Al-i İmran Sûresi152. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (40 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1ولقدveleḳadelbetteAnd certainly
2صدقكمص د قṦD̃GSadeḳakumusize doğruladıfulfilled to you
3اللهllahuAllahAllah
4وعدهو ع دVAD̃veǎ'dehu(yardım) va'diniHis promise,
5إذsürecewhen
6تحسونهمح س سḪSSteHussūnehumonları öldürdüğünüzyou were killing them
7بإذنها ذ نEZ̃Nbiiƶnihikendi izniyleby His permission,
8حتىHattānihayetuntil
9إذاiƶānezaman kiwhen
10فشلتمف ش لFŞLfeşiltumsiz korktunuzyou lost courage
11وتنازعتمن ز عNZAve tenāzeǎ'tumve (birbirinizle) çekiştinizand you fell into dispute
12فيhakkındaconcerning
13الأمرا م رEMRl-emri(verilen) emirthe order
14وعصيتمع ص يAṦYve ǎSaytumve isyan ettinizand you disobeyed
15منminfrom
16بعدب ع دBAD̃beǎ'disonraafter
17ما[what]
18أراكمر ا يREYerākumsize gösterdiktenHe (had) shown you
19ماşey(galibiyet)iwhat
20تحبونح ب بḪBBtuHibbūnesevdiğinizyou love.
21منكمminkumsizdenAmong you
22منmenkiminiz(are some) who
23يريدر و دRVD̃yurīduistiyordudesire
24الدنياد ن وD̃NVd-dunyādünyayıthe world
25ومنكمve minkumve sizdenand among you
26منmenkiminiz(are some) who
27يريدر و دRVD̃yurīduistiyordudesire
28الآخرةا خ رEḢRl-āḣirateahiretithe Hereafter.
29ثمṧummesonraThen
30صرفكمص ر فṦRFSarafekum(Allah) geri çevirdiHe diverted you
31عنهمǎnhumonlardanfrom them
32ليبتليكمب ل وBLVliyebteliyekumsizi denemek içinso that He may test you.
33ولقدveleḳadandolsun kiAnd surely
34عفاع ف وAFVǎfābağışladıHe forgave
35عنكمǎnkumsiziyou.
36واللهvallahuAllahAnd Allah
37ذوƶūsahibidir(is the) Possessor
38فضلف ض لFŽLfeDlinlütuf(of) Bounty
39علىǎlākarşıfor
40المؤمنينا م نEMNl-mu'minīnemü'minlerethe believers.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

ولقد صدقكم الله وعده اذ تحسونهم باذنه حتى اذا فشلتم وتنزعتم فى الامر وعصيتم من بعد ما ارىكم ما تحبون منكم من يريد الدنيا ومنكم من يريد الءاخرة ثم صرفكم عنهم ليبتليكم ولقد عفا عنكم والله ذو فضل على المومنين

Arapça (Harekeli)

وَلَقَدْ صَدَقَكُمُ اللَّهُ وَعْدَهُ إِذْ تَحُسُّونَهُم بِإِذْنِهِ حَتَّى إِذَا فَشِلْتُمْ وَتَنَازَعْتُمْ فِي الْأَمْرِ وَعَصَيْتُم مِّن بَعْدِ مَا أَرَاكُم مَّا تُحِبُّونَ مِنكُم مَّن يُرِيدُ الدُّنْيَا وَمِنكُم مَّن يُرِيدُ الْآخِرَةَ ثُمَّ صَرَفَكُمْ عَنْهُمْ لِيَبْتَلِيَكُمْ وَلَقَدْ عَفَا عَنكُمْ وَاللَّهُ ذُو فَضْلٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ

Transliterasyon

Ve lekad sadakakumullâhu va’dehû iz tehussûnehum bi iznih|î|, hattâ izâ feşiltum ve tenâza’tum fîl emri ve asaytum min ba’di mâ erâkum mâ tuhıbbûn|e|, minkum men yurîdud dunyâ ve minkum men yurîdul âhireh(âhirete), summe sarafekum anhum li yebteliyekum, ve lekad afâ ankum, vallâhu zû fadlin alel mu’minîn|e|.

Transliteration (Eng.)

