Al-i İmran Sûresi81. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (33 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإذ | — | ve iƶ | ve ne zaman | And when |
| 2 | أخذ | ا خ ذ EḢZ̃ | eḣaƶe | almıştı | took |
| 3 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 4 | ميثاق | و ث قVS̃G | mīṧāḳa | şöyle söz | covenant |
| 5 | النبيين | ن ب اNBE | n-nebiyyīne | peygamberlerden | (of) the Prophets, |
| 6 | لما | — | lemā | elbette | """Certainly, whatever" |
| 7 | آتيتكم | ا ت يETY | āteytukum | size verdim | I (have) given you |
| 8 | من | — | min | of | |
| 9 | كتاب | ك ت بKTB | kitābin | Kitap | (the) Book |
| 10 | وحكمة | ح ك مḪKM | ve Hikmetin | ve hikmet | and wisdom |
| 11 | ثم | — | ṧumme | sonra | then |
| 12 | جاءكم | ج ي اCYE | cā'ekum | geldiğinde | comes to you |
| 13 | رسول | ر س لRSL | rasūlun | bir peygamber | a Messenger |
| 14 | مصدق | ص د قṦD̃G | muSaddiḳun | doğrulayıcı | confirming |
| 15 | لما | — | limā | bulunan(Kitap)ı | that which |
| 16 | معكم | — | meǎkum | yanınızda | (is) with you, |
| 17 | لتؤمنن | ا م نEMN | letu'minunne | mutlaka inanacak | you must believe |
| 18 | به | — | bihi | ona | in him |
| 19 | ولتنصرنه | ن ص رNṦR | veletenSurunnehu | ve ona mutlaka yardım edeceksiniz | "and you must help him.""" |
| 20 | قال | ق و لGVL | ḳāle | demişti | He said, |
| 21 | أأقررتم | ق ر رGRR | eeḳrartum | bunu kabul ettiniz mi? | """Do you affirm" |
| 22 | وأخذتم | ا خ ذ EḢZ̃ | ve eḣaƶtum | ve aldınız mı? | and take |
| 23 | على | — | ǎlā | üzerinize | on |
| 24 | ذلكم | — | ƶālikum | bu hususta | that (condition) |
| 25 | إصري | ا ص رEṦR | iSrī | ağır ahdimi | "My Covenant?""" |
| 26 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | dediler | They said, |
| 27 | أقررنا | ق ر رGRR | eḳrarnā | kabul ettik | """We affirm.""" |
| 28 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi | He said, |
| 29 | فاشهدوا | ش ه دŞHD̃ | feşhedū | o halde tanık olun | """Then bear witness," |
| 30 | وأنا | — | ve enā | ben de | and I (am) |
| 31 | معكم | — | meǎkum | sizinle beraber | with you |
| 32 | من | — | mine | among | |
| 33 | الشاهدين | ش ه دŞHD̃ | ş-şāhidīne | tanık olanlardanım | "the witnesses.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واذ اخذ الله ميثق النبين لما ءاتيتكم من كتب وحكمة ثم جاءكم رسول مصدق لما معكم لتومنن به ولتنصرنه قال ءاقررتم واخذتم على ذلكم اصرى قالوا اقررنا قال فاشهدوا وانا معكم من الشهدين
Arapça (Harekeli)
وَإِذْ أَخَذَ اللَّهُ مِيثَاقَ النَّبِيِّينَ لَمَا آتَيْتُكُم مِّن كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِ وَلَتَنصُرُنَّهُ قَالَ أَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَى ذَلِكُمْ إِصْرِي قَالُوا أَقْرَرْنَا قَالَ فَاشْهَدُوا وَأَنَا مَعَكُم مِّنَ الشَّاهِدِينَ
Transliterasyon
Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunneh|u|, kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa-i<span class="u">th</span> akha<span class="u">th</span>a All<span class="u">a</span>humeeth<span class="u">a</span>qa a<span class="b">l</span>nnabiyyeena lam<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>taytukummin kit<span class="u">a</span>bin wa<span class="u">h</span>ikmatin thumma j<span class="u">a</span>akumrasoolun mu<span class="u">s</span>addiqun lim<span class="u">a</span> maAAakum latu/minunna bihiwalatan<span class="u">s</span>urunnahu q<span class="u">a</span>la aaqrartum waakha<span class="u">th</span>tumAAal<span class="u">a</span> <span class="u">tha</span>likum i<span class="u">s</span>ree q<span class="u">a</span>loo aqrarn<span class="u">a</span>q<span class="u">a</span>la fa<span class="b">i</span>shhadoo waan<span class="u">a</span> maAAakum mina a<span class="b">l</span>shsh<span class="u">a</span>hideen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
An o zamanı ki Allah, peygamberlerden, size kitap ve hikmet verdim, sonra da sizdeki kitabı gerçekleyen bir peygamber göndereceğim, ona mutlaka inanacaksınız, mutlaka yardım edeceksiniz diye söz almıştı ve ikrar ettiniz mi, size yüklediğim bu ağır yükü aldınız, yüklendiniz mi demişti. İkrar ettik demişlerdi de o da öyleyse tanık olun demişti, ben de sizinle berâber tanıklık edenlerdenim.
