Ahzab Sûresi51. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (35 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ترجي | ر ج وRCV | turcī | geri bırakır | You may defer |
| 2 | من | — | men | kimseyi | whom |
| 3 | تشاء | ش ي اŞYE | teşā'u | dilediği | you will |
| 4 | منهن | — | minhunne | onlardan | of them |
| 5 | وتؤوي | ا و يEVY | vetu'vī | ve alırsın | or you may take |
| 6 | إليك | — | ileyke | yanına | to yourself |
| 7 | من | — | men | kimseyi | whom |
| 8 | تشاء | ش ي اŞYE | teşā'u | dilediğin | you will. |
| 9 | ومن | — | ve meni | ve kimseye | And whoever |
| 10 | ابتغيت | ب غ يBĞY | bteğayte | arzu ettiği(ne dönmekte) | you desire |
| 11 | ممن | — | mimmen | of those whom | |
| 12 | عزلت | ع ز لAZL | ǎzelte | ayrıldıklarından | you (had) set aside - |
| 13 | فلا | — | felā | yoktur | then (there is) no |
| 14 | جناح | ج ن حCNḪ | cunāHa | bir günah | blame |
| 15 | عليك | — | ǎleyke | senin üzerine | upon you. |
| 16 | ذلك | — | ƶālike | budur | That |
| 17 | أدنى | د ن وD̃NV | ednā | en elverişli olan | (is) more suitable |
| 18 | أن | — | en | that | |
| 19 | تقر | ق ر رGRR | teḳarra | aydınlanmasına | may be cooled |
| 20 | أعينهن | ع ي نAYN | eǎ'yunuhunne | onların gözlerinin | their eyes |
| 21 | ولا | — | ve lā | ve | and not |
| 22 | يحزن | ح ز نḪZN | yeHzenne | tasalanmamalarına | they grieve |
| 23 | ويرضين | ر ض وRŽV | ve yerDeyne | ve razı olmalarına | and they may be pleased |
| 24 | بما | — | bimā | with what | |
| 25 | آتيتهن | ا ت يETY | āteytehunne | senin verdiklerine | you have given them - |
| 26 | كلهن | ك ل لKLL | kulluhunne | hepsinin | all of them. |
| 27 | والله | — | vallahu | Allah | And Allah |
| 28 | يعلم | ع ل مALM | yeǎ'lemu | bilir | knows |
| 29 | ما | — | mā | olanı | what |
| 30 | في | — | fī | (is) in | |
| 31 | قلوبكم | ق ل بGLB | ḳulūbikum | sizin kalblerinizde | your hearts. |
| 32 | وكان | ك و نKVN | ve kāne | ve | And Allah is |
| 33 | الله | — | llahu | Allah | And Allah is |
| 34 | عليما | ع ل مALM | ǎlīmen | bilendir | All-Knower, |
| 35 | حليما | ح ل مḪLM | Halīmen | halimdir | Most Forbearing. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ترجى من تشاء منهن وتوى اليك من تشاء ومن ابتغيت ممن عزلت فلا جناح عليك ذلك ادنى ان تقر اعينهن ولا يحزن ويرضين بما ءاتيتهن كلهن والله يعلم ما فى قلوبكم وكان الله عليما حليما
Arapça (Harekeli)
تُرْجِي مَن تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُؤْوِي إِلَيْكَ مَن تَشَاءُ وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ذَلِكَ أَدْنَى أَن تَقَرَّ أَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَا آتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَلِيمًا
Transliterasyon
Turcî men teşâu minhunne ve tu’vî ileyke men teşâu, ve menibtegayte mimmen azelte fe lâ cunâha aleyk|e|, zâlike ednâ en tekarre a’yunuhunne ve lâ yahzenne ve yerdayne bimâ âteytehunne kulluhunn|e|, vallâhu ya’lemu mâ fî kulûbikum ve kânallâhu alîmen halîmâ.
Transliteration (Eng.)
Turjee man tash<span class="u">a</span>o minhunna watu/weeilayka man tash<span class="u">a</span>o wamani ibtaghayta mimman AAazalta fal<span class="u">a</span>jun<span class="u">ah</span>a AAalayka <span class="u">tha</span>lika adn<span class="u">a</span> an taqarraaAAyunuhunna wal<span class="u">a</span> ya<span class="u">h</span>zanna wayar<span class="u">d</span>ayna bim<span class="u">a</span><span class="u">a</span>taytahunna kulluhunna wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hu yaAAlamu m<span class="u">a</span>fee quloobikum wak<span class="u">a</span>na All<span class="u">a</span>hu AAaleeman <span class="u">h</span>aleem<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Bunlardan dilediğini bırakabilirsin, dilediğini de alabilirsin ve bıraktığını tekrar almada da bir vebal yok sana; bu, gözlerinin ışıklanması, mahzûn olmamaları ve verdiğin şeye, hepsinin de râzı olması bakımından daha iyidir ve Allah, gönüllerinizde ne varsa bilir ve Allah, her şeyi bilir, azâp etmede de acele etmez.
Ali Bulaç
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp-barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir.
