Ahzab Sûresi22. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (18 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولما | — | velemmā | zaman | And when |
| 2 | رأى | ر ا يREY | raā | gördükleri | saw |
| 3 | المؤمنون | ا م نEMN | l-mu'minūne | mü'minler | the believers |
| 4 | الأحزاب | ح ز بḪZB | l-eHzābe | (düşman) orduları | the confederates, |
| 5 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | dediler | they said, |
| 6 | هذا | — | hāƶā | bu | """This" |
| 7 | ما | — | mā | (is) what | |
| 8 | وعدنا | و ع دVAD̃ | veǎdenā | bize va'dettiğidir | Allah promised us |
| 9 | الله | — | llahu | Allah'ın | Allah promised us |
| 10 | ورسوله | ر س لRSL | ve rasūluhu | ve Resulünün | and His Messenger, |
| 11 | وصدق | ص د قṦD̃G | ve Sadeḳa | ve doğrudur | and Allah spoke the truth |
| 12 | الله | — | llahu | Allah | and Allah spoke the truth |
| 13 | ورسوله | ر س لRSL | ve rasūluhu | ve Resulü | "and His Messenger.""" |
| 14 | وما | — | ve mā | ve | And not |
| 15 | زادهم | ز ي دZYD̃ | zādehum | artırmadı | it increased them |
| 16 | إلا | — | illā | başka bir şey | except |
| 17 | إيمانا | ا م نEMN | īmānen | imanlarını | (in) faith |
| 18 | وتسليما | س ل مSLM | ve teslīmen | ve teslimiyetlerini | and submission. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولما رءا المومنون الاحزاب قالوا هذا ما وعدنا الله ورسوله وصدق الله ورسوله وما زادهم الا ايمنا وتسليما
Arapça (Harekeli)
وَلَمَّا رَأَى الْمُؤْمِنُونَ الْأَحْزَابَ قَالُوا هَذَا مَا وَعَدَنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَمَا زَادَهُمْ إِلَّا إِيمَانًا وَتَسْلِيمًا
Transliterasyon
Ve lemmâ real mu’minûnel ahzâbe kâlû hâzâ mâ vaadenallâhu ve resûluhu ve sadakallâhu ve resûluhu ve mâ zâdehum illâ îmânen ve teslîmâ(teslîmen).
Transliteration (Eng.)
Walamm<span class="u">a</span> ra<span class="u">a</span> almu/minoona al-a<span class="u">h</span>z<span class="u">a</span>baq<span class="u">a</span>loo h<span class="u">atha</span> m<span class="u">a</span> waAAadan<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>huwarasooluhu wa<span class="u">s</span>adaqa All<span class="u">a</span>hu warasooluhu wam<span class="u">a</span>z<span class="u">a</span>dahum ill<span class="u">a</span> eem<span class="u">a</span>nan watasleem<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
İnananlar, düşman bölüklerini gördüler mi işte dediler, bu, bize Allah'ın ve Peygamberinin vaadettiği şey ve doğru söylemiştir Allah ve Peygamberi ve bu, onların ancak inançlarını ve teslîm oluşlarını arttırmıştır.
Ali Bulaç
Mü'minler (düşman) birliklerini gördükleri zaman ise (korkuya kapılmadan) dediler ki: "Bu, Allah'ın ve Resûlü’nün bize vadettiği şeydir; Allah ve Resûlü doğru söylemiştir." Ve (bu,) yalnızca onların imanlarını ve teslimiyetlerini arttırdı.
Bayraktar Bayraklı
Müminler, düşman gruplarını gördüklerinde, “İşte, Allah'ın ve Peygamberinin bize vaad ettiği budur. Allah ve Peygamberi doğru söylemiştir” derler. Bu durum, onların sadece imanlarını ve teslimiyetlerini arttırmıştır.
