Rum Sûresi60. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (10 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فاصبر | ص ب رṦBR | feSbir | sabret | So be patient. |
| 2 | إن | — | inne | şüphe yok ki | Indeed, |
| 3 | وعد | و ع دVAD̃ | veǎ'de | va'di | (the) Promise |
| 4 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 5 | حق | ح ق قḪGG | Haḳḳun | haktır | (is) true. |
| 6 | ولا | — | ve lā | ve | And (let) not |
| 7 | يستخفنك | خ ف فḢFF | yesteḣiffenneke | seni telaşa düşürmesin | take you in light estimation |
| 8 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | those who |
| 9 | لا | — | lā | (are) not | |
| 10 | يوقنون | ي ق نYGN | yūḳinūne | inanmayan(lar) | certain in faith. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فاصبر ان وعد الله حق ولا يستخفنك الذين لا يوقنون
Arapça (Harekeli)
فَاصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ وَلَا يَسْتَخِفَّنَّكَ الَّذِينَ لَا يُوقِنُونَ
Transliterasyon
Fâsbir inne va’dallâhi hakkun ve lâ yestahıffennekellezîne lâ yûkınûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Fa<span class="b">i</span><span class="u">s</span>bir inna waAAda All<span class="u">a</span>hi<span class="u">h</span>aqqun wal<span class="u">a</span> yastakhiffannaka alla<span class="u">th</span>eena l<span class="u">a</span>yooqinoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Dayan, şüphe yok ki Allah'ın vaadi gerçektir ve adamakıllı inanmayanlar, sakın senin gayretini hafifletip gevşetmesin.
Ali Bulaç
Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah'ın va'di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.
Bayraktar Bayraklı
Sen şimdi sabret! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Kesin inanca sahip olmayanlar, sakın seni gevşekliğe sevketmesin!
Diyanet İşleri
(Resulüm!) Sen şimdi sabret. Bil ki Allah'ın vadi gerçektir. (Buna) iyice inanmamış olanlar, sakın seni gevşekliğe sevketmesin!*
Edip Yüksel
Öyleyse sabret. ALLAH'ın sözü gerçektir. Kuşkusuz bir onaya sahip olmayanlar seni gevşekliğe sürüklemesin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın vaadi mutlaka haktır. Sakın imanı sağlam olmayanlar seni hafifliğe sevketmesinler.
Erhan Aktaş
Öyleyse sabret, kuşkusuz Allah’ın verdiği söz kesindir. Sakın ha! İnanmayanlar seni gevşetmesinler.
Hakkı Yılmaz
Şimdi sen sabırlı ol. Şüphesiz Allah'ın vaadi haktır. Sakın kesin inanmamış kimseler, seni hafifleştirmesinler.
Muhammed Esed
O halde sıkıntılara göğüs ger: Allah'ın (Kıyamet Günü ile ilgili) vaadi kesinlikle doğrudur. Öyleyse, tam bir iç tatminine ulaşamayanların senin zihnine şüphe tohumları ekmelerine izin verme!31:1 Elif-Lâm-Mîm.
Mustafa İslamoğlu
Artık sabret; unutma ki Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. (Kendi söylediklerine dahi) yürekten inanmayanlar, tahrikleriyle sakın seni fevri ve tepkisel bir davranışa sürüklemesinler.
Suat Yıldırım
O halde sabret! Çünkü Allah'ın vâdi kesindir. Sakın ona inanmayanlar seni paniğe düşürmesin, seni dayanıksız bulmasın ve seni endişelendirmesinler.
Süleyman Ateş
Sabret, Allah'ın va'di haktır (o mutlaka yerine gelecektir). İnanmayanlar seni telaşa düşürmesin.
Şaban Piriş
Öyleyse sen, sabret, kuşkusuz Allahın vaadi haktır. Gerçeği göremeyenler sakın seni hafife almasınlar.
Yaşar Nuri Öztürk
O halde, sabret. Kuşkun olmasın ki, Allah'ın vaadi haktır. İmanı kemale ermemişler seni hafifliğe sevk etmesinler / seni küçümseyemeyeceklerdir.
Edip-Layth-Martha
So be patient, for God's promise is true, and do not be dissuaded by those who do not have certainty.
Muhammad Asad
Remain, then, patient in adversity: verily, Gods promise [of resurrection] is true indeed - so let not those who are devoid of all inner certainty disquiet thy mind!
Rashad Khalifa
Therefore, you shall steadfastly persevere - for GOD's promise is the truth - and do not be intimidated by those who have not attained certainty.,
The Monotheist Group
So be patient, for the promise of God is true, and do not be dissuaded by those who do not have certainty.