Fatır Sûresi37. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (25 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وهم | — | ve hum | ve onlar | And they |
| 2 | يصطرخون | ص ر خṦRḢ | yeSTariḣūne | feryadederler | will cry |
| 3 | فيها | — | fīhā | orada | therein, |
| 4 | ربنا | ر ب بRBB | rabbenā | Rabbimiz | """Our Lord!" |
| 5 | أخرجنا | خ ر جḢRC | eḣricnā | bizi çıkar | "Bring us out;" |
| 6 | نعمل | ع م لAML | neǎ'mel | yapalım | we will do |
| 7 | صالحا | ص ل حṦLḪ | SāliHen | iyi işler | righteous (deeds) |
| 8 | غير | غ ي رĞYR | ğayra | başka olarak | other than |
| 9 | الذي | — | lleƶī | (that) which | |
| 10 | كنا | ك و نKVN | kunnā | olduğumuz | we used |
| 11 | نعمل | ع م لAML | neǎ'melu | yapmış | "(to) do.""" |
| 12 | أولم | — | evelem | Did not | |
| 13 | نعمركم | ع م رAMR | nuǎmmirkum | sizi yaşatmadık mı? | We give you life long enough |
| 14 | ما | — | mā | that | |
| 15 | يتذكر | ذ ك رZ̃KR | yeteƶekkeru | öğüt alacağı kadar | (would) receive admonition |
| 16 | فيه | — | fīhi | orada | therein |
| 17 | من | — | men | kimsenin | whoever |
| 18 | تذكر | ذ ك رZ̃KR | teƶekkera | öğüt alacak | receives admonition? |
| 19 | وجاءكم | ج ي اCYE | ve cā'ekumu | ve size geldi | And came to you |
| 20 | النذير | ن ذ رNZ̃R | n-neƶīru | uyarıcı | the warner. |
| 21 | فذوقوا | ذ و قZ̃VG | feƶūḳū | öyle ise (azabı) tadın | So taste, |
| 22 | فما | — | femā | artık yoktur | then not |
| 23 | للظالمين | ظ ل مƵLM | liZZālimīne | zalimlerin | (is) for the wrongdoers |
| 24 | من | — | min | hiçbir | any |
| 25 | نصير | ن ص رNṦR | neSīrin | yardımcısı | helper. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وهم يصطرخون فيها ربنا اخرجنا نعمل صلحا غير الذى كنا نعمل اولم نعمركم ما يتذكر فيه من تذكر وجاءكم النذير فذوقوا فما للظلمين من نصير
Arapça (Harekeli)
وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَا أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَاءَكُمُ النَّذِيرُ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمِينَ مِن نَّصِيرٍ
Transliterasyon
Ve hum yastarihûne fîhâ, rabbenâ ahricnâ na’mel sâlihan gayrellezî kunnâ na’mel|u|, e ve lem nuammirkum mâ yetezekkeru fîhi men tezekkere ve câekumun nezîr|u|, fe zûkû fe mâ liz zâlimîne min nasîr(nasîrin).
Transliteration (Eng.)
Wahum ya<span class="u">st</span>arikhoona feeh<span class="u">a</span>rabban<span class="u">a</span> akhrijn<span class="u">a</span> naAAmal <span class="u">sa</span>li<span class="u">h</span>anghayra alla<span class="u">th</span>ee kunn<span class="u">a</span> naAAmalu awa lam nuAAammirkumm<span class="u">a</span> yata<span class="u">th</span>akkaru feehi man ta<span class="u">th</span>akkara waj<span class="u">a</span>akumua<span class="b">l</span>nna<span class="u">th</span>eeru fa<span class="u">th</span>ooqoo fam<span class="u">a</span> li<span class="b">l</span><span class="i"><span class="u">thth</span></span><span class="u">a</span>limeenamin na<span class="u">s</span>eer<span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve onlar bağrışırlar orada: Rabbimiz, bizi çıkar da yaptığımız işlerden başka işlerde bulunalım. Size, düşünenin düşünüp öğüt alanın öğüt alacağı kadar ömür vermedik mi ve size korkutucu da gelmişti; artık tadın azâbı, zâlimlere bir yardım eden de yoktur.
Ali Bulaç
İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur.
Bayraktar Bayraklı
Onlar orada, “Ey Rabbimiz! Bizi çıkar. Daha önce yaptıklarımızın aksine iyi işler yapalım” diye feryat ederler. Kendilerine, “Size, düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? Şimdi tadın azabı! Zâlimlerin yardımcısı yoktur” denir.
Diyanet İşleri
Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine iyi işler yapalım! diye feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? (Niçin inanmadınız?) Şimdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur.*
Edip Yüksel
Orada, "Rabbimiz, bizi çıkar da yapmış olduğumuzdan farklı işler yapalım" diye feryat ederler. Öğüt alabilecek bir kişinin öğüt alabileceği kadar uzun bir süre sizi yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyleyse tadın. Zalimlerin yardımcısı yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar, orada şöyle feryad ederler: "Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapageldiklerimizden başka salih bir amel yapalım." (Onlara): "Size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti. O halde azabı tadın. Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur." (denir).
