Al-i İmran Sûresi153. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (25 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إذ | — | iƶ | hani | When |
| 2 | تصعدون | ص ع دṦAD̃ | tuS'ǐdūne | boyuna uzaklaşıyordunuz | you were running uphill |
| 3 | ولا | — | ve lā | and not | |
| 4 | تلوون | ل و يLVY | telvūne | dönüp bakmıyordunuz | casting a glance |
| 5 | على | — | ǎlā | on | |
| 6 | أحد | ا ح دEḪD̃ | eHadin | hiç kimseye | anyone |
| 7 | والرسول | ر س لRSL | verrasūlu | ve Elçi | while the Messenger |
| 8 | يدعوكم | د ع وD̃AV | yed'ǔkum | sizi çağırırken | was calling you |
| 9 | في | — | fī | [in] | |
| 10 | أخراكم | ا خ رEḢR | uḣrākum | arkanızdan | (from) behind you. |
| 11 | فأثابكم | ث و بS̃VB | feeṧābekum | bundan dolayı size verdi | So (He) repaid you |
| 12 | غما | غ م مĞMM | ğammen | gam | (with) distress |
| 13 | بغم | غ م مĞMM | biğammin | gam üstüne | on distress |
| 14 | لكيلا | — | likeylā | diye | so that not |
| 15 | تحزنوا | ح ز نḪZN | teHzenū | üzülmeyesiniz | you grieve |
| 16 | على | — | ǎlā | over | |
| 17 | ما | — | mā | şeye | what |
| 18 | فاتكم | ف و تFVT | fetekum | elinizden giden | escaped you |
| 19 | ولا | — | ve lā | vw | and not |
| 20 | ما | — | mā | şeye | what |
| 21 | أصابكم | ص و بṦVB | eSābekum | başınıza gelen | (had) befallen you. |
| 22 | والله | — | vallahu | Allah | And Allah |
| 23 | خبير | خ ب رḢBR | ḣabīrun | haberdardır | (is) All-Aware |
| 24 | بما | — | bimā | şeylerden | of what |
| 25 | تعملون | ع م لAML | teǎ'melūne | yaptıklarınız(dan) | you do. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
اذ تصعدون ولا تلون على احد والرسول يدعوكم فى اخرىكم فاثبكم غما بغم لكيلا تحزنوا على ما فاتكم ولا ما اصبكم والله خبير بما تعملون
Arapça (Harekeli)
إِذْ تُصْعِدُونَ وَلَا تَلْوُونَ عَلَى أَحَدٍ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ فِي أُخْرَاكُمْ فَأَثَابَكُمْ غَمًّا بِغَمٍّ لِّكَيْلَا تَحْزَنُوا عَلَى مَا فَاتَكُمْ وَلَا مَا أَصَابَكُمْ وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Transliterasyon
İz tus’idûne ve lâ telvûne alâ ehadin ver resûlu yed’ûkum fî uhrâkum fe esâbekum gammen bi gammin li keylâ tahzenû alâ mâ fâtekum ve lâ mâ asâbekum, vallâhu habîrun bimâ ta’melûn|e|.
Transliteration (Eng.)
I<span class="u">th</span> tu<span class="u">s</span>AAidoona wal<span class="u">a</span>talwoona AAal<span class="u">a</span> a<span class="u">h</span>adin wa<span class="b">al</span>rrasooluyadAAookum fee okhr<span class="u">a</span>kum faath<span class="u">a</span>bakum ghammanbighammin likay l<span class="u">a</span> ta<span class="u">h</span>zanoo AAal<span class="u">a</span> m<span class="u">a</span>f<span class="u">a</span>takum wal<span class="u">a</span> m<span class="u">a</span> a<span class="u">sa</span>bakum wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hukhabeerun bim<span class="u">a</span> taAAmaloon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
O anda boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye bakmıyordunuz bile. Peygamberse arkanızdan sizi çağırıp durmadaydı. Tanrı, elinizden çıkana hayıflanmayasınız, gelip çatan felâketlerden mahzun olmayasınız diye sizi, gam üstüne gam vererek cezalandırdı ve Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Ali Bulaç
Siz o zaman durmaksızın uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçi de sürekli sizi arkadan çağırıyordu. (Allah) Elinizden kaçırdıklarınıza ve size isabet edene üzülmemeniz için sizi kederden kedere uğrattı. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.
