Ankebut Sûresi40. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (28 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فكلا | ك ل لKLL | fekullen | nitekim hepsini | So each |
| 2 | أخذنا | ا خ ذ EḢZ̃ | eḣaƶnā | yakaladık | We seized |
| 3 | بذنبه | ذ ن بZ̃NB | biƶenbihi | günahıyla | for his sin. |
| 4 | فمنهم | — | feminhum | onlardan | Then of them |
| 5 | من | — | men | kiminin | (was he) who, |
| 6 | أرسلنا | ر س لRSL | erselnā | gönderdik | We sent |
| 7 | عليه | — | ǎleyhi | üstüne | on him |
| 8 | حاصبا | ح ص بḪṦB | HāSiben | taş yağdıran bir fırtına | a violent storm, |
| 9 | ومنهم | — | ve minhum | ve onlardan | and of them |
| 10 | من | — | men | kimini | (was he) who, |
| 11 | أخذته | ا خ ذ EḢZ̃ | eḣaƶethu | yakaladı | seized him |
| 12 | الصيحة | ص ي حṦYḪ | S-SayHatu | korkunç bir ses | the awful cry |
| 13 | ومنهم | — | ve minhum | ve onlardan | and of them |
| 14 | من | — | men | kimini | (was he) who, |
| 15 | خسفنا | خ س فḢSF | ḣasefnā | batırdık | We caused to swallow |
| 16 | به | — | bihi | onunla | him, |
| 17 | الأرض | ا ر ضERŽ | l-erDe | yere | the earth |
| 18 | ومنهم | — | ve minhum | ve onlardan | and of them |
| 19 | من | — | men | kimini | (was he) who, |
| 20 | أغرقنا | غ ر قĞRG | eğraḳnā | boğduk | We drowned. |
| 21 | وما | — | ve mā | ve | And not |
| 22 | كان | ك و نKVN | kāne | değildi | was |
| 23 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 24 | ليظلمهم | ظ ل مƵLM | liyeZlimehum | onlara zulmedecek | to wrong them |
| 25 | ولكن | — | velākin | fakat | but |
| 26 | كانوا | ك و نKVN | kānū | onlar | they were |
| 27 | أنفسهم | ن ف سNFS | enfusehum | kendi kendilerine | themselves |
| 28 | يظلمون | ظ ل مƵLM | yeZlimūne | zulmediyorlardı | doing wrong. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فكلا اخذنا بذنبه فمنهم من ارسلنا عليه حاصبا ومنهم من اخذته الصيحة ومنهم من خسفنا به الارض ومنهم من اغرقنا وما كان الله ليظلمهم ولكن كانوا انفسهم يظلمون
Arapça (Harekeli)
فَكُلًّا أَخَذْنَا بِذَنبِهِ فَمِنْهُم مَّنْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِ حَاصِبًا وَمِنْهُم مَّنْ أَخَذَتْهُ الصَّيْحَةُ وَمِنْهُم مَّنْ خَسَفْنَا بِهِ الْأَرْضَ وَمِنْهُم مَّنْ أَغْرَقْنَا وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَكِن كَانُوا أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Transliterasyon
Fe kullen ehaznâ bi zenbih|i|, fe minhum men erselnâ aleyhi hâsıbâ(hâsıben), ve minhum men ehazethussayhah(sayhatu), ve minhum men hasefnâbihil ard|a|, ve minhum men agraknâ, ve mâ kânâllâhu li yazlimehum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Fakullan akha<span class="u">th</span>n<span class="u">a</span> bi<span class="u">th</span>anbihifaminhum man arsaln<span class="u">a</span> AAalayhi <span class="u">has</span>iban waminhum manakha<span class="u">th</span>at-hu a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>ay<span class="u">h</span>atu waminhum mankhasafn<span class="u">a</span> bihi al-ar<span class="u">d</span>a waminhum man aghraqn<span class="u">a</span>wam<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>na All<span class="u">a</span>hu liya<span class="i"><span class="u">th</span></span>limahumwal<span class="u">a</span>kin k<span class="u">a</span>noo anfusahum ya<span class="i"><span class="u">th</span></span>limoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Hepsini de suçları yüzünden helâk ettik. Onlardan, üstlerine kasırgayla taş yağdırdıklarımız var ve onlardan, bir bağırışla helâk olanlar var ve onlardan yere geçirdiğimiz var ve onlardan sulara garkettiğimiz var ve Allah zulmetmemişti onlara ve fakat onlar, kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
Ali Bulaç
İşte Biz, onların her birini kendi günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedici değildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Bayraktar Bayraklı
Herbirini günahından dolayı yakaladık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik; kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Diyanet İşleri
Nitekim, onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Edip Yüksel
Hepsini günahlarıyla yakaladık. Onlardan kimine çılgın bir fırtına gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de boğduk. Onlara zulmeden ALLAH değildi; onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nitekim onlardan herbirini günahları sebebiyle suç üstü yakaladık: Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine yazık ediyorlardı.
