Ahzab Sûresi50. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (62 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | يا | يY | yā | EY/HEY/AH | """O!" |
| 2 | أيها | أ ي هEYH | eyyuhā | SİZ! | You |
| 3 | النبي | ن ب اNBE | n-nebiyyu | peygamber | O Prophet! |
| 4 | إنا | — | innā | şüphesiz biz | Indeed, We |
| 5 | أحللنا | ح ل لḪLL | eHlelnā | helal kıldık | [We] have made lawful |
| 6 | لك | — | leke | sana | to you |
| 7 | أزواجك | ز و جZVC | ezvāceke | eşlerini | your wives |
| 8 | اللاتي | — | l-lātī | (to) whom | |
| 9 | آتيت | ا ت يETY | āteyte | verdiğin | you have given |
| 10 | أجورهن | ا ج رECR | ucūrahunne | ücretlerini (mehirlerini) | their bridal money |
| 11 | وما | — | ve mā | ve | and whom |
| 12 | ملكت | م ل كMLK | meleket | bulunanları | you rightfully possess |
| 13 | يمينك | ي م نYMN | yemīnuke | elinde | you rightfully possess |
| 14 | مما | — | mimmā | -nden | from those (whom) |
| 15 | أفاء | ف ي اFYE | efā'e | ganimet verdiği- | Allah has given |
| 16 | الله | — | llahu | Allah'ın | Allah has given |
| 17 | عليك | — | ǎleyke | sana | to you, |
| 18 | وبنات | ب ن يBNY | ve benāti | ve kızlarını | and (the) daughters |
| 19 | عمك | ع م مAMM | ǎmmike | amcanın | (of) your paternal uncles |
| 20 | وبنات | ب ن يBNY | ve benāti | ve kızlarını | and (the) daughters |
| 21 | عماتك | ع م مAMM | ǎmmātike | halalarının | (of) your paternal aunts |
| 22 | وبنات | ب ن يBNY | ve benāti | ve kızlarını | and (the) daughters |
| 23 | خالك | خ و لḢVL | ḣālike | dayının | (of) your maternal uncles |
| 24 | وبنات | ب ن يBNY | ve benāti | ve kızlarını | and (the) daughters |
| 25 | خالاتك | خ و لḢVL | ḣālātike | teyzelerinin | (of) your maternal aunts |
| 26 | اللاتي | — | l-lātī | who | |
| 27 | هاجرن | ه ج رHCR | hācerne | hicret eden | emigrated |
| 28 | معك | — | meǎke | seninle beraber | with you, |
| 29 | وامرأة | م ر اMRE | vemraeten | ve kadını | and a woman |
| 30 | مؤمنة | ا م نEMN | mu'mineten | inanmış | believing |
| 31 | إن | — | in | eğer | if |
| 32 | وهبت | و ه بVHB | vehebet | hibe ederse | she gives |
| 33 | نفسها | ن ف سNFS | nefsehā | kendisini | herself |
| 34 | للنبي | ن ب اNBE | linnebiyyi | peygambere | to the Prophet |
| 35 | إن | — | in | eğer | if |
| 36 | أراد | ر و دRVD̃ | erāde | dilediyse | wishes |
| 37 | النبي | ن ب اNBE | n-nebiyyu | peygamberi | the Prophet |
| 38 | أن | — | en | to | |
| 39 | يستنكحها | ن ك حNKḪ | yestenkiHahā | kendisini nikahlamayı | marry her - |
| 40 | خالصة | خ ل صḢLṦ | ḣāliSaten | mahsus olarak | only |
| 41 | لك | — | leke | sana | for you, |
| 42 | من | — | min | excluding | |
| 43 | دون | د و نD̃VN | dūni | dışında | excluding |
| 44 | المؤمنين | ا م نEMN | l-mu'minīne | mü'minlerin | the believers. |
| 45 | قد | — | ḳad | elbette | Certainly, |
| 46 | علمنا | ع ل مALM | ǎlimnā | biz biliyoruz | We know |
| 47 | ما | — | mā | şeyi | what |
| 48 | فرضنا | ف ر ضFRŽ | feraDnā | gerekli kıldığımız | We have made obligatory |
| 49 | عليهم | — | ǎleyhim | onlara | upon them |
| 50 | في | — | fī | hakkında | concerning |
| 51 | أزواجهم | ز و جZVC | ezvācihim | eşleri | their wives |
| 52 | وما | — | ve mā | ve | and whom |
| 53 | ملكت | م ل كMLK | meleket | bulunanlar | they rightfully possess, |
| 54 | أيمانهم | ي م نYMN | eymānuhum | ellerinin | they rightfully possess, |
| 55 | لكيلا | — | likeylā | için | that not |
| 56 | يكون | ك و نKVN | yekūne | olmaması | should be |
| 57 | عليك | — | ǎleyke | sana | on you |
| 58 | حرج | ح ر جḪRC | Haracun | bir zorluk | any discomfort. |
| 59 | وكان | ك و نKVN | ve kāne | ve | And Allah is |
| 60 | الله | — | llahu | Allah | And Allah is |
| 61 | غفورا | غ ف رĞFR | ğafūran | çok bağışlayan | Oft-Forgiving, |
