Sebe Sûresi31. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (32 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وقال | ق و لGVL | ve ḳāle | dediler ki | And say |
| 2 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | those who |
| 3 | كفروا | ك ف رKFR | keferū | inkar eden(ler) | disbelieve, |
| 4 | لن | — | len | """Never will" | |
| 5 | نؤمن | ا م نEMN | nu'mine | biz inanmayız | we believe |
| 6 | بهذا | — | bihāƶā | bu | in this |
| 7 | القرآن | ق ر اGRE | l-ḳurāni | Kur'an'a | Quran |
| 8 | ولا | — | ve lā | ne de | and not |
| 9 | بالذي | — | billeƶī' | şeye | in (that) which |
| 10 | بين | ب ي نBYN | beyne | ellerinde olan | "(was) before it.""" |
| 11 | يديه | ي د يYD̃Y | yedeyhi | ellerinde olan | "(was) before it.""" |
| 12 | ولو | — | velev | şayet | But if |
| 13 | ترى | ر ا يREY | terā | sen bir görsen | you (could) see |
| 14 | إذ | — | iƶi | olduğunda | when |
| 15 | الظالمون | ظ ل مƵLM | Z-Zālimūne | zalimleri | the wrongdoers |
| 16 | موقوفون | و ق فVGF | mevḳūfūne | tutuklanmış | will be made to stand |
| 17 | عند | ع ن دAND̃ | ǐnde | huzurunda | before |
| 18 | ربهم | ر ب بRBB | rabbihim | Rablerinin | their Lord, |
| 19 | يرجع | ر ج عRCA | yerciǔ | atarlarken | will throw back |
| 20 | بعضهم | ب ع ضBAŽ | beǎ'Duhum | bir kısmı | some of them |
| 21 | إلى | — | ilā | to | |
| 22 | بعض | ب ع ضBAŽ | beǎ'Din | diğerine | others |
| 23 | القول | ق و لGVL | l-ḳavle | söz | the word. |
| 24 | يقول | ق و لGVL | yeḳūlu | diyorlar | Will say |
| 25 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | those who |
| 26 | استضعفوا | ض ع فŽAF | stuD'ǐfū | zayıf düşürülen(ler) | were oppressed |
| 27 | للذين | — | lilleƶīne | kimselere | to those who |
| 28 | استكبروا | ك ب رKBR | stekberū | büyüklük taslayan(lara) | were arrogant, |
| 29 | لولا | — | levlā | olmasaydınız | """If not" |
| 30 | أنتم | — | entum | siz | (for) you |
| 31 | لكنا | ك و نKVN | lekunnā | elbette biz olurduk | certainly we (would) have been |
| 32 | مؤمنين | ا م نEMN | mu'minīne | inanan insanlar | "believers.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وقال الذين كفروا لن نومن بهذا القرءان ولا بالذى بين يديه ولو ترى اذ الظلمون موقوفون عند ربهم يرجع بعضهم الى بعض القول يقول الذين استضعفوا للذين استكبروا لولا انتم لكنا مومنين
Arapça (Harekeli)
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَن نُّؤْمِنَ بِهَذَا الْقُرْآنِ وَلَا بِالَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَلَوْ تَرَى إِذِ الظَّالِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِندَ رَبِّهِمْ يَرْجِعُ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ الْقَوْلَ يَقُولُ الَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا لَوْلَا أَنتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِنِينَ
Transliterasyon
Ve kâlellezîne keferû len nû’mine bi hâzel kur’âni ve lâ billezî beyne yedeyh|i|, ve lev terâ iziz zâlimûne mevkûfûne inde rabbihim, yerciu ba’duhum ilâ ba’dınil kavl|e|, yekûlullezînestud’ifû lillezînestekberû lev lâ entum le kunnâ mûminîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waq<span class="u">a</span>la alla<span class="u">th</span>eena kafaroo lannu/mina bih<span class="u">atha</span> alqur-<span class="u">a</span>ni wal<span class="u">a</span> bi<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eebayna yadayhi walaw tar<span class="u">a</span> i<span class="u">th</span>i a<span class="b">l</span><span class="i"><span class="u">thth</span></span><span class="u">a</span>limoonamawqoofoona AAinda rabbihim yarjiAAu baAA<span class="u">d</span>uhum il<span class="u">a</span>baAA<span class="u">d</span>in alqawla yaqoolu alla<span class="u">th</span>eena istu<span class="u">d</span>AAifoolilla<span class="u">th</span>eena istakbaroo lawl<span class="u">a</span> antum lakunn<span class="u">a</span>mu/mineen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve kâfir olanlar, biz dediler, ne şu Kur'ân'a inanırız, ne de ondan önceki kitaplara. Bir görmeliydin zâlimlerin, Rablerinin katında öylece kalakaldıkları ve birbirlerinin sözlerini kesip söylendikleri günkü hallerini; o zayıf ve aşağılık sanılanlar, ululuk satanlara derler ki: Siz olmasaydınız biz mutlaka inanırdık.
