Sebe Sûresi30. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (10 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 2 | لكم | — | lekum | sizin için vardır | """For you" |
| 3 | ميعاد | و ع دVAD̃ | mīǎādu | belirtilmiş | (is the) appointment |
| 4 | يوم | ي و مYVM | yevmin | bir gün | (of) a Day, |
| 5 | لا | — | lā | not | |
| 6 | تستأخرون | ا خ رEḢR | teste'ḣirūne | geri kalmazsınız | you can postpone |
| 7 | عنه | — | ǎnhu | ondan | [of] it |
| 8 | ساعة | س و عSVA | sāǎten | bir sa'at | (for) an hour, |
| 9 | ولا | — | ve lā | ve | and not |
| 10 | تستقدمون | ق د مGD̃M | testeḳdimūne | ileri geçemezsiniz | "(can) you precede (it).""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قل لكم ميعاد يوم لا تستخرون عنه ساعة ولا تستقدمون
Arapça (Harekeli)
قُل لَّكُم مِّيعَادُ يَوْمٍ لَّا تَسْتَأْخِرُونَ عَنْهُ سَاعَةً وَلَا تَسْتَقْدِمُونَ
Transliterasyon
Kul lekum mîâdu yevmin lâ teste’hirûne anhû sâaten ve lâ testakdimûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Qul lakum meeAA<span class="u">a</span>du yawmin l<span class="u">a</span>tasta/khiroona AAanhu s<span class="u">a</span>AAatan wal<span class="u">a</span> tastaqdimoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
De ki: Size vaadedilen gün, öylesine bir gündür ki zamanından bir an bile geriye kalmayacağı gibi ileriye de atılmaz.
Ali Bulaç
De ki: "Sizin için belirlenmiş bir gün vardır ki, ondan ne bir an ertelenebilirsiniz, ne de (bir an) öne alınabilirsiniz.
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Sizin için belirlenmiş bir gün vardır. Onu ne bir saat geciktirebilirsiniz, ne de öne alabilirsiniz.
Diyanet İşleri
De ki: Size öyle bir gün vadedilmiştir ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz.
Edip Yüksel
De ki: "Size bir an gecikmeyecek, bir an da erken gelmeyecek belirlenmiş bir gününüz vardır."
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Size vaad edilen öyle bir gündür ki, ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz."
Erhan Aktaş
De ki: “Size yapılan uyarının bir zamanı vardır. Ondan, bir saat bile geri de kalmazsınız ileri de geçemezsiniz.”
Hakkı Yılmaz
De ki: “Size günün belirlenmiş bir zamanı vardır ki ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz.”
Muhammed Esed
De ki: "Sizin için belli bir gün tayin edilmiştir, ondan tek bir an ne geri kalabilirsiniz, ne de onu geçebilirsiniz".
Mustafa İslamoğlu
De ki: "Sizin için bir gün tesbit edilmiştir: (o gün geldiğinde) ne onu bir an erteleyebilir, ne de atlatabilirsiniz".
Suat Yıldırım
29, 30. Bir de: “Eğer doğru söylüyorsanız vâd ettiğiniz kıyamet ne zaman gerçekleşecek? ” derler. De ki: “Sizinle öyle bir buluşma günümüz var ki ondan ne bir saat ileri geçebilirsiniz, ne de bir saat geri kalabilirsiniz. ! ” [42, 18; [71, 4; 11, 104-105]
Süleyman Ateş
De ki: "Sizin için belirtilmiş bir gün vardır. Ondan ne bir sa'at geri kalırsınız, ne de ileri geçebilirsiniz."
Şaban Piriş
De ki:-Size verilen sözün bir günü vardır. Ondan bir saat geri de bırakılmazsınız, zamanı öne de alamazsınız.
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Size bir gün vaat edilmiştir; ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz ne de ileri geçebilirsiniz."
Edip-Layth-Martha
Say, "You have an appointed day, which you cannot delay by one moment, nor advance."
Muhammad Asad
Say: There has been appointed for you a Day, which you can neither delay nor advance by a single moment."*
Rashad Khalifa
Say, "You have a specific time, on a specific day, that you cannot delay by one hour, nor advance.",
The Monotheist Group
Say: "You have an appointed day, which you cannot delay by one hour, nor advance."