Diyanet İşleri
Müminler ise, düşman birliklerini gördüklerinde: İşte Allah ve Resulü'nün bize vadettiği! Allah ve Resulü doğru söylemiştir, dediler. Bu (orduların gelişi), onların ancak imanlarını ve Allah'a bağlılıklarını arttırdı.*
Edip Yüksel
Gerçeği onaylayanlar, partileri (saldırıya hazır) görünce, "İşte bu, ALLAH'ın ve elçisinin bize söz verdiğidir. ALLAH ve elçisi doğru söylemiştir" dediler. Bu (tehlikeli durum), onların ancak onaylarını ve teslimiyetlerini güçlendirdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Müminler, ahzabı (düşman birliklerini) gördükleri zaman: "İşte bu, Allah'ın ve Resulü'nün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resulü doğru söyledi." dediler. Bu onların imanını ve teslimiyetini artırmaktan başka bir şey yapmadı.
Erhan Aktaş
İnananlar, düşman birliklerini gördükleri zaman: “İşte bu, Allah’ın ve Rasul’ünün bize söz verdiği şeydir. Allah ve O’nun Rasul’ü doğru söyledi.” Bu, onların yalnızca iman ve teslimiyetlerini arttırdı.
Hakkı Yılmaz
Mü’minler, birleşik düşman birliklerini gördükleri zaman da: “İşte bu, Allah'ın ve Elçisi'nin bize vaat ettiği şeydir. Allah ve Elçisi doğru söyledi” dediler. Bu, onlara sadece iman ve güvenlik sağlamada artış sağladı.
Muhammed Esed
(İşte böyle,) Müttefikleri(n kendilerine doğru ilerlediklerini) görünce, müminler "Bu, Allah'ın ve Rasûlü'nün bize vaad ettiğidir!" ve "(Demek ki) Allah ve Rasûlü doğru söylemiş!" dediler ve bu, onların sadece imanlarını ve Allah'a teslimiyetlerini arttırdı.
Mustafa İslamoğlu
Nitekim mü'minler müttefikleri gördüklerinde: "Allah'ın ve Rasulü'nün bize vaad ettiği şey işte budur!" ve "Allah da doğru söylemiştir, Rasulü de..." derler. Dahası, bu onların yalnızca imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır.
Suat Yıldırım
Müminler saldıran o birleşik kuvvetleri karşılarında görünce: “İşte bu, derler, Allah ve Resulünün bize vâd ettiği zafer! Allah da, Resulü de elbette doğru söylemişlerdir. ” Müminlerin, düşman birliklerini görmeleri onların sadece, iman ve teslimiyetlerini artırdı.
Süleyman Ateş
Mü'minler (düşman) orduları(nı) gördükleri zaman (korkmadılar): "Bu Allah'ın ve Resulünün, bize va'dettiği(zafer)dir. Allah ve Resulü doğru söylemiştir." dediler. Ve bu, onların sadece imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı.*
Şaban Piriş
Müminler , orduları görünce:-Bu, Allahın ve elçisinin bize vaat ettiğidir. Allah ve elçisi doğru söyledi, dediler. Onların sadece imanını ve teslimiyetini artırdı.
Yaşar Nuri Öztürk
Müminler, düşman hizipleri gördüklerinde şöyle demişlerdir: "Allah'ın ve resulünün bize vaat ettiği işte budur. Ve Allah da resulü de doğru sözlüdür." Bu onların sadece iman ve teslimiyetlerini artırdı.
Edip-Layth-Martha
When those who acknowledge saw the opponents, they said, "This is what God and His messenger have promised us, and God and His messenger are truthful." This only increased their acknowledgement and their peacefully surrender.*
Muhammad Asad
And [so,] when the believers saw the Con­federates [advancing against them], they said, This is what God and His Apostle have promised us!"- and, Truly spoke God and His Apostle !* and all this but increased their faith and their readiness to surrender themselves unto God.
Rashad Khalifa
When the true believers saw the parties (ready to attack), they said, "This is what GOD and His messenger have promised us, and GOD and His messenger are truthful." This (dangerous situation) only strengthened their faith and augmented their submission.,
The Monotheist Group
And when the believers saw the Confederates, they said: "This is what God and His messenger have promised us, and God and His messenger are truthful." This only increased their faith and their submission.