| 62 | رحيما | ر ح مRḪM | raHīmen | çok esirgeyendir | Most Merciful |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
يايها النبى انا احللنا لك ازوجك التى ءاتيت اجورهن وما ملكت يمينك مما افاء الله عليك وبنات عمك وبنات عمتك وبنات خالك وبنات خلتك التى هاجرن معك وامراة مومنة ان وهبت نفسها للنبى ان اراد النبى ان يستنكحها خالصة لك من دون المومنين قد علمنا ما فرضنا عليهم فى ازوجهم وما ملكت ايمنهم لكيلا يكون عليك حرج وكان الله غفورا رحيما
Arapça (Harekeli)
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَحْلَلْنَا لَكَ أَزْوَاجَكَ اللَّاتِي آتَيْتَ أُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ مِمَّا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ اللَّاتِي هَاجَرْنَ مَعَكَ وَامْرَأَةً مُّؤْمِنَةً إِن وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ إِنْ أَرَادَ النَّبِيُّ أَن يَسْتَنكِحَهَا خَالِصَةً لَّكَ مِن دُونِ الْمُؤْمِنِينَ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فِي أَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
Transliterasyon
Yâ eyyuhen nebiyyu innâ ahlelnâ leke ezvâcekelletî âteyte ucûrehunne ve mâ meleket yemînuke mimmâ efâallâhu aleyke ve benâti ammike ve benâti ammâtike ve benâti hâlike ve benâti halâtikellâtî hâcerne meâk|e|, vemreeten mu’mineten in vehebet nefsehâ lin nebiyyi in erâden nebiyyu en yestenkihahâ hâlisaten leke min dûnil mu’minîn|e|, kad alimnâ mâ faradnâ aleyhim fî ezvâcihim ve mâ meleket eymânuhum li keylâ yekûne aleyke harac(haracun), ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).
Transliteration (Eng.)
Y<span class="u">a</span> ayyuh<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>nnabiyyuinn<span class="u">a</span> a<span class="u">h</span>laln<span class="u">a</span> laka azw<span class="u">a</span>jaka all<span class="u">a</span>tee<span class="u">a</span>tayta ojoorahunna wam<span class="u">a</span> malakat yameenuka mimm<span class="u">a</span>af<span class="u">a</span>a All<span class="u">a</span>hu AAalayka waban<span class="u">a</span>ti AAammika waban<span class="u">a</span>tiAAamm<span class="u">a</span>tika waban<span class="u">a</span>ti kh<span class="u">a</span>lika waban<span class="u">a</span>tikh<span class="u">a</span>l<span class="u">a</span>tika all<span class="u">a</span>tee h<span class="u">a</span>jarna maAAaka wa<span class="b">i</span>mraatanmu/minatan in wahabat nafsah<span class="u">a</span> li<span class="b">l</span>nnabiyyi in ar<span class="u">a</span>daa<span class="b">l</span>nnabiyyu an yastanki<span class="u">h</span>ah<span class="u">a</span> kh<span class="u">a</span>li<span class="u">s</span>atanlaka min dooni almu/mineena qad AAalimn<span class="u">a</span> m<span class="u">a</span> fara<span class="u">d</span>n<span class="u">a</span>AAalayhim fee azw<span class="u">a</span>jihim wam<span class="u">a</span> malakat aym<span class="u">a</span>nuhumlikayl<span class="u">a</span> yakoona AAalayka <span class="u">h</span>arajun wak<span class="u">a</span>na All<span class="u">a</span>hughafooran ra<span class="u">h</span>eem<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ey Peygamber, mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın ganîmet olarak sana ihsân ettiği ve senin de temellük ettiğin câriyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin, seninle berâber yurdundan göçen kızlarını helâl ettik sana. Bir de inanan bir kadın, kendisini Peygambere bağışlar da Peygamber de dilediği takdîrde onu nikâhla almak isterse bu, yalnız sana helâldir, başka inananlara değil. Sana bir güçlük olmasın diye onlara, eşleri ve sâhip oldukları câriyeleri hakkında ne farz ettiğimizi de gerçekten bildirdik ve Allah, suçları örter, rahîmdir.
