkardı. Halbuki onlar aklı fikri yerinde, açıkgöz kimselerdi.

Süleyman Ateş

Ad ve Semud'u da (helak ettik). Bu, oturdukları yerlerden size belli olmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri süsleyip onları yoldan çıkardı. Oysa bakıp ibret alabilirlerdi (ama almadılar).

Şaban Piriş

Ad ve Semud kavimlerini yok ettik. Onların meskenlerinden bu apaçık size belli olmuştur. Şeytan, onlara yaptıklarını güzel göstermiş ve onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar gerçeği görebilirlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Ad'ı, Semud'u da böyle yaptık. Bu, onların yurtlarından / meskenlerinden açıkça belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süsleyip püslemişti de kendilerini yoldan çıkarmıştı. Oysa ki, bakıp görebilen insanlardı.

Edip-Layth-Martha

And Aad and Thamud. Much was made apparent to you from their dwellings. The devil had adorned their works in their eyes, thus he diverted them from the path, even though they could see.

Muhammad Asad

AND [the tribes of] Ad and Thamud* [too, did We destroy -] as should have become obvious to you from [whatever there remains of] their dwellings.* [They perished] because Satan had made their [sinful] doings seem goodly to them, and thus had barred them from the path [of God] despite their having been endowed with the ability to perceive the truth.*

Rashad Khalifa

Similarly, 'Aad and Thamoud (were annihilated). This is made manifest to you through their ruins. The devil had adorned their works in their eyes, and had diverted them from the path, even though they had eyes.,

The Monotheist Group

And 'Aad and Thamud. Much was made apparent to you from their dwellings. The devil had adorned their works in their eyes, thus he diverted them from the path, even though they could see.