Ali Bulaç
İnkar edenler dedi ki: "Biz kesin olarak, ne bu Kur'an'a inanırız, ne ondan önceki (indirile)ne." Sen o zulmedenleri, Rableri huzurunda tutuklanmış olarak görsen; sözü (suçlamaları) birbirlerine karşı evirip-çevirir (birbirlerine yöneltirler). Za'fa uğratılan (müstaz'af)lar, büyüklük taslayanlara derler ki: "Eğer sizler olmasaydınız, gerçekten bizler mü'min (kimse)ler olurduk."
Bayraktar Bayraklı
İnkâr edenler, “Bu Kur'ân'a ve bundan önce gelen kitaplara asla inanmayacağız” dediler. Sen o zâlimleri, Rabblerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf durumda olanlar, büyüklük taslayanlara: “Sizler olmasaydınız, biz kesinlikle inananlardan olurduk” diyecekler.
Diyanet İşleri
Kafir olanlar dediler ki: Biz hiçbir zaman bu Kur'an'a ve bundan önce gelen kitaplara inanmayacağız. Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf sayılanlar, büyüklük taslayanlara: Siz olmasaydınız,elbette biz inanan insanlar olurduk, derler.*
Edip Yüksel
İnkarcılar, "Biz ne bu Kuran'ı ne de ondan öncekileri onaylamayız" dediler. Zalimleri, Rab'leri huzurunda duruşma sırasında birbiriyle atışırken bir görseydin! (Öğrenim, araştırma, ekonomik, politik v.b. yönlerden) güçsüzleştirilenler, büyüklük taslamış olanlara, "Siz olmasaydınız biz gerçeği onaylayan kişiler olurduk" derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kâfirler: "Biz ne bu Kur'ân'a inanırız, ne de ondan öncekilere." dediler. Fakat o zalimler yakalanıp Rablerinin huzuruna durduruldukları zaman, birbirlerine söz atarken bir görsen! Bir taraftan zayıf düşürülenler, o büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız biz mutlaka mümin olurduk" derler.
Erhan Aktaş
Gerçeği yalanlayan nankörler, “Biz ne bu Kur’an’a, ne de ondan önce gelene asla inanmayacağız.” dediler. Sen bu zalimleri, Rabb’leri huzuruna çıkarıldıklarında nasıl birbirlerine sataştıklarını bir görsen! Güçsüzler, büyüklük taslayan kimselere, “Eğer siz olmasaydınız, biz kesinlikle inananlar olurduk.” derler.
