Al-i İmran Sûresi159. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (30 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فبما | — | febimā | sebebiyle | So because |
| 2 | رحمة | ر ح مRḪM | raHmetin | rahmeti | (of) Mercy |
| 3 | من | — | mine | from | |
| 4 | الله | — | llahi | Allah'ın | Allah |
| 5 | لنت | ل ي نLYN | linte | sen yumuşak davrandın | you dealt gently |
| 6 | لهم | — | lehum | onlara | with them. |
| 7 | ولو | — | velev | eğer | And if |
| 8 | كنت | ك و نKVN | kunte | olsaydın | you had been |
| 9 | فظا | ف ظ ظFƵƵ | feZZen | kaba | rude |
| 10 | غليظ | غ ل ظĞLƵ | ğalīZe | katı | (and) harsh |
| 11 | القلب | ق ل بGLB | l-ḳalbi | yürekli | (at) [the] heart, |
| 12 | لانفضوا | ف ض ضFŽŽ | lānfeDDū | dağılır, giderlerdi | surely they (would have) dispersed |
| 13 | من | — | min | from | |
| 14 | حولك | ح و لḪVL | Havlike | çevrenden | around you. |
| 15 | فاعف | ع ف وAFV | feǎ'fu | öyleyse affet | Then pardon |
| 16 | عنهم | — | ǎnhum | onları | [from] them |
| 17 | واستغفر | غ ف رĞFR | vesteğfir | ve mağfiret dile | and ask forgiveness |
| 18 | لهم | — | lehum | onlar için | for them |
| 19 | وشاورهم | ش و رŞVR | ve şāvirhum | ve onlara danış | and consult them |
| 20 | في | — | fī | in | |
| 21 | الأمر | ا م رEMR | l-emri | işini | the matter. |
| 22 | فإذا | — | feiƶā | zaman | Then when |
| 23 | عزمت | ع ز مAZM | ǎzemte | karar verdiğin | you have decided, |
| 24 | فتوكل | و ك لVKL | fetevekkel | dayan | then put trust |
| 25 | على | — | ǎlā | on | |
| 26 | الله | — | llahi | Allah'a | Allah. |
| 27 | إن | — | inne | elbette | Indeed, |
| 28 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 29 | يحب | ح ب بḪBB | yuHibbu | sever | loves |
| 30 | المتوكلين | و ك لVKL | l-mutevekkilīne | kendine dayanıp güvenenleri | the ones who put trust (in Him). |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فبما رحمة من الله لنت لهم ولو كنت فظا غليظ القلب لانفضوا من حولك فاعف عنهم واستغفر لهم وشاورهم فى الامر فاذا عزمت فتوكل على الله ان الله يحب المتوكلين
Arapça (Harekeli)
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ اللَّهِ لِنتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ الْقَلْبِ لَانفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الْأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ
Transliterasyon
Fe bimâ rahmetin minallâhi linte lehum, ve lev kunte fazzan galîzal kalbi lenfaddû min havlik|e|, fa’fu anhum vestagfir lehum ve şâvirhum fîl emr|i|, fe izâ azamte fe tevekkel alâllâh|i|, innallâhe yuhibbul mutevekkilîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Fabim<span class="u">a</span> ra<span class="u">h</span>matin mina All<span class="u">a</span>hilinta lahum walaw kunta fa<span class="i"><span class="u">thth</span></span>an ghalee<span class="i"><span class="u">th</span></span>aalqalbi la<span class="b">i</span>nfa<span class="u">dd</span>oo min <span class="u">h</span>awlika fa<span class="b">o</span>AAfuAAanhum wa<span class="b">i</span>staghfir lahum wash<span class="u">a</span>wirhum fee al-amrifa-i<span class="u">tha</span> AAazamta fatawakkal AAal<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hiinna All<span class="u">a</span>ha yu<span class="u">h</span>ibbu almutawakkileen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın, yoksa kaba ve katı yürekli olsaydın mutlaka yanından ayrılıp giderlerdi. Bağışla onları, yarlıganmalarını dile onların, iş hususunda danış onlarla. Fakat işe girişmeyi de kurdun mu dayan Allah'a. Şüphe yok ki Allah, dayananları sever.
Ali Bulaç
Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.
Bayraktar Bayraklı
O zaman Allah'tan bir rahmet olarak onlara yumuşak davrandın! Şâyet sen, kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından ayrılıp giderlerdi. Öyleyse onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.