Walaqad <span class="u">s</span>adaqakumu All<span class="u">a</span>huwaAAdahu i<span class="u">th</span> ta<span class="u">h</span>ussoonahum bi-i<span class="u">th</span>nihi <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span>i<span class="u">tha</span> fashiltum watan<span class="u">a</span>zaAAtum fee al-amri waAAa<span class="u">s</span>aytummin baAAdi m<span class="u">a</span> ar<span class="u">a</span>kum m<span class="u">a</span> tu<span class="u">h</span>ibboonaminkum man yureedu a<span class="b">l</span>dduny<span class="u">a</span> waminkum man yureedual-<span class="u">a</span>khirata thumma <span class="u">s</span>arafakum AAanhum liyabtaliyakumwalaqad AAaf<span class="u">a</span> AAankum wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hu <span class="u">th</span>oofa<span class="u">d</span>lin AAal<span class="u">a</span> almu/mineen<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki Allah, size ettiği vaadi doğruladı; izniyle onları bozup öldürdünüz de sonra gevşeklik gösterdiniz, verilen buyruk hakkında çekiştiniz ve sevdiğiniz şeyi size gösterdikten sonra tuttunuz, isyan ettiniz. Sizden dünyayı dileyen olduğu gibi âhireti dileyen de vardı. Sonra sizi sınamak için onlardan geri çevirdi ve gerçekten de bağışladı sizi ve Allah, inananlara karşı lütuf ve ihsân sahibidir.

Ali Bulaç

Andolsun, Allah size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O'nun izniyle onları kırıp-geçiriyordunuz. Öyle ki sevdiğiniz (zafer)i size gösterdikten sonra, siz yılgınlık gösterdiniz, isyan ettiniz ve emir hakkında çekiştiniz. Sizden kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra (Allah) denemek için sizi ondan çevirdi. Ama (yine de) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı fazl (ve ihsan) sahibi olandır.

Bayraktar Bayraklı

Allah, elbette size verdiği sözü tuttu. O'nun izniyle düşmanlarınızı yok etmek üzereydiniz; ne var ki Allah size arzuladığınız zaferi gösterdikten sonra gevşediniz, peygamberden gelen emre aykırı davrandınız ve itaatsizlik ettiniz. Aranızda sadece bu dünyaya ilgi duyan kimseler olduğu gibi, âhirete gönül verenler de mevcuttu. Bunun üzerine Allah, sizi sınamak için düşmanları yenmenize mani oldu. Ama Allah günahlarınızı bağışladı; zira Allah'ın inananlara lütfu sınırsızdır.

Diyanet İşleri

Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vadini yerine getirmiştir. Nihayet, öyle bir an geldi ki, Allah arzuladığınızı (galibiyeti) size gösterdikten sonra zaafa düştünüz; (Peygamberin verdiği) emir konusunda tartışmaya kalkıştınız ve asi oldunuz. Dünyayı isteyeniniz de vardı, ahireti isteyeniniz de vardı. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onları mağlup etmekten) alıkoydu. Ve andolsun sizi bağışladı. Zaten Allah, müminlere karşı çok lütufkardır.

Edip Yüksel

ALLAH size verdiği sözde durdu ve nitekim izniyle onları darmadağın ettiniz. Ama, sevdiğinizi size gösterdikten sonra duraksadınız, savaş hakkında birbirinizle çekiştiniz ve emirleri dinlemediniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz de ahireti… Sonra, sınamak için sizi onlardan çevirdi ve her şeye rağmen sizi affetti. ALLAH'ın gerçeği onaylayanlara nimeti boldur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir. Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber'in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdır.

Erhan Aktaş

Elbette Allah, size verdiği sözü tuttu; O’nun izni ile onları kırıp geçiriyordunuz. Ne var ki arzuladığınız zafere kavuştuktan sonra, gevşediniz. Verilen emre uymayarak, itaatsizlik ettiniz. Kiminiz dünyayı isterken, kiminiz de ahireti istiyordu. Bundan dolayı Allah sizi sınamak için, size olan desteğini kesti. Ancak yine de sizi affetti. Allah, müminlere karşı gerçekten lütuf sahibidir.

Hakkı Yılmaz

Ve siz, Allah'ın bilgisi ile düşmanlarınızı doğrarken Allah, size olan vaadini doğru olarak gerçekleştirdi. Allah, size sevdiğiniz şeyleri gösterdikten sonra zaafa düştünüz, o iş hakkında çekiştiniz ve isyan ettiniz. Sizden kimi dünyayı istiyordu, kiminiz de âhireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve kesinlikle sizi bağışladı. Ve Allah, mü’minlere karşı çok armağan sahibidir.

Muhammed Esed

ALLAH elbette size verdiği sözü tuttu; O'nun izniyle düşmanlarınızı yok etmek üzereydiniz; ne var ki Allah size arzuladığınız (zaferi) gösterdikten sonra gevşediniz, (Peygamber'den gelen) emre aykırı davrandınız ve itaatsizlik ettiniz. Aranızda (sadece) bu dünyaya ilgi duyan kimseler olduğu gibi, ahirete gönül verenler de mevcuttu: Bunun üzerine Allah, sizi sınamak için düşmanlarınızı yenmenize mani oldu. Ama O, şimdi günahlarınızı bağışladı, zira Allah'ın inananlara lütfu sınırsızdır.

