Ankebut Sûresi39. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وقارون | — | ve ḳārūne | ve Kaarun'u | And Qarun, |
| 2 | وفرعون | — | ve fir'ǎvne | ve Fir'avn'ı | and Firaun |
| 3 | وهامان | — | ve hāmāne | ve Haman'ı | and Haman. |
| 4 | ولقد | — | veleḳad | ve andolsun | And certainly |
| 5 | جاءهم | ج ي اCYE | cā'ehum | onlara geldi | came to them |
| 6 | موسى | — | mūsā | Musa | Musa |
| 7 | بالبينات | ب ي نBYN | bil-beyyināti | açık kanıtlarla | with clear evidences, |
| 8 | فاستكبروا | ك ب رKBR | festekberū | fakat onlar büyüklük tasladılar | but they were arrogant |
| 9 | في | — | fī | in | |
| 10 | الأرض | ا ر ضERŽ | l-erDi | o yerde | the earth, |
| 11 | وما | — | ve mā | ama | and not |
| 12 | كانوا | ك و نKVN | kānū | değillerdi | they could |
| 13 | سابقين | س ب قSBG | sābiḳīne | geçip gidecek | outstrip Us. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وقرون وفرعون وهمن ولقد جاءهم موسى بالبينت فاستكبروا فى الارض وما كانوا سبقين
Arapça (Harekeli)
وَقَارُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَلَقَدْ جَاءَهُم مُّوسَى بِالْبَيِّنَاتِ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْأَرْضِ وَمَا كَانُوا سَابِقِينَ
Transliterasyon
Ve kârûne ve fir’avne ve hâmâne ve lekad câehum mûsâ bil beyyinâti festekberû fîl ardı ve mâ kânû sâbikîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waq<span class="u">a</span>roona wafirAAawna wah<span class="u">a</span>m<span class="u">a</span>nawalaqad j<span class="u">a</span>ahum moos<span class="u">a</span> bi<span class="b">a</span>lbayyin<span class="u">a</span>ti fa<span class="b">i</span>stakbaroofee al-ar<span class="u">d</span>i wam<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>noo s<span class="u">a</span>biqeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve Kârun'u ve Firavun'u ve Hâmân'ı da helâk etmiştik ve andolsun ki Mûsâ, onlara apaçık delillerle gelmişken tuttular da, yeryüzünde ululanmaya kalkıştılar ve azâbı da savuşturamadılar.
Ali Bulaç
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (yıkıma uğrattık). Andolsun, Musa onlara apaçık delillerle gelmişti, ancak yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azaptan kurtulup) geçecek değillerdi.
Bayraktar Bayraklı
Kârûn'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da helâk ettik. Mûsâ onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslayıp, kabul etmediler. Oysa bizden kaçıp kurtulamazlardı.
Diyanet İşleri
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (helak ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi.
Edip Yüksel
Karun, Firavun ve Haman'ı da… Musa, onlara apaçık delillerle gitmişti; ancak onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar. Atlatıp kaçamadılar.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (helak ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp ) geçebilecek değillerdi.
Erhan Aktaş
Karun, Firavun ve Haman’a; Musa kanıt içeren, açıklayıcı bilgiyle geldi. Ne var ki onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar. Onlar kurtulanlardan olmadılar.*
Hakkı Yılmaz
Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da yıkıma uğrattık. Andolsun ki Mûsâ onlara apaçık deliller ile gelmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Hâlbuki onlar, geçiciler değillerdi.
Muhammed Esed
Kârûn'u, Firavun'u ve Hâmân'ı (da böyle cezalandırdık): Musa onlara hakikatin bütün kanıtlarını getirmişti, ama onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar (ve o'nu reddettiler); halbuki onlar (elimizden) kaçıp kurtulamazlardı.
Mustafa İslamoğlu
Karun, Firavun ve Haman da (benzer bir akıbete uğradı). Doğrusu Musa, onlara hakikatin apaçık delilleriyle gelmişti; fakat onlar ülkede büyüklük tasladılar: ne ki hiç biri de asla (Bizi) aşamadılar.
Suat Yıldırım
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da helâk ettik. Mûsa kendilerine belgelerle, mûcizelerle geldi, ama onlar o ülkede kibirlendiler, büyüklük tasladılar, fakat hükmümüzden kurtulamadılar. [28, 76-81] {KM, Sayılar 16. bölüm}
Süleyman Ateş
Kaarun'u, Fir'avn'ı, Haman'ı da (helak ettik). Andolsun, Musa onlara açık kanıtlar getirdi, fakat onlar o yerde büyüklük tasla(yıp ayetlerimizi kabule tenezzül etme)diler. Ama geçip gidecek, (elimizden kurtulacak) değillerdi.
Şaban Piriş
Karunu, Firavunu ve Hamanı (helak etti.) Musa, onlara belgelerle gelmişti. Fakat yeryüzünde büyüklendiler ama ileri gidemediler.
Yaşar Nuri Öztürk
Karun'u, Firavun'u, Haman'ı da öyle yaptık. Yemin olsun, Musa onlara açık-seçik kanıtlarla geldiği halde, yeryüzünde büyüklük tasladılar. Ama öne geçemezlerdi.
Edip-Layth-Martha
And Qarun, and Pharaoh, and Haman; Moses went to them with clear proofs. But they became arrogant in the land, and they were not the first.*
Muhammad Asad
And [thus, too, did We deal with] Qarun and Pharaoh, and Haman:* to them had come Moses with all evidence of the truth, but they behaved arrogantly on earth [and rejected him]; and withal, they could not escape [Us].
Rashad Khalifa
Also Qaaroon, Pharaoh, and Hamaan; Moses went to them with clear signs. But they continued to commit tyranny on earth. Consequently, they could not evade (the retribution).,
The Monotheist Group
And Qaroon, and Pharaoh, and Haamaan;Moses went to them with clear proofs. But they became arrogant in the land, and they were not the first.