Al-i İmran Sûresi170. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فرحين | ف ر حFRḪ | feriHīne | sevinirler | Rejoicing |
| 2 | بما | — | bimā | şeylerden | in what |
| 3 | آتاهم | ا ت يETY | ātāhumu | kendilerine verdikleri | bestowed them |
| 4 | الله | — | llahu | Allah'ın | Allah |
| 5 | من | — | min | -ndan | of |
| 6 | فضله | ف ض لFŽL | feDlihi | lutfu- | His Bounty, |
| 7 | ويستبشرون | ب ش رBŞR | ve yestebşirūne | ve müjdelemek isterler | and they receive good tidings |
| 8 | بالذين | — | bielleƶīne | kimselere | about those who |
| 9 | لم | — | lem | (have) not | |
| 10 | يلحقوا | ل ح قLḪG | yelHaḳū | henüz yetişemeyen(lere) | yet joined |
| 11 | بهم | — | bihim | kendilerine | [with] them |
| 12 | من | — | min | [from] | |
| 13 | خلفهم | خ ل فḢLF | ḣalfihim | arkalarından | (but are) left behind - |
| 14 | ألا | — | ellā | that (there will be) no | |
| 15 | خوف | خ و فḢVF | ḣavfun | korku olmadığına | fear |
| 16 | عليهم | — | ǎleyhim | onlara | on them |
| 17 | ولا | — | ve lā | and not | |
| 18 | هم | — | hum | onların | they |
| 19 | يحزنون | ح ز نḪZN | yeHzenūne | üzüntüye uğramayacaklarına | will grieve. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فرحين بما ءاتىهم الله من فضله ويستبشرون بالذين لم يلحقوا بهم من خلفهم الا خوف عليهم ولا هم يحزنون
Arapça (Harekeli)
فَرِحِينَ بِمَا آتَاهُمُ اللَّهُ مِن فَضْلِهِ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُوا بِهِم مِّنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Transliterasyon
Ferihîne bi mâ âtâhumullâhu min fadlıhî, ve yestebşirûne billezîne lem yelhakû bihim min halfihim, ellâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Fari<span class="u">h</span>eena bim<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>t<span class="u">a</span>humuAll<span class="u">a</span>hu min fa<span class="u">d</span>lihi wayastabshiroona bi<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eenalam yal<span class="u">h</span>aqoo bihim min khalfihim all<span class="u">a</span> khawfunAAalayhim wal<span class="u">a</span> hum ya<span class="u">h</span>zanoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ferah-fahûr bir halde Allah'ın onlara ettiği lütuf ve ihsânlarla ve onlar, henüz kendilerine katılmayanlara, fakat artlarından gelmekte olanlara da bilin ki ne korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar diye müjde vermeyi isterler.
Ali Bulaç
Allah'ın Kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki, onlara hiçbir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir.
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın kendi ihsanından vereceğiyle mutlu olarak arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmayacağı müjdesinin sevincini duyacaklardır.
Diyanet İşleri
Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.
Edip Yüksel
ALLAH'ın onlara bolca verdiği nimetlerle neşe içindedirler. Kendilerine daha katılmamış yoldaşlarına bir korku ve üzüntü olmadığını müjdelemek isterler.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah'ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.
Erhan Aktaş
Allah’ın, lütfundan, kendilerine verdiklerine sevinirler. Arkalarından gelecek olanlara, bir korkunun olmadığını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.
Hakkı Yılmaz
(169-171)Allah yolunda öldürülenleri de sakın ölüler sanma. Tam tersi onlar diridirler, Allah'ın armağanlarından verdiği şeylerle sevinçli olarak Rableri katında rızıklanmaktadırlar. Arkalarından kendilerine henüz ulaşmayan kimselere, kendileri için hiçbir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler. Onlar, Allah'tan bir nimeti, armağanı ve Allah'ın şüphesiz, mü’minlerin ecrini kaybetmeyeceğini müjdelemek isterler.
Muhammed Esed
Allah'ın lütfuyla kendilerine bağışladığı (şehitlikten) övünç duyarlar. Ve arkada kalıp henüz kendilerine katılmamış olan (kardeş)lerine, bir korku ve üzüntü duymayacakları müjdesinde bulunmaktan zevk alırlar:
Mustafa İslamoğlu
Onlar Allah'ın lutfundan kendilerine bağışladığıyla kıvanç duyarlar. Arkadan gelip de henüz kendilerine kavuşmamış olanlara, geleceğe ilişkin kaygı ve geçmişe ilişkin üzüntü duymayacakları müjdesini vermekten haz alırlar.
Suat Yıldırım
Allah'ın lütfundan ihsan ettiği nimetlere kavuşmaktan dolayı sevinç içindedirler. Arkalarından henüz kendilerine kavuşmayan müstakbel şehitlere, “kendilerine hiçbir korku olmayacağına ve üzüntü hissetmeyeceklerine” dair de müjde vermek isterler.*
Süleyman Ateş
Allah'ın, keremiyle kendilerine verdiklerinden sevinçli olarak, arkalarından henüz kendilerine yetişemeyenlere de korku olmadığına, onların da üzüntüye uğramayacaklarına sevinirler.
Şaban Piriş
Allahın kendilerine fazlından verdiği şeylere sevinenler, arkalarından (kendilerine) yetişemeyenlere, kendilerine bir korku olmadığını ve mahzun da olmayacaklarını müjdelemek isterler.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiğiyle sevinçlidirler. Ve arkada kalıp kendilerine katılmamış olanlara şunu müjdeliyorlar: Onlar için korku yoktur; tasalanmayacaklardır onlar.
Edip-Layth-Martha
Happy with what God has granted them from His favor, and they rejoice for those who have yet to follow them. There is no fear over them nor do they grieve.*
Muhammad Asad
exulting in that [martyrdom] which God has bestowed upon them out of His bounty. And they rejoice in the glad tiding given to those [of their brethren] who have been left behind and have not yet joined them, that no fear need they have, and neither shall they grieve:
Rashad Khalifa
They are rejoicing in GOD's grace, and they have good news for their comrades who did not die with them, that they have nothing to fear, nor will they grieve.,
The Monotheist Group
Happy with what God has granted them from His grace, and they rejoice in those who have yet to follow after them. There is no fear upon them nor do they grieve.