Al-i İmran Sûresi128. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (12 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ليس | ل ي سLYS | leyse | yoktur | Not |
| 2 | لك | — | leke | senin | for you |
| 3 | من | — | mine | of | |
| 4 | الأمر | ا م رEMR | l-emri | o konuda | the decision |
| 5 | شيء | ش ي اŞYE | şey'un | (yapacağın) bir şey | (of) anything |
| 6 | أو | — | ev | ya | whether |
| 7 | يتوب | ت و بTVB | yetūbe | (Allah) tevbelerini kabul eder | He turns |
| 8 | عليهم | — | ǎleyhim | onların | to them |
| 9 | أو | — | ev | ya da | or |
| 10 | يعذبهم | ع ذ بAZ̃B | yuǎƶƶibehum | onlara azab eder | punishes them |
| 11 | فإنهم | — | feinnehum | şüphesiz onlar (diye) | for indeed, they |
| 12 | ظالمون | ظ ل مƵLM | Zālimūne | zalimlerdir | (are) wrongdoers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ليس لك من الامر شىء او يتوب عليهم او يعذبهم فانهم ظلمون
Arapça (Harekeli)
لَيْسَ لَكَ مِنَ الْأَمْرِ شَيْءٌ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ أَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَإِنَّهُمْ ظَالِمُونَ
Transliterasyon
Leyse leke minel emri şey’un ev yetûbe aleyhim ev yuazzibehum fe innehum zâlimûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Laysa laka mina al-amri shay-on aw yatoobaAAalayhim aw yuAAa<span class="u">thth</span>ibahum fa-innahum <span class="i"><span class="u">th</span></span><span class="u">a</span>limoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Senin bu işle ilgin yok bile; o, dilerse tövbelerini kabul eder, dilerse zâlim olduklarından dolayı onları azaplandırır.
Ali Bulaç
(Allah'ın) Onların tevbelerini kabul etmesi veya zalim olduklarından dolayı azaplandırması işinden sana bir şey (sorumluluk ve görev) yoktur.
Bayraktar Bayraklı
Senin bu hususta yapacağın bir şey yok. Allah onları ya bağışlayacak, yahut cezalandıracaktır; çünkü onlar gerçekten zâlimlerdir.
Diyanet İşleri
Ki bu işte senin yapacağın bir şey yoktur yahut (müslüman olsunlar da) tevbelerini kabul etsin, ya da (ısrar ederlerse) onlara azap etsin diye (Allah Bedir'de size yardım etti). Çünkü onlar zalimdirler.*
Edip Yüksel
Tövbelerini kabul etmesi veya işledikleri zulümden dolayı onları azaplandırması seni ilgilendirmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu işten sana hiçbir şey düşmez. (Allah), ya onların tevbesini kabul eder, yahut onlara, zalim olduklarından dolayı azab eder.
Erhan Aktaş
Bu konuda senin yapabileceğin bir şey yoktur. O, ya onların tövbelerini kabul edecek ya da onlara azap edecek. Çünkü onlar, zalim kimselerdir.
Hakkı Yılmaz
Bu işten sana hiçbir şey yoktur. Allah, ya onların tevbesini kabul eder yahut onlara azap eder. Artık, şüphesiz onlar yanlış; kendi zararlarına iş yapanlardır.
Muhammed Esed
Allah'ın onların tevbelerini kabul etmesine yahut onları cezalandırmasına karar vermek senin işin değildir (ey Peygamber,) çünkü onlar zalimlerin tâ kendileridir,
Mustafa İslamoğlu
İlahi emrin gerçekleşmesine dair senin elinde hiçbir yetki yoktur; dolayısıyla onların tevbelerini kabule ya da onları cezalandırmaya karar vermek de (sana düşmez); çünkü onlar zalimlerin ta kendileridir.
Suat Yıldırım
Bu hususta sana ait bir iş yoktur: Allah ister onlara tövbe nasib edip bağışlar, ister nefislerine zulmettikleri için onları cezalandırır. [13, 40; 28, 56]
Süleyman Ateş
O konuda senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tevbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azab eder.
Şaban Piriş
Senin bu hususta yapacak bir şeyin yoktur. Allah, ya onların tevbesini kabul eder veya onları cezalandırır. Çünkü onlar zalimlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
İş ve hüküm konusunda sana düşen birşey yoktur. Allah ya tövbelerini kabul ederek onları bağışlar yahut da zalim oldukları için onlara azap eder.
Edip-Layth-Martha
You will have no say in the matter, for He may pardon them, or punish them for their wickedness.
Muhammad Asad
[And] it is in no wise for thee [O Prophet] to decide whether He shall accept their repentance or chastise them - for, behold, they are but wrongdoers,
Rashad Khalifa
It is not up to you; He may redeem them, or He may punish them for their transgressions.,
The Monotheist Group
You will have no say in the matter, for He may pardon them, or punish them; for they are wicked.