Erhan Aktaş
Bunun üzerine suçları nedeniyle hepsini cezalandırdık. Bir kısmının üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik. Kimisini de korkunç bir ses yakaladı. Kimisini de yerin dibine geçirdik. Kimisini de boğduk. Böyle yapmakla, Allah onlara haksızlık yapmadı. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.
Hakkı Yılmaz
İşte hepsini günahları sebebiyle yakaladık: Onlardan kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, onlardan kimini korkunç bir ses yakaladı, onlardan kimini yerin dibine geçirdik, onlardan kimini de suda boğduk. Ve Allah onlara haksızlık etmiyordu velâkin onlar şirk koşmak sûretiyle kendilerine haksızlık ediyorlardı.
Muhammed Esed
Çünkü onların her birini günahlarından dolayı hesaba çektik: Kiminin tepesinde ölümcül fırtınalar estirdik; kimini (âni) bir kasırga yok etti; kimisini yerin dibine geçirdik ve kimisi de suda boğulup gitti. Onlara haksızlık yapan Allah değildi, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlardı.
Mustafa İslamoğlu
Sonuçta her birini günahlarından dolayı enseledik: Ve onlardan kimileri üzerinde (bela) fırtınası estirdik, kimisini de sarsıcı bir azap çığlığı yakaladı; yine onlardan bizı kimseleri yerin dibine geçirdik, bazılarını da boğulmaya terk ettik: Ne var ki onlara zulmeden asla Allah değildi; ve fakat onlar asıl kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
Suat Yıldırım
Onlardan her birini kendi suçu sebebiyle cezaya çarptırdık: Kiminin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik, kimini korkunç bir gürültü bastırıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmedi, onlar asıl kendi kendilerine zulmettiler.
Süleyman Ateş
Nitekim hepsini günahiyle yakaladık. Onlardan kiminin üstüne taş yağdıran bir fırtına gönderdik, kimini korkunç ses yakaladı, kimini yere batırdık, kimini de boğduk. Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Şaban Piriş
Hepsini günahlarıyla birlikte yakaladık. Onlardan kiminin üzerine taş savuran kasırga gönderdik. Kimini bir çığlık yakaladı. Kimini de yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah, onlara zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Herbirini kendi günahı ile yakaladık. Bazılarının üstüne taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Bir kısmını, o korkunç titreşimli ses yakaladı. Onlardan, yere batırdıklarımız da oldu. Bazılarını da boğduk. Allah onlara zulmedecek değildi. Fakat onlar kendi benliklerine zulmediyorlardı.
Edip-Layth-Martha
We took each by his sins. Some of them We sent upon violent winds, some of them were taken by the scream, some of them We caused the earth to swallow, and some of them We drowned. God is not the One who wronged them; it is they who wronged themselves.
Muhammad Asad
For, every one of them, did We take to task for his sin: and so, upon some of them We let loose a deadly storm wind; and some of them were overtaken by a [sudden] blast;* and some of them We caused to be swallowed by the earth: and some of them We caused to drown. And it was not God who wronged them, but it was they who had wronged themselves.
Rashad Khalifa
All those disbelievers were doomed as a consequence of their sins. Some of them we annihilated by violent winds, some were annihilated by the quake, some we caused the earth to swallow, and some we drowned. GOD is not the One who wronged them; it is they who wronged their own souls.,
The Monotheist Group
We took each by his sins. Some of them We sent upon him violent winds, some of them were taken by the scream, some of them We caused the earth to swallow, and some of them We drowned. God is not the One who wronged them; it is they who wronged themselves.