Al-i İmran Sûresi103. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (34 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | واعتصموا | ع ص مAṦM | veǎ'teSimū | ve yapışın | And hold firmly |
| 2 | بحبل | ح ب لḪBL | biHabli | ipine | to (the) rope |
| 3 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 4 | جميعا | ج م عCMA | cemīǎn | topluca | all together |
| 5 | ولا | — | ve lā | and (do) not | |
| 6 | تفرقوا | ف ر قFRG | teferraḳū | ayrılmayın | be divided. |
| 7 | واذكروا | ذ ك رZ̃KR | veƶkurū | ve hatırlayın | And remember |
| 8 | نعمت | ن ع مNAM | niǎ'mete | ni'metini | (the) Favor |
| 9 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 10 | عليكم | — | ǎleykum | size olan | on you |
| 11 | إذ | — | iƶ | hani | when |
| 12 | كنتم | ك و نKVN | kuntum | siz idiniz | you were |
| 13 | أعداء | ع د وAD̃V | eǎ'dā'en | birbirinize düşman | enemies |
| 14 | فألف | ا ل فELF | feellefe | (Allah) uzlaştırdı | then He made friendship |
| 15 | بين | ب ي نBYN | beyne | arasını | between |
| 16 | قلوبكم | ق ل بGLB | ḳulūbikum | kalblerinizin | your hearts |
| 17 | فأصبحتم | ص ب حṦBḪ | feeSbeHtum | (haline) geldiniz | then you became |
| 18 | بنعمته | ن ع مNAM | biniǎ'metihi | O'un ni'metiyle | by His Favor |
| 19 | إخوانا | ا خ وEḢV | iḣvānen | kardeşler | brothers. |
| 20 | وكنتم | ك و نKVN | ve kuntum | siz bulunuyordunuz | And you were |
| 21 | على | — | ǎlā | on | |
| 22 | شفا | ش ف وŞFV | şefā | kenarında | (the) brink |
| 23 | حفرة | ح ف رḪFR | Hufratin | bir çukurun | (of) pit |
| 24 | من | — | mine | -ten | of |
| 25 | النار | ن و رNVR | n-nāri | ateş- | the Fire |
| 26 | فأنقذكم | ن ق ذ NGZ̃ | feenḳaƶekum | (Allah) sizi kurtardı | then He saved you |
| 27 | منها | — | minhā | ondan | from it. |
| 28 | كذلك | — | keƶālike | böyle | Thus |
| 29 | يبين | ب ي نBYN | yubeyyinu | açıklıyor | makes clear |
| 30 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 31 | لكم | — | lekum | size | for you |
| 32 | آياته | ا ي يEYY | āyātihi | ayetlerini | His Verses |
| 33 | لعلكم | — | leǎllekum | umulur ki | so that you may |
| 34 | تهتدون | ه د يHD̃Y | tehtedūne | yola gelirsiniz | (be) guided. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واعتصموا بحبل الله جميعا ولا تفرقوا واذكروا نعمت الله عليكم اذ كنتم اعداء فالف بين قلوبكم فاصبحتم بنعمته اخونا وكنتم على شفا حفرة من النار فانقذكم منها كذلك يبين الله لكم ءايته لعلكم تهتدون
Arapça (Harekeli)
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَى شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Transliterasyon
Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrekû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufretin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="b">i</span>AAta<span class="u">s</span>imoo bi<span class="u">h</span>abliAll<span class="u">a</span>hi jameeAAan wal<span class="u">a</span> tafarraqoo wa<span class="b">o</span><span class="u">th</span>kurooniAAmata All<span class="u">a</span>hi AAalaykum i<span class="u">th</span> kuntum aAAd<span class="u">a</span>anfaallafa bayna quloobikum faa<span class="u">s</span>ba<span class="u">h</span>tum biniAAmatihiikhw<span class="u">a</span>nan wakuntum AAal<span class="u">a</span> shaf<span class="u">a</span> <span class="u">h</span>ufratinmina a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>ri faanqa<span class="u">th</span>akum minh<span class="u">a</span> ka<span class="u">tha</span>likayubayyinu All<span class="u">a</span>hu lakum <span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>tihi laAAallakumtahtadoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Hep birden Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, bölük bölük olmayın ve anın Allah'ın size verdiği nîmeti, anın o zamanı ki düşmandınız birbirinize, kalplerinizi uzlaştırdı, nîmetiyle kardeş oldunuz. İçinde ateş dolu bir çukurun tam kenarındaydınız, sizi kurtardı oradan. Allah, doğru yolu bulursunuz diye delillerini böyle açıklar işte.
Ali Bulaç
Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.
