Rum Sûresi52. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فإنك | — | feinneke | şüphesiz sen | So indeed, you |
| 2 | لا | — | lā | asla | (can) not |
| 3 | تسمع | س م عSMA | tusmiǔ | söz dinletemezsin | make the dead hear |
| 4 | الموتى | م و تMVT | l-mevtā | ölülere | make the dead hear |
| 5 | ولا | — | ve lā | ve asla | and not |
| 6 | تسمع | س م عSMA | tusmiǔ | işittiremezsin | make the deaf hear |
| 7 | الصم | ص م مṦMM | S-Summe | sağırlara | make the deaf hear |
| 8 | الدعاء | د ع وD̃AV | d-duǎā'e | çağrıyı | the call |
| 9 | إذا | — | iƶā | when | |
| 10 | ولوا | و ل يVLY | vellev | giderlerken | they turn, |
| 11 | مدبرين | د ب رD̃BR | mudbirīne | arkalarını dönüp | retreating. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فانك لا تسمع الموتى ولا تسمع الصم الدعاء اذا ولوا مدبرين
Arapça (Harekeli)
فَإِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتَى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَاءَ إِذَا وَلَّوْا مُدْبِرِينَ
Transliterasyon
Fe inneke lâ tusmiul mevtâ ve lâ tusmius summed duâe izâ vellev mudbirîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Fa-innaka l<span class="u">a</span> tusmiAAu almawt<span class="u">a</span>wal<span class="u">a</span> tusmiAAu a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>umma a<span class="b">l</span>dduAA<span class="u">a</span>ai<span class="u">tha</span> wallaw mudbireen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Hiç şüphe yok ki sen, sesini duyuramazsın ölüye ve ardına dönüp giderlerken dâvetini duyuramazsın sağırlara.
Ali Bulaç
Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Bayraktar Bayraklı
Elbette sen manen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken manen sağırlara o daveti işittiremezsin.
Diyanet İşleri
(Resulüm!) Elbette sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara o daveti işittiremezsin.
Edip Yüksel
Sen ne ölülere işittirebilirsin, ne de arkalarını dönüp giden sağırlara çağrıyı duyurabilirsin.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O daveti, arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın.
Erhan Aktaş
Şu bir gerçek ki, sen ölülere* duyuramazsın. Arkasını dönüp giden sağırlara* da çağrıyı duyuramazsın.*
Hakkı Yılmaz
Bu nedenle sen ölülere işittiremezsin. O daveti, arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da dinletemezsin.
Muhammed Esed
Elbette sen ölülere asla duyuramazsın: ve sırtlarını (sana) dönüp uzaklaşan (kalbi) sağırlara (da)!
Mustafa İslamoğlu
Şu da bir gerçek ki sen asla ölülere duyuramazsın; arkasını dönüp uzaklaşırken her tür davete sağır kesilenlere de duyuramazsın.
Suat Yıldırım
Şunu bil ki: Sen ne ölülere sesini duyurabilirsin, ne de arkasını dönüp uzaklaşan sağırlara bu dâveti işittirebilirsin. [63, 36; 67, 10]
Süleyman Ateş
Sen de ölülere söz dinletemezsin; arkalarını dönüp giden sağırlara çağrıyı işittiremezsin.
Şaban Piriş
Sen, ölüye sesini duyuramazsın, arkasını dönüp gittiği zaman sağırlara çağrını duyuramazsın.
Yaşar Nuri Öztürk
Artık sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri taktirde sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Edip-Layth-Martha
You cannot make the dead listen, nor can you make the deaf hear the call when they have turned their backs.*
Muhammad Asad
And, verily, thou canst not make the dead hear: and [so, too,] thou canst not make the deaf [of heart] hear this call when they turn their backs [on thee] and go away,
Rashad Khalifa
You cannot make the dead, nor the deaf, hear the call, once they turn away.,
The Monotheist Group
You cannot make the dead listen, nor can you make the deaf hear the call when they have turned their backs.