Al-i İmran Sûresi184. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (12 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فإن | — | fein | eğer | Then if |
| 2 | كذبوك | ك ذ بKZ̃B | keƶƶebūke | seni yalanladılarsa | they reject you, |
| 3 | فقد | — | feḳad | doğrusu | then certainly |
| 4 | كذب | ك ذ بKZ̃B | kuƶƶibe | yalanlanmıştı | were rejected |
| 5 | رسل | ر س لRSL | rusulun | peygamberler de | Messengers |
| 6 | من | — | min | from | |
| 7 | قبلك | ق ب لGBL | ḳablike | senden önce | before you |
| 8 | جاءوا | ج ي اCYE | cā'ū | getiren | (who) came |
| 9 | بالبينات | ب ي نBYN | bil-beyyināti | açık deliller | with the clear Signs |
| 10 | والزبر | ز ب رZBR | ve zzuburi | hikmetli sahifeler | and the Scriptures |
| 11 | والكتاب | ك ت بKTB | velkitābi | ve Kitabı | and the Book - |
| 12 | المنير | ن و رNVR | l-munīri | aydınlatıcı | [the] Enlightening. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فان كذبوك فقد كذب رسل من قبلك جاءو بالبينت والزبر والكتب المنير
Arapça (Harekeli)
فَإِن كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ جَاءُوا بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَالْكِتَابِ الْمُنِيرِ
Transliterasyon
Fe in kezzebûke fe kad kuzzibe rusulun min kablike câu bil beyyinâti vez zuburi vel kitâbil munîr|i|.
Transliteration (Eng.)
Fa-in ka<span class="u">thth</span>abooka faqad ku<span class="u">thth</span>ibarusulun min qablika j<span class="u">a</span>oo bi<span class="b">a</span>lbayyin<span class="u">a</span>ti wa<span class="b">al</span>zzuburiwa<span class="b">a</span>lkit<span class="u">a</span>bi almuneer<span class="b">i</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Seni yalan sayarlarsa senden önce apaçık delillerle, sahîfelerle ve aydınlatıcı kitapla gelen peygamberler de yalan sayılmıştır.
Ali Bulaç
Eğer seni yalanlarlarsa, senden önce apaçık belgeler, Zeburlar ve aydınlık kitapla gelen elçileri de yalanlamışlardır.
Bayraktar Bayraklı
Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse gerçekten, senden önce apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren nice peygamberler de yalancılıkla itham edildi.
Diyanet İşleri
(Resulüm!) Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama); gerçekten, senden önce apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren nice peygamberler de yalancılıkla itham edildi.
Edip Yüksel
Seni yalanlarlarsa, senden önce apaçık deliller, bilgelik dolu kitaplar (zebur) ve aydınlatıcı kitap getiren elçiler de yalanlanmıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık deliller, hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı.
Erhan Aktaş
Şimdi seni yalanlayanlar; senden önce açık kanıtlarla, sayfalar ve aydınlatıcı kitaplarla gelen rasulleri de yalanlamışlardı.
Hakkı Yılmaz
Eğer şimdi seni yalanladılarsa, bil ki senden önce açık deliller, sayfalar ve aydınlatıcı kitap ile gelen elçiler de yalanlanmıştı.
Muhammed Esed
Ve şayet seni yalanlıyorlarsa -(bil ki) aynı şekilde, senden önce hakikatin tüm kanıtlarını, ilahî hikmet yüklü kitapları ve aydınlık saçan vahyi getiren (diğer) peygamberler de yalanlanmış bulunuyorlar.
Mustafa İslamoğlu
Ve seni yalancılıkla suçladılarsa; unutma ki senden önce hakikatin apaçık delilleriyle, ilahi hikmet yüklü kitaplarla ve aydınlık saçan vahiyle gelen peygamberler de yalancılıkla suçlanmıştı.
Suat Yıldırım
Eğer onlar senin nübüvvetini yalan saydılarsa, üzülme! Zaten senden önce açık deliller, mûcizeler, sahîfeler ve nurlu kitaplar getiren nice resullere de yalancı denilmişti. [16, 44; 26, 196; 35, 25; 54, 43]
Süleyman Ateş
Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık deliller, hikmetli sahifeler ve aydınlatıcı Kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.
Şaban Piriş
Eğer seni yalanlıyorlarsa, onlar, senden önceki apaçık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberleri de yalanlamışlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Seni yalanladılarsa, senden önce de resuller yalanlandı. Açık-seçik deliller, kutsal sayfalar ve aydınlatıcı Kitap'ı getirmişlerdi onlar.
Edip-Layth-Martha
If they reject you, then messengers before you were also rejected. They came with proof and the Psalms, and the book of enlightenment.
Muhammad Asad
And if they give thee the lie - even so, before thy time, have [other] apostles been given the lie when they came with all evidence of the truth, and with books of divine wisdom, and with light-giving revelation.
Rashad Khalifa
If they reject you, messengers before you have been rejected, even though they brought proofs, the Psalms, and the enlightening scripture.,
The Monotheist Group
If they deny you, then messengers before you were also denied; they came with the proofs and the scriptures and the Book of Enlightenment.