Secde Sûresi12. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (16 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولو | — | velev | ve eğer | And if |
| 2 | ترى | ر ا يREY | terā | bir görsen | you (could) see |
| 3 | إذ | — | iƶi | (demekte) iken | when |
| 4 | المجرمون | ج ر مCRM | l-mucrimūne | suçluları | the criminals |
| 5 | ناكسو | ن ك سNKS | nākisū | öne eğmiş | (will) hang |
| 6 | رءوسهم | ر ا سRES | ru'ūsihim | başlarını | their heads |
| 7 | عند | ع ن دAND̃ | ǐnde | huzurunda | before |
| 8 | ربهم | ر ب بRBB | rabbihim | Rablerinin | their Lord, |
| 9 | ربنا | ر ب بRBB | rabbenā | Rabbimiz | """Our Lord" |
| 10 | أبصرنا | ب ص رBṦR | ebSarnā | gördük | we have seen |
| 11 | وسمعنا | س م عSMA | ve semiǎ'nā | ve işittik | and we have heard, |
| 12 | فارجعنا | ر ج عRCA | ferciǎ'nā | bizi geri döndür | so return us, |
| 13 | نعمل | ع م لAML | neǎ'mel | yapalım | we will do |
| 14 | صالحا | ص ل حṦLḪ | SāliHen | iyi iş | righteous (deeds). |
| 15 | إنا | — | innā | artık biz | Indeed, we |
| 16 | موقنون | ي ق نYGN | mūḳinūne | kesin olarak inandık | "(are now) certain.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولو ترى اذ المجرمون ناكسوا رءوسهم عند ربهم ربنا ابصرنا وسمعنا فارجعنا نعمل صلحا انا موقنون
Arapça (Harekeli)
وَلَوْ تَرَى إِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُو رُءُوسِهِمْ عِندَ رَبِّهِمْ رَبَّنَا أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ
Transliterasyon
Ve lev terâ izil mucrimûne nâkısû ruûsihim inde rabbihim, rabbenâ ebsarnâ ve semi’nâ ferci’nâ na’mel sâlihan innâ mûkinûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walaw tar<span class="u">a</span> i<span class="u">th</span>i almujrimoona n<span class="u">a</span>kisooruoosihim AAinda rabbihim rabban<span class="u">a</span> ab<span class="u">s</span>arn<span class="u">a</span>wasamiAAn<span class="u">a</span> faarjiAAn<span class="u">a</span> naAAmal <span class="u">sa</span>li<span class="u">h</span>aninn<span class="u">a</span> mooqinoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Rableri katında başlarını eğerek Rabbimiz, gördük ve duyduk, artık bizi tekrar dünyâya döndür de iyi işlerde bulunalım, gerçekten de adamakıllı inandık dedikleri zaman bir görsen mücrimleri.
Ali Bulaç
Suçlu-günahkarları, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız" (diye yalvaracakları zamanı) bir görsen.
Bayraktar Bayraklı
O suçluların, Rabblerinin huzurunda başlarını eğerek, “Ey Rabbimiz! Gördük, duyduk. Artık bizi dünyaya geri gönder de iyi işler yapalım. Çünkü biz kesin olarak inandık” diyecekleri anı bir görsen!
Diyanet İşleri
O günahkarların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, "Rabbimiz! Gördük duyduk, şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık" diyecekleri zamanı bir görsen!
Edip Yüksel
Suçluları, Rab'leri huzurunda başlarını öne eğmiş durumda iken bir görseydin: "Rabbimiz, gördük ve işittik. Bizi döndür de erdemli davranalım. Şimdi biz kesin olarak onayladık."*
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey Muhammed! Günahkârların, Rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Ey Rabbimiz! Gördük ve dinledik, şimdi bizi geri çevir de salih bir amel işleyelim, çünkü biz artık kesin bir şekilde inanıyoruz." derlerken bir görsen!
Erhan Aktaş
Suçluları, Rabb’lerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: “Rabb’imiz! Gördük ve dinledik, şimdi bizi dünyaya geri gönder de salihatı* yapalım. Biz, artık kesin bir şekilde inandık.” derlerken bir görsen!
Hakkı Yılmaz
Suçluları, Rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: “Ey Rabbimiz! Gördük ve dinledik, şimdi bizi geri çevir de sâlih bir amel işleyelim, biz artık kesin bir şekilde inanıyoruz” derlerken bir görsen!
Muhammed Esed
Keşke, günaha batmış olanların (Hesap Günü) Rablerinin huzurunda başlarını öne eğerek, "Ey Rabbimiz! (Şimdi) görmüş ve duymuş olduk. Öyleyse bizi (yeryüzündeki hayatımıza) geri döndür ki doğru ve yararlı işler yapalım: çünkü (artık hakikate) kanî olduk!" dedikleri zaman(ki hallerini) bir görsen!
Mustafa İslamoğlu
Günahı hayat tarzı haline getirenleri Rablerinin huzurunda başları eğik vaziyette (şöyle derken) bir görmeliydin: "Rabbimiz, (İşte artık) gördük ve işittik! Şu halde bizi (dünyaya) geri döndür de iyi bir şeyler yapalım! Çünkü (yeniden dirilişe) ikna olmuş bulunuyoruz."
Suat Yıldırım
Bir görseydin o suçluları: Rab'lerinin huzurunda, mahcupluktan başları önlerine eğilmiş şöyle derken: “Gördük, işittik ya Rabbenâ! Ne olur bizi dünyaya bir gönder! Öyle güzel, makbul işler yaparız ki! Çünkü gerçeği kesin olarak biliyoruz artık! ” [19, 38; 67, 10; 6, 27-29]
Süleyman Ateş
Rablerinin huzurunda (utançtan) başlarını öne eğmiş; "Rabbimiz, gördük, işittik, bizi geri döndür, iyi iş yapalım; artık kesin olarak inandık!" demekte olan suçluları bir görsen!
Şaban Piriş
Suçluları, Rablerinin katında, başlarını öne eğmiş olarak bir görsen:-Rabbimiz, gördük ve anladık, bizi yeniden döndür de doğru olanı yapalım, artık biz kesin olarak inandık.
Yaşar Nuri Öztürk
Günahkarları, Rablerinin huzurunda başlarını eğmiş olarak şöyle derken bir görsen: "Rabbimiz; gördük, duyduk, geri gönder bizi ki barışa yönelik iyi bir iş yapalım. Artık kesin olarak inanıyoruz."
Edip-Layth-Martha
If only you could see the criminals when they bow down their heads before their Lord: "Our Lord, we have now seen and we have heard, so send us back and we will promote reforms. Now we have attained certainty!"*
Muhammad Asad
If thou couldst but see [how it will be on Judgment Day], when those who are lost in sin will hang their heads before their Sustainer, [saying:] O our Sustainer! [Now] we have seen, and we have heard! Return us, then, [to our earthly life] that we may do good deeds: for [now], behold, we are certain [of the truth]!"
Rashad Khalifa
If only you could see the guilty when they bow down their heads before their Lord: "Our Lord, now we have seen and we have heard. Send us back and we will be righteous. Now we have attained certainty."*,
The Monotheist Group
And if only you could see the criminals when they bow down their heads before their Lord: "Our Lord, we have now seen and we have heard, so send us back and we will do good. We are believers!"