Ali Bulaç
Ey Peygamber, gerçekten Biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik). Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Bayraktar Bayraklı
Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana bahşettiği savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunanları sana helâl kıldık. Seninle beraber hicret eden amcanın, halanın, dayının ve teyzenin kızlarını da helâl kıldık. Eğer Peygamber kendisiyle evlenmek isterse, kendisini mehirsiz olarak peygambere bağışlayan herhangi bir mümin kadını da inananlara değil de sadece sana helâl kıldık. Sana bir sıkıntı olmaması için, biz, eşleri ve câriyeleri hakkında onlara neyi farz kıldığımızı kesinlikle biliyoruz. Allah çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.
Diyanet İşleri
Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helal kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helal kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lazım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.*
Edip Yüksel
Ey peygamber, mehirlerini vermiş bulunduğun eşlerini ve ALLAH'ın sana bağışladığı sözleşmenle üzerlerinde hak sahibi olduğun, seninle birlikte göç eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kılmışızdır. Ayrıca, peygamber dilerse, kendisini gerçeği onaylayanlara değil sadece peygambere mehirsiz olarak hibe eden birisiyle nikahlanabilir. Biz, eşleri ve sözleşmelileri hakkında üzerlerine yüklediğimiz sorumlulukları bildirmiştik ki güç bir duruma düşmeyesin. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helâl kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikâh etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Erhan Aktaş
Ey Nebi! Biz, ecirlerini* verdiğin eşlerini ve savaşlarda Allah’ın ganimet olarak sana verdiği sağ elinin sahip olduklarını*, sana helal kıldık. Seninle birlikte hicret eden amcanın kızları, halanın kızları, dayının kızları, teyzenin kızları ve kendisini Nebiye hibe* edip de nebinin de nikâhlamayı uygun gördüğü mü’min kadınları -ki bu yalnızca sana özgüdür- sana helal kıldık. Onlara* zevceleri ve ellerinin sahip oldukları* konusunda neyi farz kıldığımızı biliriz. Bu durum senin için bir güçlük olmasın diyedir. Allah, Çok Bağışlayıcı’dır, Rahmeti Kesintisiz’dir.
Hakkı Yılmaz
Ey Peygamber! Şüphesiz Biz, mehirlerini* verdiğin eşlerini, Allah'ın ganimet olarak sana verdiklerinden, sözleşme ile malik olduğunu/savaş esirlerinden himayene verilmiş bayanları, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin kızlarından seninle birlikte hicret etmiş olanları ve kendisini Peygamber'e hibe eden Peygamber'in de nikâhlamak istediği Mü’min kadını –mü’minlerin seviyesinden aşağı olmak üzere ve sadece sana özgü olarak– sana helal kıldık. Biz kendi eşleri ve sözleşmelerinin malik oldukları şeyler* konusunda senin dışındaki mü’minlere neyi farz kıldığımızı kesinlikle bildik, daha önce açıkladık. Bu durum; sana özgü olarak getirilen çok eşlilik ve diğer özel maddeler, senin için bir güçlük olmasın diyedir. Ve Allah, kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olandır, engin merhamet sahibidir.
Muhammed Esed
EY PEYGAMBER! Mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana bahşettiği savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunanları sana helal kıldık. Ve seninle birlikte (Yesrib'e) göç etmiş olan amcalarının ve halalarının kızlarını, dayılarının ve teyzelerinin kızlarını; ve kendilerini Peygamber'e özgür iradeleriyle teklif eden, Peygamber'in de almak istediği mümin kadınları (da sana helal kıldık): (bu sonuncusu) yalnız sana özgü bir imtiyazdır, öteki müminler için değil, (zaten) onlara eşleri ve sağ ellerinin altında bulunanlar konusunda yapmaları gerekeni bildirdik. (Ve) artık sen (gereksiz) bir endişeye kapılmamalısın, şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.