Hakkı Yılmaz
Ve şu kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden şu kimseler, “Biz kesin olarak, bu Kur’ân'a inanmayız, ondan öncekine de...” dediler. Sen şirk koşarak, küfrederek yanlış; kendi zararlarına iş yapan o kimseleri Rableri huzurunda tutuklanmış, sözü bazısının bazısına geri çevirdiğini bir görsen! Zaafa uğratılan kimseler, büyüklük taslayan kimselere, “Eğer sizler olmasaydınız, kesinlikle bizler mü’min kimseler olurduk” diyecekler.
Muhammed Esed
(Ama) hakikati inkara şartlanmış olanlar, "Biz ne bu Kur'an'a inanırız, ne de önceki vahiylerden bugüne kalanlara!" dediler. Sen (Hesap Günü) Rablerinin huzurunda suçu birbirlerinin üzerine atıp durdukları zaman bu zalimleri(n halini) bir görseydin! (Yeryüzünde) güçsüz olanlar küstahça böbürlenenlere: "Siz olmasaydınız kesinlikle inanmışlardan olurduk!" diyeceklerdir.
Mustafa İslamoğlu
İnkarda ısrar edenler dediler ki: "Bizler ne bu Kur'an'a inanırız, ne de geçmiş vahiylerden bugüne kalanlara."
Suat Yıldırım
Kâfirler: “Biz ne bu Kur'ân'a, ne de bundan öncekilere inanırız. ” derler. O zalimleri; sen, Rab'lerinin huzuruna duruşma için getirildiklerinde, birbirlerine laf atarken bir görseydin! Zebûn edilen, dünyada güçsüz bırakılanlar o kibirli olan önderlerine: “Ah! Sizin yüzünüzden bu hallere düştük, siz olmasaydınız biz de iman edecektik! ” diyecekler.
Süleyman Ateş
İnkar edenler dediler ki: "Biz ne bu Kur'an'a, ne de bundan öncekilere inanırız." Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen: Zayıf düşürülenler, büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız, elbette biz inanan insanlar olurduk." diyorlar.
Şaban Piriş
İnkar edenler:-Biz, bu Kurana da ondan öncekilere de asla inanmayız, derler oysa o zalimler, Rablerinin huzurunda durdukları zaman bir görsen, suçu nasıl birbirlerine atıyorlar. Sömürülenler, büyüklük taslamış olanlara:-Eğer siz olmasaydınız, biz kesinlikle mümin olurduk derler.
Yaşar Nuri Öztürk
Küfre sapanlar dediler ki: "Biz, ne bu Kur'an'a ne de bundan öncekine asla inanmayacağız." Ah, bir görsen o zalimleri Rableri huzurunda, tutuklanmış halde. Bir kısmı bir kısmına söz atar durur. Basit görülüp horlananları, büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Siz olmasaydınız, vallahi biz inanacaktık."
Edip-Layth-Martha
Those who rejected have said, "We will not acknowledge this Quran, nor in what is already with him." If you could but see these transgressors when they stand before their Lord, how they will accuse one another back and forth. Those who were weak will say to those who were mighty: "If it were not for you, we would have been those who acknowledge!"
Muhammad Asad
And [yet,] those who are bent on denying the truth do say, We shall never believe in this Qur'an, and neither in whatever there still remains of earlier revelations!"* But if thou couldst only see [how it will be on Judgment Day,] when these evildoers shall be made to stand before their Sustainer, hurling reproaches back and forth at one another! Those [of them] who had been weak [on earth] will say unto those who had gloried in their arrogance:* Had it not been for you, we would certainly have been believers!"
Rashad Khalifa
Those who disbelieve have said, "We will not believe in this Quran, nor in the previous scriptures." If you could only envision these transgressors when they stand before their Lord! They will argue with one another back and forth. The followers will tell their leaders, "If it were not for you, we would have been believers.",
The Monotheist Group
And those who rejected have said: "We will not believe in this Qur'an, nor in what is already with him." And if you could but see these transgressors when they stand before their Lord, how they will accuse one another back and forth. Those who were weak will say to those who were mighty: "If it were not for you, we would have been believers!"