Al-i İmran Sûresi171. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | يستبشرون | ب ش رBŞR | yestebşirūne | müjdelerler (sevinirler) | They receive good tidings |
| 2 | بنعمة | ن ع مNAM | biniǎ'metin | ni'metini | of Favor |
| 3 | من | — | mine | from | |
| 4 | الله | — | llahi | Allah'ın | Allah |
| 5 | وفضل | ف ض لFŽL | ve feDlin | ve lutfunu | and Bounty |
| 6 | وأن | — | ve enne | ve muhakkak | and that |
| 7 | الله | — | llahe | Allah'ın | Allah |
| 8 | لا | — | lā | (does) not | |
| 9 | يضيع | ض ي عŽYA | yuDīǔ | zayi etmeyeceğini | let go waste |
| 10 | أجر | ا ج رECR | ecra | ecrini | (the) reward |
| 11 | المؤمنين | ا م نEMN | l-mu'minīne | mü'minlerin | (of) the believers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
يستبشرون بنعمة من الله وفضل وان الله لا يضيع اجر المومنين
Arapça (Harekeli)
يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِّنَ اللَّهِ وَفَضْلٍ وَأَنَّ اللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ الْمُؤْمِنِينَ
Transliterasyon
Yestebşirûne bi ni’metin minallâhi ve fadlin, ve ennallâhe lâ yudîu ecrel mu’minîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Yastabshiroona biniAAmatin mina All<span class="u">a</span>hiwafa<span class="u">d</span>lin waanna All<span class="u">a</span>ha l<span class="u">a</span> yu<span class="u">d</span>eeAAuajra almu/mineen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Allah'ın nîmet ve ihsânına nâil olduklarından dolayı sevinç içindedir onlar ve Allah, inananların ecrini zâyi etmez.
Ali Bulaç
Onlar, Allah'tan bir nimeti, bir fazlı (bolluğu) ve gerçekten Allah'ın mü'minlerin ecrini boşa çıkarmadığını müjdelemektedirler.
Bayraktar Bayraklı
Onlar Allah'tan gelecek olan nimet ve keremin, Allah'ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içinde olacaklardır.
Diyanet İşleri
Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.
Edip Yüksel
ALLAH'ın bol nimetini ve ALLAH'ın gerçeği onaylayanların ödülünü yitirmeyeceği gerçeğini müjdelemek isterler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar, Allah'ın nimetini, keremini ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelerler.
Erhan Aktaş
Onlar; Allah’ın nimetini, lütfunu ve Allah’ın mü’minlerin ecirlerini* zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.
Hakkı Yılmaz
(169-171)Allah yolunda öldürülenleri de sakın ölüler sanma. Tam tersi onlar diridirler, Allah'ın armağanlarından verdiği şeylerle sevinçli olarak Rableri katında rızıklanmaktadırlar. Arkalarından kendilerine henüz ulaşmayan kimselere, kendileri için hiçbir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler. Onlar, Allah'tan bir nimeti, armağanı ve Allah'ın şüphesiz, mü’minlerin ecrini kaybetmeyeceğini müjdelemek isterler.
Muhammed Esed
Onlar, Allah katından ulaşan bir lütfu, bir nimeti ve Allah'ın inananların hak ettiği ödülü zayi etmeyeceği (vaadini) müjdelemek isterler.
Mustafa İslamoğlu
Onlar, Allah'ın nimeti ve keremiyle, Allah'ın mü'minlere ait ecri zayi etmeyeceğini müjdelemeye can atarlar.
Suat Yıldırım
Onlar Allah'ın nimeti ve lütfu ile ve Allah'ın müminlere olan mükâfatını zayi etmeyeceği müjdesiyle de sevinirler.
Süleyman Ateş
Allah'ın ni'metine, lutfuna ve Allah'ın mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.
Şaban Piriş
Onlar, Allahın nimetini ve fazlını ve Allahın müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini de müjdelemek isterler.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'tan bir nimeti, bir lütfu ve Allah'ın müminlerin ödülünü vermezlik etmeyeceğini de müjdelerler.
Edip-Layth-Martha
They rejoice with God's blessing and bounty; God will not waste the reward of those who acknowledge.
Muhammad Asad
they rejoice in the glad tiding of God's blessings and bounty, and [in the promise] that God will not fail to requite the believers
Rashad Khalifa
They have good news of GOD's blessings and grace, and that GOD never fails to reward the believers.,
The Monotheist Group
They rejoice with the bounty of God and grace; God will not waste the recompense of the believers.