Bayraktar Bayraklı
Topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız, ayrılığa düşmeyiniz, Allah'ın size olan nimetini hatırlayınız; hani birbirinize düşmandınız da, O kalplerinizi kaynaştırdı ve O'nun lütfu ile kardeş oldunuz. Ateşli bir çukurun kenarındayken, ondan sizi O kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.
Diyanet İşleri
Hep birlikte Allah'ın ipine (İslam'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişileridiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.
Edip Yüksel
ALLAH'ın ipine topluca sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin. ALLAH'ın size olan nimetini anımsayın. Siz birbirinize düşmanlar idiniz de kalplerinizi birleştirdi ve O'nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi ondan kurtardı. Yola gelesiniz diye ALLAH ayetlerini böyle açıklıyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.
Erhan Aktaş
Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar, birbirinize düşmandınız da O’nun kalplerinizi kaynaştırması sayesinde kardeş oldunuz. Ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken, sizi ona düşmekten O korudu. İşte Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki belki doğru yolu bulursunuz.
Hakkı Yılmaz
Ve hep birlikte Allah'ın ipine sıkıca sarılın/Allah'ın ipi ile korunun, ayrılmayın ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz, birbirinize düşmanlar idiniz de, Allah, kalpleriniz arasında ülfet oluşturdu. Sonra da siz, O'nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de oradan sizi O kurtarmıştı. İşte Allah, kılavuzlandığınız doğru yolu bulasınız diye alâmetlerini/ göstergelerini sizin için böyle ortaya koyar.
Muhammed Esed
Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve birbirinizden kopmayın. Ve Allah'ın size verdiği nimetleri hatırlayın: Siz birbirinize düşman iken kalplerinizi nasıl uzlaştırdı da O'nun lütfu ile kardeş oldunuz; ve ateşli bir uçurumun kenarında (iken) sizi ondan (nasıl) korudu. Bu şekilde Allah mesajlarını size açıklar ki hidayet bulasınız,
Mustafa İslamoğlu
Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı yapışın ve birbirinizden ayrılmayın! Ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman iken kalplerinizin arasını uzlaştırdı da, O'nun lutfu sayesinde kardeşler oldunuz; ve siz ateşten bir çukurun kenarındaydınız da, sizi oradan kurtardı! İşte bu şekilde Allah size mesajlarını açıklar ki doğruyu bulasınız.
Suat Yıldırım
Hepiniz toptan, Allah'ın ipine (dinine) sımsıkı sarılın, bölünüp ayrılmayın. Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah kalplerinizi birbirine ısındırmış ve onun lütfu ile kardeş oluvermiştiniz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oraya düşmekten de sizi O kurtarmıştı. Allah size âyetlerini böylece açıklıyor, ta ki doğru yola eresiniz. [8, 63]*
Süleyman Ateş
Ve topluca Allah'ın ipine yapışın, ayrılmayın; Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz, (Allah) kalblerinizi uzlaştırdı. O'un ni'metiyle kardeşler haline geldiniz. Siz ateşten bir çukurun kenarında bulunuyordunuz, (Allah) sizi ondan kurtardı. Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki, yola gelesiniz.
Şaban Piriş
Topluca Allahın ipine sımsıkı sarılın ve parçalanmayın! Allahın üzerinizdeki nimetini düşünün, hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. Onun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.
Yaşar Nuri Öztürk
Hep birlikte Allah'ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O'nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.
Edip-Layth-Martha
Hold firmly to the rope/covenant of God, all of you, and do not be disunited. Remember God's blessing upon you when you were enemies and He united your hearts, then you became, with His blessing, brothers; and you were on the verge of a pit of fire and He saved you from it. Thus, God clarifies for you His signs, so that you may be guided.
Muhammad Asad
And hold fast, all together, unto the bond with God, and do not draw apart from one another. And remember the blessings which God has bestowed upon you: how, when you were enemies, He brought your hearts together, so that through His blessing you became brethren; and [how, when] you were on the brink of a fiery abyss.* He saved you from it. In this way God makes clear His messages unto you, so that you might find guidance,
Rashad Khalifa
You shall hold fast to the rope of GOD, all of you, and do not be divided. Recall GOD's blessings upon you - you used to be enemies and He reconciled your hearts. By His grace, you became brethren. You were at the brink of a pit of fire, and He saved you therefrom. GOD thus explains His revelations for you, that you may be guided.,
The Monotheist Group
And hold firmly to the rope of God, all of you, and do not be separated. And remember the blessing of God upon you when you were enemies and He united your hearts. Then you became, with His blessing, brothers; and you were on the edge of a pit of fire and He saved you from it; it is thus that God clarifies for you His signs that you may be guided.