Mustafa İslamoğlu
Sen ey Peygamber! Biz sana mehir bedellerini verdiğin eşlerini; savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunan kimseleri; seninle birlikte göç etmiş bulunan amca ve hala kızlarını, dayı ve teyze kızlarını; ve kendilerini Peygamber'e (mehir bedeli istemeksizin) sunan ve peygamberin de kendilerini nikahlamayı kabul ettiği mü'min kadınları -ki bu yalnızca sana hastır, diğer mü'minler için değildir- helal kıldık. Doğrusu onlara eşleri ve sağ elleri altında bulunanlar konusundaki talimatlarımızı bilmekteyiz; ne ki bununla amaçlanan, senin zor durumda kalmamandır: zaten Allah tarifsiz bir bağışlayıcıdır, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
Suat Yıldırım
Ey Peygamber! Biz, şu gruplara dahil kadınları sana helâl kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana harp esîri olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcan kızlarını, halan kızlarını, dayın ve teyzen kızlarını, Bir de mehir istemeksizin kendisini Peygambere hibe eden ve Peygamberin de kendisini nikâhlamak istediği mümin kadını, diğer müminlere değil, sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Bizim, müminlerin eşleri ve ellerinin altındaki cariyeler hakkında gerekli kıldığımız mehir gibi hususlar, zaten malumumuz olup onları bildirmiştik. Hibe yoluyla mehirsiz evlenmeyi sana mahsus kılmamız, nikâh konusunda senin için bir güçlük olmaması içindir. Allah gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur).*
Süleyman Ateş
Ey peygamber, biz, ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini; Allah'ın sana ganimet olarak verdiğ(i savaş esir)lerinden elinin altında bulunan(cariye)leri; amcanın, halalarının, dayının ve teyzelerinin seninle beraber göç eden kızlarını sana helal kıldık. Bir de kendisini (mehirsiz olarak) peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak dilediği inanmış kadını, diğer mü'minlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helal kıldık). Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunan(cariye)leri hakkında mü'minlere yapmalarını gerekli kıldığımız şeyi bil(dir)dik. (onların bu hususta ne yapması lazım geldiğini de daha önce açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın, (sen bir sıkıntıya, güç bir duruma düşmeyesin). Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Şaban Piriş
-Ey peygamber, mehirlerini ödediğin eşlerini, Allahın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, bir de mümin bir kadın kendisini peygambere hibe ederse, peygamber de onu nikahlamak isterse, bunu diğer müminlere değil sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara, eşleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldığımızı biliyoruz. Sana bir sıkıntı vermemesi için böyle yaptık. Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey Peygamber! Biz sana şu hanımları helal kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerin, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanlar, amcalarının, halalarının, dayılarının, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret edenler. Peygamber kendisiyle evlenmek istediğinde, kendisini Peygamber'e hibe eden mümin bir kadını da öteki müminlere değil, yalnız sana özgü olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve elleri altındakiler hakkında neler farz kıldığımızı biz biliriz. Sana bir zorluk olmasın diyedir bu... Allah Gafur'dur, Rahim'dir.
Edip-Layth-Martha
O prophet, We have made lawful for you the wives to whom you have already given their dowry, and the one who is committed to you by oath, as granted to you by God, and the daughters of your father's brothers, and the daughters of your father's sisters, and the daughters of your mother's brothers, and the daughters of your mother's sisters, of whom they have emigrated with you. Also, the acknowledging woman who had decreed herself to the prophet, the prophet may marry her if he wishes, as a privilege given only to you and not to those who acknowledge. We have already decreed their rights in regard to their spouses and those who are still dependants. This is to spare you any hardship. God is Forgiver, Compassionate.
Muhammad Asad
O PROPHET! Behold, We have made lawful to thee thy wives unto whom thou hast paid their dowers,* as well as those whom thy right hand has come to possess from among the captives of war whom God has bestowed upon thee.* And [We have made lawful to thee] the daughters of thy paternal uncles and aunts, and the daughters of thy maternal uncles and aunts, who have migrated with thee [to Yathrib];* and any believing woman who offers herself freely to the Prophet and whom the Prophet might be willing to wed:* [this latter being but] a privilege for thee, and not for other believers - [seeing that] We have already made known what We have enjoined upon them with regard to their wives and those whom their right hands may possess.* [And] in order that thou be not burdened with [undue] anxiety - for God is indeed much-forgiving, a dispenser of grace
Rashad Khalifa
O prophet, we made lawful for you your wives to whom you have paid their due dowry, or what you already have, as granted to you by GOD. Also lawful for you in marriage are the daughters of your father's brothers, the daughters of your father's sisters, the daughters of your mother's brothers, the daughters of your mother's sisters, who have emigrated with you. Also, if a believing woman gave herself to the prophet - by forfeiting the dowry - the prophet may marry her without a dowry, if he so wishes. However, her forfeiting of the dowry applies only to the prophet, and not to the other believers. We have already decreed their rights in regard to their spouses or what they already have. This is to spare you any embarrassment. GOD is Forgiver, Most Merciful.,
The Monotheist Group
O prophet, We have made lawful for you the wives to whom you have already given their dowries, and those who are maintained by your oath, as granted to you by God; and the daughters of the brothers of your father, and the daughters of the sisters of your father, and the daughters of the brothers of your mother, and the daughters of the sisters of your mother - those who emigrated with you. Also, the believing woman who had decreed herself to the prophet, the prophet may marry her if he wishes, as a privilege given only to you and not to the believers. We have already decreed their rights in regard to their spouses and those who are maintained by their oaths. This is to spare you any hardship. God is Forgiver, Merciful.