Al-i İmran Sûresi164. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (25 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1لقدleḳadandolsun kiCertainly
2منم ن نMNNmennelutufta bulundubestowed a Favor
3اللهllahuAllahAllah
4علىǎlākarşıupon
5المؤمنينا م نEMNl-mu'minīnemü'minlerethe believers
6إذas
7بعثب ع ثBAS̃beǎṧegöndermekleHe raised
8فيهمfīhimkendilerineamong them
9رسولار س لRSLrasūlenbir elçia Messenger
10منminfrom
11أنفسهمن ف سNFSenfusihimkendi içlerindenthemselves
12يتلوت ل وTLVyetlūokuyanreciting
13عليهمǎleyhimonlarato them
14آياتها ي يEYYāyātihi(Allah'ın) ayetleriniHis Verses
15ويزكيهمز ك وZKVve yuzekkīhimve kendilerini yüceltenand purifying them,
16ويعلمهمع ل مALMve yuǎllimuhumuve kendilerine öğretenand teaching them
17الكتابك ت بKTBl-kitābeKitapthe Book
18والحكمةح ك مḪKMvelHikmeteve hikmetiand the wisdom,
19وإنveinalthough
20كانواك و نKVNkānūbulunuyorlarkenthey were
21منminfrom
22قبلق ب لGBLḳabludaha öncebefore (that)
23لفيlefīiçindecertainly in
24ضلالض ل لŽLLDelālinbir sapıklık(the) error
25مبينب ي نBYNmubīninaçıkclear.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

لقد من الله على المومنين اذ بعث فيهم رسولا من انفسهم يتلوا عليهم ءايته ويزكيهم ويعلمهم الكتب والحكمة وان كانوا من قبل لفى ضلل مبين

Arapça (Harekeli)

لَقَدْ مَنَّ اللَّهُ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ إِذْ بَعَثَ فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْ أَنفُسِهِمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَإِن كَانُوا مِن قَبْلُ لَفِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ

Transliterasyon

Le kad mennallâhu alel mu’minîne iz bease fîhim resûlen min enfusihim yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).

Transliteration (Eng.)

Laqad manna All<span class="u">a</span>hu AAal<span class="u">a</span>almu/mineena i<span class="u">th</span> baAAatha feehim rasoolan min anfusihimyatloo AAalayhim <span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>tihi wayuzakkeehimwayuAAallimuhumu alkit<span class="u">a</span>ba wa<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>ikmata wa-ink<span class="u">a</span>noo min qablu lafee <span class="u">d</span>al<span class="u">a</span>lin mubeen<span class="b">in</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki Allah, müminlere büyük bir lütufta bulundu onların içinden bir Peygamber gönderdiği zaman; o Peygamber, müminlere Tanrı âyetlerini okumada, onları arıtmada, onlara kitap ve hikmet öğretmede ve onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.

Ali Bulaç

Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, onları arındırıp kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık sapıklık içindeydiler.

Diyanet İşleri

Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkardan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.

Edip Yüksel

ALLAH gerçeği onaylayanların içinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitap ve bilgelik öğreten bir elçiyi göndermekle iyilikte bulundu. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler!

Elmalılı Hamdi Yazır

Andolsun ki Allah, müminlere kendilerinden, onlara kendi âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitab ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.

Erhan Aktaş

And olsun ki, Allah, içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap’ı ve Hikmet’i* öğreten bir rasul göndermekle, mü’minlere, büyük bir lütufta bulundu. Oysa onlar daha önce sapkınlık içindeydiler.

Hakkı Yılmaz

Andolsun ki Allah, mü’minlere kendilerinden, onlara Kendi âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitap ve haksızlık, bozgunculuk ve kargaşayı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeleri öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir iyilikte bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

Muhammed Esed

Allah, mesajlarını onlara iletmek, onları arındırmak ve onlara ilahî kelâmı ve hikmeti öğretmek için içlerinden kendileri gibi (beşerden) bir elçi çıkararak müminlere lütufda bulunmuştur; halbuki daha önce apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Allah, ayetlerini onlara okumak, onları arındırmak, ilahi kelamı ve hikmeti onlara öğretmek için içlerinden bir elçi çıkararak mü'minlere ihsanda bulunmuştur; oysa ki daha önce apaçık bir sapıklık içerisinde bulunuyorlardı.

Suat Yıldırım

Gerçekten Allah, kendi içlerinden birini, onlara âyetlerini okuması, Onları her türlü kötülüklerden arındırması, Kendilerine kitap ve hikmeti öğretmesi için resul yapmakla, müminlere büyük bir lütuf ve inâyette bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar besbelli bir sapıklık içinde idiler. [2, 129. 151; 16, 72; 41, 6; 25, 20; 12, 109]

Süleyman Ateş

Andolsun ki, Allah, mü'minlere büyük lutufta bulundu: Zira daha önce açık bir sapıklık içinde bulunuyorlarken onlara, kendi içlerinden, kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, kendilerini yücelten ve kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi.

Şaban Piriş

Allah, müminlere; onlara ayetlerini okuyan, arındıran, kitap ve hikmeti öğreten aralarından bir peygamber göndermekle büyük lütufta bulunmuştur oysa, bundan önce onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, Allah müminlere lütufta bulunup onları minnettar bırakmıştır: Kendi içlerinden onlara öyle bir resul gönderdi ki, onlara Allah'ın ayetlerini okuyor, onları temizleyip arındırıyor, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretiyor. Oysa ki onlar, bundan önce açık bir sapıklığın tam içindeydiler.

Edip-Layth-Martha

God has bestowed favor upon those who acknowledge by sending them a messenger from amongst themselves reciting His signs, improving them and teaching them the book and the wisdom, though they were before in manifest confusion.

Muhammad Asad

Indeed, God bestowed a favour upon the believers when he raised up in their midst an apostle from among themselves, to convey His messages unto them, and to cause them to grow in purity, and to impart unto them the divine writ as well as wisdom - whereas before that they were indeed, most obviously, lost in error.

Rashad Khalifa

GOD has blessed the believers by raising in their midst a messenger from among them, to recite for them His revelations, and to purify them, and to teach them the scripture and wisdom. Before this, they had gone totally astray.,

The Monotheist Group

God has bestowed grace upon the believers by sending them a messenger from among themselves reciting His revelations and purifying them and teaching them the Book and the wisdom, and they were before in manifest darkness.