Rum Sûresi38. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (16 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فآت | ا ت يETY | fe āti | o halde ver | So give |
| 2 | ذا | — | ƶā | the relative | |
| 3 | القربى | ق ر بGRB | l-ḳurbā | akrabaya | the relative |
| 4 | حقه | ح ق قḪGG | Haḳḳahu | hakkını | his right |
| 5 | والمسكين | س ك نSKN | velmiskīne | ve yoksula | and the poor |
| 6 | وابن | ب ن يBNY | vebne | and the wayfarer. | |
| 7 | السبيل | س ب لSBL | s-sebīli | ve yolcuya | and the wayfarer. |
| 8 | ذلك | — | ƶālike | bu | That |
| 9 | خير | خ ي رḢYR | ḣayrun | daha hayırlıdır | (is) best |
| 10 | للذين | — | lilleƶīne | için | for those who |
| 11 | يريدون | ر و دRVD̃ | yurīdūne | isteyenler | desire |
| 12 | وجه | و ج هVCH | veche | yüzünü (rızasını) | (the) Countenance |
| 13 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah. |
| 14 | وأولئك | — | ve ulāike | ve işte | And those, |
| 15 | هم | — | humu | onlar | they |
| 16 | المفلحون | ف ل حFLḪ | l-mufliHūne | başarıya erenlerdir | (are) the successful ones. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فات ذا القربى حقه والمسكين وابن السبيل ذلك خير للذين يريدون وجه الله واولئك هم المفلحون
Arapça (Harekeli)
فَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ ذَلِكَ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يُرِيدُونَ وَجْهَ اللَّهِ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Transliterasyon
Fe âti zel kurbâ hakkahu vel miskîne vebnes sebîl|i|, zâlike hayrun lillezîne yurîdûne vechallâhi ve ulâike humul muflihûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Fa<span class="u">a</span>ti <span class="u">tha</span> alqurb<span class="u">a</span> <span class="u">h</span>aqqahuwa<span class="b">a</span>lmiskeena wa<span class="b">i</span>bna a<span class="b">l</span>ssabeeli <span class="u">tha</span>likakhayrun lilla<span class="u">th</span>eena yureedoona wajha All<span class="u">a</span>hi waol<span class="u">a</span>-ikahumu almufli<span class="u">h</span>oon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Artık yakınlara, yoksula ve yolda kalana hakkını ver, Allah'ın rızâsını dileyenlere bu, daha hayırlıdır ve onlardır kurtulanların, muratlarına erenlerin ta kendileri.
Ali Bulaç
Öyleyse yakınlara hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. Allah'ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler onlardır.
Bayraktar Bayraklı
Yakın akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da! Bu, Allah'ın rızasını kazanmak isteyenler için daha iyidir. Onlar kurtuluşa ereceklerdir.
Diyanet İşleri
O halde sen, akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah'ın rızasını isteyenler için bu, en iyisidir. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.*
Edip Yüksel
Öyleyse yakınlığı bulunanlara haklarını ver, yoksula ve yolcuya da… ALLAH'ın rızasını dileyenler için bu daha iyidir; onlar başarıya ulaşanlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
O halde akrabaya da hakkını ver, yoksula da, yolcuya da... Bu, Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır. Kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.
Erhan Aktaş
Öyleyse; yakınlara, miskine* ve “sebilin oğluna”* hakkını ver. Bu, Allah’ın yüzünü* dileyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Hakkı Yılmaz
Öyleyse, yakınlık sahibine; yurtlarından çıkarılan fakirlere, miskine ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır. Ve bunlar durumunu koruyan, zafer kazanan kimselerin ta kendileridir.
Muhammed Esed
Öyleyse yakınlarınıza, muhtaçlara ve yolculara haklarını verin; bu, Allah'ın rızasını kazanmak isteyenler için en doğrusudur: çünkü, mutluluğa erecekler onlardır!
Mustafa İslamoğlu
Şu halde yakınlara, yoksullara ve yolda kalmışlara haklarını verin; bu Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır; zira onlar, mutluluğa erecek olanların ta kendileridir.
Suat Yıldırım
O halde yakınlarına, yoksula ve yolcuya hakkını ver. Allah'ın rızasına nail olmak isteyenler için böyle yapmak daha hayırlıdır. Felaha erenler de işte onlardır.
Süleyman Ateş
Akrabaya, yoksula, yolcuya (zekat ve sadakadan) hakkını ver. Allah'ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu, daha hayırlıdır ve onlar başarıya erenlerdir.
Şaban Piriş
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bu, Allahın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır. Kurtuluşa erenler işte onlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
O halde, akrabaya hakkını ver. Yoksula, yolda kalmışa da. Allah'ın yüzünü isteyenler için bu daha hayırlıdır. İşte böyleleridir, kurtuluşa erenler.
Edip-Layth-Martha
So give the relative his due, and the poor, and the wayfarer. That is best for those who seek God's presence, and they are the successful ones.
Muhammad Asad
Hence, give his due to the near of kin, as well as to the needy and the wayfarer;* this is best for all who seek God's countenance: for it is they, they that shall attain to a happy state!
Rashad Khalifa
Therefore, you shall give the relatives their rightful share (of charity), as well as the poor, and the traveling alien. This is better for those who sincerely seek GOD's pleasure; they are the winners.,
The Monotheist Group
So give the relative his due, and the poor, and the wayfarer. That is best for those who seek the face of God, and they are the successful ones.