Bayraktar Bayraklı
Hanımlarından dilediğinin yanında kalma sırasını erteler, dilediğini de öne alabilirsin. Sırasını ertelediklerinden arzuladıkların olursa onlara dönmende sana bir sakınca yoktur. Böyle yapman onları mutlu etmen, üzülmemelerini sağlaman, kendilerine verdiklerinle hepsinin razı olması için daha uygundur. Allah, sizin kalplerinizde olanı bilir ve son derece yumuşak davranır.
Diyanet İşleri
Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Boşadığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkıyle bilendir, halimdir.*
Edip Yüksel
Onlardan dilediğini erteler, dilediğini de yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduğun birisini tekrar istemende bir sakınca yoktur. Böylece onlar hoşnut olurlar, üzülmezler ve senin her birisine verdiğine razı olurlar. Kalbinizde olanı ALLAH iyi bilir. ALLAH Bilendir, Şefkatlidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Sırasını geri bıraktığın kadınlardan dilediğini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup üzülmemelerine ve kendilerine verdiğin ile hepsinin hoşnut olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah her şeyi bilir ve yumuşak davranır.
Erhan Aktaş
Onlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın.* Bıraktıklarından*, istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. Bu, onların gözlerinin aydın olması* ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen’dir, Çok Şefkatli’dir.
Hakkı Yılmaz
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alabilirsin. Ayrıldıklarından, istek duyduklarına dönmende artık senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, her şeyi bilendir, çok yumuşak davranandır.
Muhammed Esed
(Şunu bil ki,) onlardan dilediğini bir süre yanından uzaklaştırabilirsin ve dilediğini de yanına alabilirsin; ve (bir süre) uzaklaştırdıklarından birini yeniden istemende bir vebal yoktur: bu, (seni her gördüklerinde) gözlerinin parlamasını ve (gözden çıkarıldıkları zaman) üzülmemelerini ve onlara vermek zorunda olduğun her şeyden hoşnutluk duymalarını sağlar: çünkü (yalnız) Allah kalplerinizden geçeni bilir; ve Allah her şeyi bilendir, halîmdir.
Mustafa İslamoğlu
Onlardan dilediğini daha sonraya bırakabilir, dilediğini de yanına alabilirsin; ilişkini dondurup (sonraya) bıraktıklarından birini yeniden istemende senin için bir beis yoktur: bu (seni her görüşte) onların gözlerinin ışımasını, üzülmemelerini ve onlara verdiğin şeylerden razı olmalarını sağlar; ve sadece Allah kalplerinizde olanı bilir: ama zaten Allah her şeyi bilir, tarifsiz bir ilim sahibidir.
Suat Yıldırım
Ey Peygamber, eşlerinden dilediğini bir süre ihmal edip dilediğini de yanına alabilirsin. Kendisinden bir süre uzak durduğun eşlerinden birini tekrar yanına almanda sana bir vebâl yoktur. Bu hal onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnud olmaları yönünden daha münasiptir. Allah kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah alîmdir, halîmdir (her şeyi hakkıyla bilir, müsamahası boldur). *
Süleyman Ateş
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. (Geçici olarak) Ayrıldıklarından (tekrar birleşmeyi) arzu ettiğine (dönmekte) senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp tasalanmamalarına ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına en elverişli olan budur. Allah sizin kalblerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir (birden öfkeye kapılıp ceza vermez).*
Şaban Piriş
Bunlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alabilirsin. Ayrıldığın eşlerinden dilediğini almanda da bir sakınca yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha uygundur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah, herşeyi bilen ve halden anlayandır.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Bir süre için uzaklaştığın hanımlarından dilediğini yanına almanda da bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanmasında, tasalanmalarında ve kendilerine verdiğinde hepsinin hoşnut olmasında bu daha uygun bir yoldur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah Alim'dir, Halim'dir.
Edip-Layth-Martha
You may postpone whom you will of them, and you may receive whom you will. Whomsoever you seek of those whom you have set aside then there is no sin upon you. Such is best that they may be comforted and not grieve, and may all be pleased with what you give them. God knows what is in your hearts. God is Knowledgeable, Compassionate.
Muhammad Asad
[know that] thou mayest put off for a time whichever of them thou pleasest, and mayest take unto thee whichever thou pleasest; and [that,] if thou seek out any from whom thou hast kept away [for a time], thou wilt incur no sin [thereby]:* this will make it more likely that their eyes are gladdened [whenever they see thee],* and that they do not grieve [whenever they are overlooked], and that all of them may find contentment in whatever thou hast to give them: for God [alone] knows what is in your hearts - and God is indeed all-knowing, for­bearing.*
Rashad Khalifa
You may gently shun any one of them, and you may bring closer to you any one of them. If you reconcile with any one you had estranged, you commit no error. In this way, they will be pleased, will have no grief, and will be content with what you equitably offer to all of them. GOD knows what is in your hearts. GOD is Omniscient, Clement.,
The Monotheist Group
You may postpone whom you will of them, and you may receive whom you will. And whomsoever you seek of those whom you have set aside then there is no sin upon you. Such is best that they may be comforted and not grieve, and that they may all be pleased with what you give them. And God knows what is in your hearts. And God is Knowledgeable, Compassionate.