Ahzab Sûresi72. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (18 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إنا | — | innā | şüphesiz biz | Indeed, We |
| 2 | عرضنا | ع ر ضARŽ | ǎraDnā | sunduk | [We] offered |
| 3 | الأمانة | ا م نEMN | l-emānete | emaneti | the Trust |
| 4 | على | — | ǎlā | to | |
| 5 | السماوات | س م وSMV | s-semāvāti | göklere | the heavens |
| 6 | والأرض | ا ر ضERŽ | vel'erDi | ve yere | and the earth |
| 7 | والجبال | ج ب لCBL | velcibāli | ve dağlara | and the mountains, |
| 8 | فأبين | ا ب يEBY | feebeyne | fakat kaçındılar | but they refused |
| 9 | أن | — | en | to | |
| 10 | يحملنها | ح م لḪML | yeHmilnehā | onu yüklenmekten | bear it |
| 11 | وأشفقن | ش ف قŞFG | ve eşfeḳne | ve korktular | and they feared |
| 12 | منها | — | minhā | ondan | "from it;" |
| 13 | وحملها | ح م لḪML | veHamelehā | ve onu yüklendi | but bore it |
| 14 | الإنسان | ا ن سENS | l-insānu | insan | the man. |
| 15 | إنه | — | innehu | doğrusu o | Indeed, he |
| 16 | كان | ك و نKVN | kāne | was | |
| 17 | ظلوما | ظ ل مƵLM | Zelūmen | çok zalimdir | unjust |
| 18 | جهولا | ج ه لCHL | cehūlen | çok cahildir | ignorant. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
انا عرضنا الامانة على السموت والارض والجبال فابين ان يحملنها واشفقن منها وحملها الانسن انه كان ظلوما جهولا
Arapça (Harekeli)
إِنَّا عَرَضْنَا الْأَمَانَةَ عَلَى السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَن يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْإِنسَانُ إِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا
Transliterasyon
İnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân|u|, innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).
Transliteration (Eng.)
Inn<span class="u">a</span> AAara<span class="u">d</span>n<span class="u">a</span> al-am<span class="u">a</span>nataAAal<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>w<span class="u">a</span>ti wa<span class="b">a</span>l-ar<span class="u">d</span>iwa<span class="b">a</span>ljib<span class="u">a</span>li faabayna an ya<span class="u">h</span>milnah<span class="u">a</span>waashfaqna minh<span class="u">a</span> wa<span class="u">h</span>amalah<span class="u">a</span> al-ins<span class="u">a</span>nuinnahu k<span class="u">a</span>na <span class="i"><span class="u">th</span></span>alooman jahool<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki biz arzettik emâneti göklere ve yeryüzüne ve dağlara, derken onlar, onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular ve onu yükledik insana; şüphe yok ki çok zâlim oldu, çok bilgisiz bir hâle geldi.
Ali Bulaç
Gerçek şu ki, Biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir.
Diyanet İşleri
Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.*
Edip Yüksel
Biz sorumluluğu (sınanmayı) göklere, yere, dağlara sunmuştuk da onlar onu yüklenmekten çekinmişler ve kabul etmemişlerdi. Ancak onu insan yüklendi; o zalim ve cahil olmuştu.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik, onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O gerçekten çok zalim ve çok cahildir.
Erhan Aktaş
Biz, emaneti* göklere, yere ve dağlara sunduk. Onu taşımaya yanaşmadılar*. Ondan korktular.* Onu insan taşıdı. O, çok zalim ve çok cahildir.*
Hakkı Yılmaz
Şüphesiz Biz, emaneti [bütünlüğü, kusursuzluğu, mükemmelliği] göklerin, yerin ve dağların üzerine yaydık, yaygınlaştırdık da, onlar, onu taşımaya/gizlemeye, tanımaz hale getirme, gözden düşürmeye yanaşmadılar, bütünlüğün, kusursuzluğun, mükemmelliğin alıp götürülmesinden, tanınmaz hale getirilmesin korktular. Ve onu insan taşıdı/ gizledi, tanınmaz hale getirdi, gözden düşürdü [ona ihanet etti]. Şüphesiz insan, çok yanlış davranan; kendi zararlarına iş yapan ve çok cahildir.
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, Biz (akıl ve irade) emaneti(ni) göklere, yere ve dağlara sunmuştuk; ama (sorumluluğundan) korktukları için onu yüklenmeyi reddettiler. O (emanet)i insan üstlendi; zaten o, daima haksızlığa ve akılsızlığa son derece meyyal biridir.
Mustafa İslamoğlu
İşin gerçeği Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk; ve onlar emanete ihanetten kaçındılar; nihayet onu insan yüklendi: ne var ki, o da zalim ve cahil biri olup çıktı.
Suat Yıldırım
Biz emaneti göklere, yere, dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten kaçındılar. Zira sorumluluğundan korktular, ama onu insan yüklendi. İnsan (bu emanetin hakkını gözetmediğinden) cidden çok zalim, çok cahildir. *
Süleyman Ateş
Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar, on(un sorumluluğun)dan korktular; onu insan yüklendi; (fakat onun ağır sorumluluğunu tam kavrayamadı) doğrusu o, çok zalim, çok cahildir.*
Şaban Piriş
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk, onu taşımaktan kaçındılar, ondan korktular. Onu insan yüklendi. O, zalim ve cahil oldu.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz emaneti göklere, yere, dağlara sunduk da onlar onu yüklenmekten kaçındılar, ondan ürktüler. İnsan ise çok zalim ve çok cahil olduğu halde onu yüklendi.
Edip-Layth-Martha
We have offered the trust to the heavens and the earth, and the mountains, but they refused to bear it, and were fearful of it. But the human being accepted it; he was transgressing, ignorant.*
Muhammad Asad
Verily, We did offer the trust [of reason and volition] to the heavens, and the earth, and the mountains:* but they refused to bear it because they were afraid of it. Yet man took it up -* for, verily, he has always been prone to be most wicked, most foolish.
Rashad Khalifa
We have offered the responsibility (freedom of choice) to the heavens and the earth, and the mountains, but they refused to bear it, and were afraid of it. But the human being accepted it; he was transgressing, ignorant.,
The Monotheist Group
We have offered the trust to the heavens and the earth, and the mountains, but they refused to bear it, and were fearful of it. But man accepted it; he was transgressing, ignorant.