Mustafa İslamoğlu

Ve doğrusu Allah size verdiği sözü tuttu; hatırlayın ki O'nun izni sayesinde köklerini kazıyordunuz; ne ki arzuladığınız zaferi Allah size gösterdikten sonra gevşeyip (Peygamber'in) emri konusunda tartıştınız ve itaatsizlik ettiniz. İçinizde dünyaya özlem duyanlar olduğu gibi, ahirete özlem duyanlar da vardı. Bunun üzerine Allah, sizi sınamak için düşmanlarınızı yenmenize mani oldu. Fakat O (şimdi) sizi bağışladı; zaten Allah inananlara karşı çok lütufkardır.

Suat Yıldırım

Allah size yaptığı yardım vaadini gerçekleştirdi: O'nun izni ile o düşmanlarınızı kırıp geçiriyordunuz. Allah'ın, size arzuladığınız galibiyeti göstermesine kadar, böylece bu vaad yerine geldi. Ama sonra siz isyan ettiniz, verilen emir hakkında çekiştiniz, yılgınlık gösterdiniz. O esnada kiminiz dünya menfaatini istiyordu, kiminiz âhiret mükâfatını. Sonra Allah sizi denemek için, onlara karşı size verdiği desteği geri çekti, bozguna uğradınız. Bununla beraber sizin kusurlarınızı bağışladı da! Zaten Allah müminlere bol lütuf ve inayet sahibidir.*

Süleyman Ateş

Kendi izniyle onları öldürdüğünüz sürece Allah, size (yardım) va'dini doğruladı: Nihayet siz korktunuz, Allah size sevdiğiniz(galibiyet)i gösterdikten sonra (verilen) emir hakkında (birbirinizle) çekişip isyan ettiniz: Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi denemek için onlardan geri çevirdi (yenilgiye uğrattı. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı çok lutufkardır.

Şaban Piriş

-Allah, sevdiğinizi gösterdikten sonra dağıldığınız, emir konusunda tartıştığınız ve isyan ettiğiniz ana kadar, size olan vaadini gerçekleştirmişti. Onun izni ile kafirleri öldürüyordunuz. Sizden kimi dünya hayatını istiyor, kimi ahiret hayatını istiyordu. Sonra denemek için onların karşısında sizi bozguna uğrattı. Artık Allah sizi affetmiştir. Çünkü Allah, müminlere karşı çok lütufkardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Andolsun ki, siz onları Allah'ın izniyle öldürmekteyken, Allah size vaadini doğrulamıştı. Nihayet siz korkuya kapıldınız, yapılacak iş hususunda çekiştiniz. Ve Allah, sevdiğiniz şeyi size gösterdikten sonra isyan ettiniz. İçinizden bir kısmı dünyayı istiyordu, bir kısmınız ise ahireti istiyordu. Sonra sizi imtihan etmek için onlardan uzaklaştırdı. Yemin olsun, sizi affetmişti. Allah, müminlere karşı lütuf sahibidir.

Edip-Layth-Martha

God has fulfilled His promise to you, that you would overwhelm them by His leave; but then you failed and disputed in the matter and disobeyed after He showed you what you had sought. Some of you want this world, and some of you want the Hereafter. Then He let you retreat from them that He may test you; and He has pardoned you. God is with great favor over those who have acknowledged.

Muhammad Asad

AND, INDEED, God made good His promise unto you when, by His leave, you were about to destroy your foes* - until the moment when you lost heart and acted contrary to the [Prophet's] command,* and disobeyed after He had brought you within view of that [victory] for which you were longing. There were among you such as cared for this world [alone], just as there were among you such as cared for the life to come:* whereupon, in order that He might put you to a test, He prevented you from defeating your foes.* But now He has effaced your sin: for God is limitless in His bounty unto the believers.

Rashad Khalifa

GOD has fulfilled His promise to you, and you defeated them by His leave. But then you wavered, disputed among yourselves, and disobeyed after He had shown you (the victory) you had longed for. But then, some of you became distracted by the spoils of this world, while others were rightly concerned with the Hereafter. He then diverted you from them to test you. He has pardoned you. GOD showers the believers with His grace.,

The Monotheist Group

And God has fulfilled His promise to you, that you would overwhelm them with His permission; but then you failed and disputed in the matter and disobeyed after He showed you what you had sought. Some of you want this world, and some of you want the Hereafter. Then He let you retreat from them that He may test you; and He has pardoned you. God is with great grace over the believers.