Diyanet İşleri
O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.*
Edip Yüksel
ALLAH'ın sana bir bağışı olarak onlara yumuşak davrandın. Kaba ve katı yürekli olsaydın çevrenden dağılır giderlerdi. Onları affet, bağışlanmalarını dile ve yapılacak işler hakkında onlara danış. Karar verince de ALLAH'a güven; ALLAH güvenenleri sever.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Sen (o zaman), sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah'dan mağfiret dile. (Yapacağın) işlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık Allah'a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.
Erhan Aktaş
Allah’tan gelen rahmet sayesinde onlara* yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı yürekli biri olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları affet. Onlar için bağışlanma dile. Bir hususta karar vereceğin zaman onlara danış. Karar verdikten sonra da artık Allah’a tevekkül* et. Kuşkusuz Allah, kendisine tevekkül edenleri sever.
Hakkı Yılmaz
İşte sen, sırf Allah'ın rahmeti sebebiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları bağışla, onlar için bağışlanma dile. İşlerde onlarla müşavere et; işin en güzelini ortaklaşa bulup ortaya çıkar, bir kere de azmettin mi, artık Allah'a işin sonucunu havale et. Şüphesiz Allah, işin sonucunu Kendisine havale edenleri sever.
Muhammed Esed
Ve (ey Peygamber,) senin izleyicilerine yumuşak davranman, Allah'ın rahmetinin bir eseriydi. Zira, eğer onlara karşı kırıcı ve sert olsaydın, doğrusu senden koparlardı. Artık onları bağışla ve affedilmeleri için dua et. Ve toplumu ilgilendiren her konuda onlarla müşavere et; sonra bir hareket tarzına karar verince de Allah'a güven: Zira Allah, O'na güven duyanları sever.
Mustafa İslamoğlu
Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara yumuşak davrandın. Ama eğer onlara karşı katı yürekli davransaydın, kesinlikle senden uzaklaşırlardı: Şu halde onları affet, affedilmeleri için de dua et ve yönetim işinde onlarla istişare(ye devam) et! Artık kararını verdiğin zaman da, Allah'a güven! Çünkü Allah kendisine güvenenleri sever.
Suat Yıldırım
İnsanlara yumuşak davranman da Allah'ın merhametinin eseridir. Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından dağılıverirlerdi. Öyleyse onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile, ve işleri onlarla müşavere et! Bir kere de azmettin mi, yalnız Allah'a tevekkül et! Allah muhakkak ki Kendisine dayanıp güvenenleri sever. [9, 128]*
Süleyman Ateş
Allah'ın rahmeti sebebiyledir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, çevrenden dağılır, giderlerdi. Öyleyse onlar(ın kusurların)dan geç, onlar için mağfiret dile. İşini onlara danış, karar verince de Allah'a dayan; çünkü Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.
Şaban Piriş
-Sen, Allahın rahmeti ile onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın elbette etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet ve onlar için Allahtan bağışlanma dile. İş hususunda onlarla istişare et, karar verdiğin zaman, artık Allahagüven, Allah kendisine güvenenleri sever.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'tan bir rahmet sayesindedir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba-saba, katı yürekli olsaydın senin çevrenden kesinlikle dağılır giderlerdi. O halde bağışla onları, af dile onlar için; iş ve yönetim konusunda da onlarla şuraya git. Bir kez azmettin mi de artık Allah'a güvenip dayan. Allah, tevekkül edenleri sever.
Edip-Layth-Martha
It was a mercy from God that you were soft towards them; had you been harsh and mean hearted, they would have dispersed from you; so pardon them and ask forgiveness for them, and consult them in the matter; but when you are convinced, then put your trust in God; God loves those who trust.*
Muhammad Asad
And it was by God's grace that thou [O Prophet] didst deal gently with thy followers:* for if thou hadst been harsh and hard of heart, they would indeed have broken away from thee. Pardon them, then, and pray that they be forgiven. And take counsel with them in all matters of public concern; then, when thou hast decided upon a course of action, place thy trust in God: for, verily, God loves those who place their trust in Him.*
Rashad Khalifa
It was mercy from GOD that you became compassionate towards them. Had you been harsh and mean-hearted, they would have abandoned you. Therefore, you shall pardon them and ask forgiveness for them, and consult them. Once you make a decision, carry out your plan, and trust in GOD. GOD loves those who trust in Him.,
The Monotheist Group
It was a mercy from God that you were soft towards them; had you been harsh and hard-hearted, they would have dispersed from you; so pardon them and ask forgiveness for them, and consult them in the matter; but when you are convinced, then put your trust in God; for God loves those who put their trust.