Sebe Sûresi10. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولقد | — | veleḳad | ve andolsun ki | And certainly, |
| 2 | آتينا | ا ت يETY | āteynā | verdik | We gave |
| 3 | داوود | — | dāvūde | Davud'a | Dawood |
| 4 | منا | — | minnā | tarafımızdan | from Us |
| 5 | فضلا | ف ض لFŽL | feDlen | bir üstünlük | Bounty. |
| 6 | يا | يY | yā | EY/HEY/AH | """O!" |
| 7 | جبال | ج ب لCBL | cibālu | dağlar | mountains |
| 8 | أوبي | ا و بEVB | evvibī | tesbih edin | Repeat praises |
| 9 | معه | — | meǎhu | onunla beraber | with him, |
| 10 | والطير | ط ي رŦYR | ve TTayra | ve (ey) kuşlar | "and the birds.""" |
| 11 | وألنا | ل ي نLYN | ve elennā | ve yumuşattık | And We made pliable |
| 12 | له | — | lehu | ona | for him |
| 13 | الحديد | ح د دḪD̃D̃ | l-Hadīde | demiri | [the] iron, |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولقد ءاتينا داود منا فضلا يجبال اوبى معه والطير والنا له الحديد
Arapça (Harekeli)
وَلَقَدْ آتَيْنَا دَاوُودَ مِنَّا فَضْلًا يَا جِبَالُ أَوِّبِي مَعَهُ وَالطَّيْرَ وَأَلَنَّا لَهُ الْحَدِيدَ
Transliterasyon
Ve lekad âteynâ dâvûde minnâ fadlâ(fadlen), yâ cibâlu evvibî meahu vet tayr|e|, ve elennâ lehul hadîd|e|.
Transliteration (Eng.)
Walaqad <span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span> d<span class="u">a</span>woodaminn<span class="u">a</span> fa<span class="u">d</span>lan y<span class="u">a</span> jib<span class="u">a</span>lu awwibeemaAAahu wa<span class="b">al</span><span class="u">tt</span>ayra waalann<span class="u">a</span> lahu al<span class="u">h</span>adeed<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun ki biz, Dâvûd'a, katımızdan lûtfettik, üstünlük verdik. Ey dağlar dedik, onunla berâber tenzîh edin beni ve ey kuşlar, siz de ve ona, demiri yumuşattık.
Ali Bulaç
Andolsun, Biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin" (dedik) ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona demiri yumuşattık.
Bayraktar Bayraklı
Dâvûd'a katımızdan bir üstünlük verdik: “Ey dağlar ve kuşlar, onunla birlikte Allah'ı teşbihe/anmaya katılını!” dedik. Demiri onun için yumuşattık.
Diyanet İşleri
Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin" dedik. Ona demiri yumuşattık.*
Edip Yüksel
Katımızdan Davud'a lütufta bulunmuştuk: "Ey dağlar, ilahisine katılın; ey kuşlar sizler de." Ona demiri yumuşatmıştık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Andolsun ki, biz Davud'a tarafımızdan bir fazilet verdik. "Ey dağlar! Onunla beraber tesbih edin." dedik ve bunu kuşlara da (emrettik) ve ona demiri yumuşattık.
Erhan Aktaş
Ant olsun ki, katımızdan Davud’a bir fazilet* verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık.*
Hakkı Yılmaz
(10,11)Ve andolsun ki Biz Dâvûd'a tarafımızdan bir fazlalık ve kuşları verdik; “Ey dağlar! Onunla beraber dönün!” Ve o'nun için demiri yumuşattık: Bol bol zırhlar yap ve biçimlemede ölçülendir. –Siz de sâlihi işleyin. Kesinlikle Ben yaptıklarınızı en iyi görenim.–
Muhammed Esed
VE (böylece) Biz Davud'u lütfumuzla onurlandırdık: "Siz ey dağlar! Onunla birlik olup Allah'ın yüceliğini terennüm edin! Ve (siz de) ey kuşlar!" Biz o'ndaki bütün sertliği ve katılığı yumuşattık
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu Biz Davud'u katımızdan (işte bu nedenle) ödüllendirmiştik: "Ey dağlar! Onun sesine ses katın! Siz (öyle yapın ey) kuşlar!" Dahası, Biz ondaki bütün katılığı ve sertliği yumuşattık (ve dedik ki):
Suat Yıldırım
10, 11. Biz Davud'a tarafımızdan bir imtiyaz verdik: “Ey dağlar! Ey kuşlar! Onunla beraber tesbih edin, şevke gelip Allah'ın yüceliğini terennüm edin. ” dedik. Ayrıca demiri ona yumuşattık (demiri şekillendirme kudreti verdik) “Bütün bedeni örtecek uzun zırhlar yap, onları dokumada intizama dikkat et ve siz de ey Davud ailesi! Hepiniz faydalı ve makbul işler yapınız, çünkü Ben yaptıklarınızı görüyorum. ” buyurduk. [21, 80] {KM, Mezmurlar 96, 11-12; 97, 5; 114, 4}*
Süleyman Ateş
Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar, onunla beraber tesbih edin. Ve ey kuşlar (siz de onun tesbihine katılın)!" (dedik) ve ona demiri yumuşattık:
Şaban Piriş
Davuda katımızdan bir lütuf vermiştik.-Ey dağlar ve kuşlar Davudla birlikte yönelin. Ona demiri de yumuşatmıştık.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, biz Davud'a katımızdan bir lütuf sunduk. "Ey dağlar, onunla birlikte tespih edin ve kuşlar siz de." dedik. Ve onun için demiri yumuşattık.
Edip-Layth-Martha
We granted David blessings from Us: "O mountains, glorify with him, as well as the birds." We softened the iron for him.
Muhammad Asad
AND [thus], indeed, did We grace David with Our favour:* O you mountains! Sing with him the praise of God! And [likewise] you birds!"* And We softened all sharpness in him,*
Rashad Khalifa
We endowed David with blessings from us: "O mountains, submit with him, and you too, O birds." We softened the iron for him.,
The Monotheist Group
And We granted David blessings from Us: "O mountains, echo with him, and the birds." And We softened the iron for him.