Ali Bulaç
Hani Allah peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı: "Andolsun size kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız." Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?" Onlar: "İkrar ettik" demişlerdi de "Öyleyse şahid olun, Ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım" demişti.
Bayraktar Bayraklı
Allah, peygamberlerden şöyle söz almış ve “Bakın size kitap ve hikmet verdim, şimdi yanınızda bulunanı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanacak ve yardım edeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?” demişti. Onlar da, “Kabul ettik” dediler. “O halde tanık olunuz, ben de sizinle beraber tanık olanlardanım” dedi.
Diyanet İşleri
Hani Allah, peygamberlerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?" dediğinde, "Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu.
Edip Yüksel
ALLAH peygamberlerden (nebilerden) şöyle misak almıştı: "Size kitap ve hikmet vereceğim. Daha sonra, beraberinizdekileri doğrulayan bir elçi (resul) geldiğinde onu onaylayacak ve onu destekleyeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi ve bu sözleşmeyi yerine getireceğinize söz verdiniz mi" demişti. Onlar "Kabul ettik" deyince, "Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım" demişti.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah peygamberlerden şöyle söz almıştı: "Andolsun ki size kitab ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan (kitaplar)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde ona muhakkak inanacak ve ona yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik" dediler. (Allah da) dedi ki: "Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım".
Erhan Aktaş
Hani! Allah, Nebilerden, “Size, kitap ve hikmet verdikten sonra, yanınızdakini tasdik eden bir rasul gelince, ona kesinlikle inanacak ve yardım edeceksiniz.” diye kesin söz aldığında, “Bunu kabul ettiniz mi? Bu önemli görevi üstlendiniz mi?” demiş, Onlar da “Kabul ettik.” demişlerdi. Allah: “Öyleyse tanık olun, Ben de sizinle birlikte tanık olanlardanım.” demişti.*
Hakkı Yılmaz
Ve hani Allah, peygamberlerden: “Andolsun ki size kitaptan ve haksızlık, bozgunculuk ve kargaşayı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkelerden verdim, sonra yanınızda bulunanı doğrulayıcı bir elçi geldiğinde ona kesinlikle inanacak ve ona yardım edeceksiniz!” sağlam sözünü almıştı. Allah, “Bunu ikrar edip de kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı/verdğiniz sözü kesinlikle yerine getirecek misiniz?” dedi. Onlar: “İkrar ettik” dediler. Allah: “Öyleyse şâhit olun, Ben de sizinle beraber şâhit olanlardanım” dedi.
Muhammed Esed
ALLAH, (geçmiş vahiylerin izleyicilerinden) peygamberler vasıtasıyla şu taahhüdü talep etti: "Eğer, vahyi ve hikmeti size bahşettikten sonra, halen sahip olduğunuz hakikati tasdik eden bir elçi size gelirse o'na inanmalı ve yardım etmelisiniz. Bu şarta dayalı ahdimi kabul ve tasdik eder misiniz?" Onlar: "Kabul ederiz!" dediler. Allah: "Öyleyse (buna) şahit olun, Ben de sizin şahidiniz olacağım.