Erhan Aktaş
Onlar, orada yardım için bağırıp çağırırlar: “Rabb’imiz! Bizi çıkar, daha önce yaptığımızdan başka, düzgün amel yapalım.” Size dünyada öğüt dinleyecek kimsenin, öğüt dinlemesine yetecek kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi? O halde tadın! Artık zalimler için bir yardımcı yoktur.
Hakkı Yılmaz
Ve onlar, orada feryat ederler: “Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapmış olduklarımızdan başka düzgün amel yapalım.” –Sizi, düşünecek olanın düşüneceği kadar ömürlendirmedik mi? Size uyarıcı da gelmişti. O hâlde tadın! Artık şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapanlar için bir yardımcı da yoktur.–
Muhammed Esed
Onlar orada, (cehennemde,): "Rabbimiz! Bizi bu (azap)tan kurtar! Bundan sonra artık (eskiden) yaptıklarımızdan farklı iyi şeyler yapacağız!" diye feryad ederler. (O zaman onlara şöyle cevap vereceğiz:) "Size (orada,) düşünmek isteyen herkesin düşünebileceği kadar uzun bir ömür vermedik mi? Ve (üstelik) size bir uyarıcı da gelmişti. Öyleyse, (yaptığınız kötülüklerin meyvelerini) şimdi tadın bakalım: zalimler hiçbir yardımcı bulamayacaklardır!"
Mustafa İslamoğlu
Ve onlar orada şöyle feryat figan ederler: "Rabbimiz! Kurtar bizi! (Söz), daha önce yaptıklarımızdan daha farklı, daha iyi şeyler yapacağız!"(Şöyle cevap verilecek): "Size aklını başına almaya gönüllü birine yetecek kadar uzun bir ömür vermemişmiydik? Üstelik bir de uyarıcı gelmişti! Şu halde (elinizin ürünlerini) tadın; ama kendini kaybedenlerin hiçbir yardımcısı olmayacağını da unutmayın!"
Suat Yıldırım
Onlar orada imdad istemek için şöyle feryad ederler: “Ey Ulu Rabbimiz! Ne olur, çıkar bizi buradan, dünyaya geri gönder de, daha önce yaptıklarımızdan başka, güzel ve makbul işler yapalım! ”Allah onlara şöyle buyurur: “Biz, size, düşünüp ibret alacak, gerçeği görecek kimsenin düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size peygamber de gelip uyardı. Öyleyse tadın azabı! Zalimlerin hiç bir yardımcısı yoktur! ” [40, 11-12] [43, 77-78; 17, 15; 67, 8-9]*
Süleyman Ateş
Onlar orada: "Rabbimiz, bizi çıkar, (önce) yaptığımızdan başkasını yapalım?" diye feryadederler. "Sizi, öğüt alacak olanın, öğüt alacağı kadar bir süre yaşatmadık mı? Size uyarıcı da geldi (fakat inanmadınız). Öyle ise (azabı) tadın artık. Zalimlerin yardımcısı yoktur."
Şaban Piriş
Orada var güçleriyle feryat ederler:-Rabbimiz, bizi çıkar da daha önce yaptıklarımızdan başka iyi şeyler yapalım.-Biz size öğüt alacağınız kadar bir ömür vermedik mi, size uyarıcı gelmedi mi? Şimdi azabı tadın. Zalimler için hiç bir yardımcı yoktur.
Yaşar Nuri Öztürk
Feryat edip dururlar orada: "Rabbimiz, çıkar bizi de önceden yaptığımızdan başka şey yapalım. Barışa yönelik iyi bir iş yapalım." Sizi biz, öğüt alanın öğüt alacağı bir süre ömürlendirmedik mi? Uyarıcı da geldi size. Hadi tadın bakalım azabı! Zalimler için hiçbir yardımcı yok artık.
Edip-Layth-Martha
They will scream in it: "Our Lord, let us out, and we will work righteousness instead of the works we used to do." Did We not give you a long life so that he who would remember would take heed, and a warner came to you? Therefore, taste, for the transgressors will have no supporter.
Muhammad Asad
And in that [hell] they will cry aloud: O our Sustainer! Cause us to come out [of this suffering]! We shall [henceforth] do good deeds, not such as we were wont to do [aforetime]!" [But We shall answer:] Did We not grant you a life long enough so that whoever was willing to take thought could bethink himself? And [withal,] a war­ner had come unto you! Taste, then, [the fruit of your evil deeds]: for evildoers shall have none to succour them!"
Rashad Khalifa
They will scream therein, "Our Lord, if you get us out of here, we will work righteousness, instead of the works we used to do." Did we not give you a life-long chance, with continuous reminders for those who would take heed? Did you not receive the warner? Therefore, taste (the consequences). The transgressors will have no one to help them.,
The Monotheist Group
And they will scream in it: "Our Lord, let us out, and we will work righteousness instead of the works we used to do." Did We not give you a long life so that he who would remember would take heed, and a warner came to you? Therefore, taste, for the transgressors will have no supporter.