Bayraktar Bayraklı
O vakit siz, uzaklaşıyor ve kimseye bakmıyordunuz. Peygamber arkanızdan sizi çağırıyordu. Bunun üzerine Allah size, gam üstüne gam verdi ki, kaybettiğinize ve uğradığınız felâkete esef etmeyesiniz. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Diyanet İşleri
O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı halde siz, durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Edip Yüksel
Elçi arkanızdan çağırmasına rağmen siz hiç kimseye dönüp bakmaksızın tepeyi tırmanıyordunuz. Yitirdiklerinize ve başınıza gelenlere üzülmeyesiniz diye size keder üstüne keder verdi. ALLAH yaptıklarınızdan Haberdardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Peygamber sizi arkanızdan çağırıp dururken, siz boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki, ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Erhan Aktaş
Hani, elçi sizi çağırdığı halde; siz, kimseye bakmadan uzaklaştınız. Bunun üzerine, Allah, sizi üzüntü üstüne üzüntüyle cezalandırdı. Allah’ın sizi affetmesi, elinizden kaçırdığınıza ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diyedir. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.
Hakkı Yılmaz
Ve hani siz yukarı kaçıyordunuz hiç kimseye bakmıyordunuz. Elçi de ötenizden sizi çağırıyordu. Bundan dolayı Allah, elinizden gidene ve kendinize isabet edene üzülmeyesiniz diye size keder üstüne keder ile karşılık verdi. Allah, yaptıklarınıza haberdardır.
Muhammed Esed
(Hatırlayın o ânı, ki) Elçim arkanızdan size seslendiği halde, kimseye bakmadan kaçtınız; bu yüzden O, (Elçi'nin) kederine karşılık, elinizden kaçanın ve başınıza gelenin üzüntüsünü unutturacak bir üzüntü verdi size: Zira Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Mustafa İslamoğlu
O zaman siz, kimseye bakmadan tepelere doğru kaçışıyor, Peygamber de arkanızdan sizi çağırıyordu. İşte bu yüzden, (Peygamber'in) elemine karşılık (Allah) size öyle bir elem verdi ki, ne kaçırdığınız fırsata ne de başınıza gelene üzülmeye fırsatınız olmadı: zira Allah yaptıklarınızdan tümüyle haberdardı.
Suat Yıldırım
O vakit siz savaş meydanından hızla uzaklaşıyor, Dönüp hiç kimseye bakmıyordunuz. Peygamber ise peşinizden sizi çağırıp duruyordu. Bunun üzerine Allah, keder üzerine keder vererek sizi cezalandırdı. Allah'ın sizi affetmesi, ne elinizden gidene, ne de başınıza gelen felâkete esef etmemeniz içindir. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Süleyman Ateş
Elçi, aranızdan sizi çağırırken siz, boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızı duymaktadır.*
Şaban Piriş
-O vakit siz, kimseye bakmadan kaçıyor, peygamber de arkanızdan sizi çağırıyordu. Kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye Allah size keder üstüne keder verdi. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Siz şaşkınlıkla sağa-sola kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Resul ise arkanızdan sizi çağırıyordu. Böylece Allah size keder üstüne keder verdi ki, elinizden uçup giden ve size isabet eden için üzülmeyesiniz. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
Edip-Layth-Martha
For you were climbing the hill and would not even glance towards anyone, and the messenger was calling you from behind. Therefore, He gave you worry to replace your worry, so that you would not have sadness by what has passed you, or for what afflicted you, and God is Ever-aware of what you do.
Muhammad Asad
[Remember the time] when you fled, paying no heed to anyone, while at your rear the Apostle was calling out to you - wherefore He requited you with woe in return for [the Apostle's] woe, so that you should not grieve [merely] over what had escaped you, nor over what had befallen you: for God is aware of all that you do.*
Rashad Khalifa
Recall that you rushed (after the spoils), paying no attention to anyone, even when the messenger was calling from behind you. Consequently, He substituted one misery for another, that you may not grieve over anything you had missed, or agonize over any hardship you had suffered. GOD is Cognizant of everything you do.,
The Monotheist Group
For you were ascending to the high ground and would not even glance towards anyone, and the messenger was calling to you from behind. Therefore He gave you worry to replace your worry, so that you would not have sadness by what has passed you, or for what afflicted you, and God is Expert over what you do.