Mustafa İslamoğlu
Allah peygamber (aracılığıyla kitap ehlin)den; "Eğer vahiyden ve hikmetten size bir pay verdikten sonra size hakikatten yanınızda kalanı tasdik eden bir elçi gelirse, kesinlikle ona inanmalı ve yardım etmelisiniz" taahhüdünü aldığı zaman sordu: "İşte bu şarta dayalı ahdimi alıp kabul ettiniz mi?" "Kabul ve tasdik ettik!" diye cevap verdiler. Allah buyurdu: "O halde şahid olun! Ben de sizinle birlikte şahitler arasında olacağım!"
Suat Yıldırım
Hem Allah, vaktiyle peygamberlerden “Size kitap ve hikmet vermemden sonra, Sizin yanınızda bulunan kitabı tasdik edici bir peygamber geldiğinde, mutlaka ona inanıp yardımcı olacaksınız. ” diye söz almıştır. Allah: “Bunu kabul ettiniz, bu ağır yükümü sırtınıza aldınız mı? ” dediğinde onlar: “Kabul ettik” diye kesin söz verince, Allah Teâlâ: “Siz de şahit olun, zaten Ben de sizinle beraber şahitlik edeceğim. ” buyurdu. [33, 7; 7, 172]*
Süleyman Ateş
Allah, peygamberlerden şöyle söz almıştı: "Bakın, size Kitap ve hikmet verdim; imdi yanınızda bulunan(Kitap)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona mutlaka yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. "Kabul ettik!" dediler. "O halde tanık olun, ben de sizinle beraber tanık olanlardanım." dedi.
Şaban Piriş
Allah, peygamberlerden:-Size kitap ve hikmet verdim, sonra sizden olanı doğrulayan bir peygamber gelecek, ona kesinlikle iman edecek ve ona yardım edeceksiniz! diye söz aldığı zaman (sormuştu):-Karar verdiniz ve size yüklediğim bu ağır yükü kabul ettiniz mi? demişti. Onlar:-Kabul ettik diye cevap verdiler.-Şahit olun, ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve unutma ki Allah, peygamberlerden misaklarını almış, şöyle demişti: "Size Kitap'tan ve hikmetten nasip verdim. Sonra size elinizdekini doğrulayıcı bir resul geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona muhakkak yardım edeceksiniz. Kabul ettiniz ve ağır yükümü üzerinize aldınız mı?". "Kabull ettik." dediler. "O halde tanık olun, sizinle beraber ben de tanıklardanım." dedi.
Edip-Layth-Martha
God took a covenant from the prophets: "For what I have given you of the book and wisdom, then a messenger will come to you authenticating what is with you. You will acknowledge him and support him." He said, "Do you testify, and agree to this burden?" they said, "We testify." He said, "Then bear witness, and I am with you bearing witness."*
Muhammad Asad
AND, LO, God accepted, through the prophets, this solemn pledge [from the followers of earlier revelation]:* "If, after all the revelation and the wisdom which I have vouchsafed unto you, there comes to you an apostle confirming the truth already in your possession, you must believe in him and succour him. Do you" - said He - "acknowledge and accept My bond on this condition?" They answered: "We do acknowledge it." Said He: "Then bear witness [thereto], and I shall be your witness.*
Rashad Khalifa
GOD took a covenant from the prophets, saying, "I will give you the scripture and wisdom. Afterwards, a messenger will come to confirm all existing scriptures. You shall believe in him and support him." He said, "Do you agree with this, and pledge to fulfill this covenant?" They said, "We agree." He said, "You have thus borne witness, and I bear witness along with you."*,
The Monotheist Group
And God took a covenant from the prophets: "For what I have given you of the Book and wisdom, then a messenger will come to you authenticating what is with you. You will believe in him and support him." He said: "Do you testify, and agree to this burden?" They said: "We testify." He said: "Then bear witness, and I am with you bearing witness."