Rum Sûresi53. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (14 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وما | — | ve mā | ve değilsin | And not |
| 2 | أنت | — | ente | sen | you |
| 3 | بهاد | ه د يHD̃Y | bihādi | yola getirecek | can guide |
| 4 | العمي | ع م يAMY | l-ǔmyi | körleri | the blind |
| 5 | عن | — | ǎn | -ndan | from |
| 6 | ضلالتهم | ض ل لŽLL | Delāletihim | sapıklıkları- | their error. |
| 7 | إن | — | in | Not | |
| 8 | تسمع | س م عSMA | tusmiǔ | sen işittiremezsin | you can make hear |
| 9 | إلا | — | illā | başkasına | except |
| 10 | من | — | men | kimseler(den) | (those) who |
| 11 | يؤمن | ا م نEMN | yu'minu | inanan(lar) | believe |
| 12 | بآياتنا | ا ي يEYY | biāyātinā | ayetlerimize | in Our Verses |
| 13 | فهم | — | fehum | ve onlar | so they |
| 14 | مسلمون | س ل مSLM | muslimūne | müslüman olurlar | surrender. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وما انت بهد العمى عن ضللتهم ان تسمع الا من يومن بايتنا فهم مسلمون
Arapça (Harekeli)
وَمَا أَنتَ بِهَادِ الْعُمْيِ عَن ضَلَالَتِهِمْ إِن تُسْمِعُ إِلَّا مَن يُؤْمِنُ بِآيَاتِنَا فَهُم مُّسْلِمُونَ
Transliterasyon
Ve mâ ente bi hâdil umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wam<span class="u">a</span> anta bih<span class="u">a</span>di alAAumyi AAan<span class="u">d</span>al<span class="u">a</span>latihim in tusmiAAu ill<span class="u">a</span> man yu/minu bi-<span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>tin<span class="u">a</span>fahum muslimoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve sen, körleri sapıklıklarından döndürüp doğru yola sevkedemezsin. Sen, ancak delillerimize inananlara duyurursun; gerçekten de onlardır Müslüman olanlar.
Ali Bulaç
Ve sen kendi sapıklıkları içinde kör olanları da doğruya iletici değilsin. Sen yalnızca, Bizim ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin ki onlar Müslümanlardır.
Bayraktar Bayraklı
Manen körleri de sapıklıklarından doğru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet göstererek âyetlerimize iman edebileceklere duyurabilirsin.
Diyanet İşleri
Körleri de sapıklıklarından (vazgeçirip) doğru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet göstererek ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.*
Edip Yüksel
Körü de sapıklığından kurtarıp yola getiremezsin. Sen ancak ayetlerimizi onaylayanlara işittirebilirsin ki onlar hemen teslim olurlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Körleri de sapıklıklarından hidayete getiremezsin. Sen ancak âyetlerimizi iman edeceklere duyurursun da onlar müslüman olur, selâmeti bulurlar.
Erhan Aktaş
Sen, körleri* sapkınlıklarından kurtarıp doğru yola iletemezsin. Sen, ayetlerimizi ancak iman edeceklere duyurabilirsin; zira onlar teslim* olmuş kimselerdir.
Hakkı Yılmaz
Sen körleri de sapıklıklarından doğru yola götüremezsin. Sen ancak âyetlerimizi, iman edeceklere duyurursun; artık onlar Müslümanlardır.
Muhammed Esed
Ve yine, (kalpleri) kör olanları sapıklıklarından döndürüp doğru yola iletemezsin: Sen (davetini) ancak mesajlarımıza inan(mak istey)enlere ve böylece kendilerini Bize teslim edenlere duyurabilirsin.
Mustafa İslamoğlu
Yine sen (kalbi) kör olanları sapıklıktan çevirip de doğru yola yöneltemezsin. Sen ancak ayetlerimize iman eden kimselere duyurabilirsin ve onlar da hemen teslim oluverirler.
Suat Yıldırım
Sen, körleri de şaşkınlıktan, yanlış yola girmekten kurtaramazsın. Sen ancak, âyetlerimize iman etmeye yatkın kimselere çağrını duyurabilirsin. Çünkü onlar hakka teslim olurlar.
Süleyman Ateş
Ve sen, körleri de sapıklıklarından çıkarıp yola getiremezsin. Sen ancak, ayetlerimize inananlara işittirirsin de onlar müslüman olurlar.
Şaban Piriş
Körleri de sapıklıklarından doğru yola iletemezsin. Sen, ancak ayetlerimize inananlara sesini duyurabilirsin. Çünkü onlar teslim olmuşlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve sen körleri de sapıklıklarından aydınlığa çıkaramazsın. Sen ancak, ayetlerimize iman edenlere dinletirsin de onlar müslüman oluverirler.
Edip-Layth-Martha
Nor can you enlighten the blind from their straying; but you can only make those who acknowledge Our signs listen, for they have peacefully surrendered.
Muhammad Asad
just as thou canst not lead the blind [of heart] out of their error: none canst thou make hear [thy call] save such as [are willing to] believe in Our messages, and thus surrender them­selves unto Us.*
Rashad Khalifa
Nor can you guide the blind out of their straying. You can only be heard by those who believe in our revelations, and decide to become submitters.,
The Monotheist Group
Nor can you enlighten the blind from their straying; but you can only make those who believe in Our revelations listen, for they have submitted.