Nisa Sûresi157. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (34 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وقولهم | ق و لGVL | ve ḳavlihim | ve demelerinden (ötürü) | And for their saying, |
| 2 | إنا | — | innā | elbette | """Indeed, we" |
| 3 | قتلنا | ق ت لGTL | ḳatelnā | biz öldürdük | killed |
| 4 | المسيح | — | l-mesīHa | Mesih'i | the Messiah, |
| 5 | عيسى | — | ǐysā | Îsa | Isa, |
| 6 | ابن | ب ن يBNY | bne | oğlu | son |
| 7 | مريم | — | meryeme | Meryem | (of) Maryam, |
| 8 | رسول | ر س لRSL | rasūle | elçisi | (the) Messenger |
| 9 | الله | — | llahi | Allah'ın | "(of) Allah.""" |
| 10 | وما | — | ve mā | oysa | And not |
| 11 | قتلوه | ق ت لGTL | ḳatelūhu | onu öldürmediler | they killed him |
| 12 | وما | — | ve mā | ve | and not |
| 13 | صلبوه | ص ل بṦLB | Salebūhu | asmadılar | they crucified him |
| 14 | ولكن | — | velākin | fakat | but |
| 15 | شبه | ش ب هŞBH | şubbihe | benzer gösterildi | it was made to appear (so) |
| 16 | لهم | — | lehum | kendilerine | to them. |
| 17 | وإن | — | ve inne | ve şüphesiz | And indeed, |
| 18 | الذين | — | elleƶīne | those who | |
| 19 | اختلفوا | خ ل فḢLF | ḣtelefū | ayrılığa düşenler | differ |
| 20 | فيه | — | fīhi | onun hakkında | in it |
| 21 | لفي | — | lefī | içindedirler | (are) surely in |
| 22 | شك | ش ك كŞKK | şekkin | tam bir kuşku | doubt |
| 23 | منه | — | minhu | ondan yana | about it. |
| 24 | ما | — | mā | yoktur | Not |
| 25 | لهم | — | lehum | onların | for them |
| 26 | به | — | bihi | o hususta | about it |
| 27 | من | — | min | hiç | [of] |
| 28 | علم | ع ل مALM | ǐlmin | bilgileri | (any) knowledge |
| 29 | إلا | — | illā | sadece | except |
| 30 | اتباع | ت ب عTBA | ttibāǎ | uyuyorlar | (the) following |
| 31 | الظن | ظ ن نƵNN | Z-Zenni | zanna | (of) assumption. |
| 32 | وما | — | ve mā | And not | |
| 33 | قتلوه | ق ت لGTL | ḳatelūhu | onu öldürmediler | they killed him, |
| 34 | يقينا | ي ق نYGN | yeḳīnen | yakinen | certainly. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وقولهم انا قتلنا المسيح عيسى ابن مريم رسول الله وما قتلوه وما صلبوه ولكن شبه لهم وان الذين اختلفوا فيه لفى شك منه ما لهم به من علم الا اتباع الظن وما قتلوه يقينا
Arapça (Harekeli)
وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَكِن شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُوا فِيهِ لَفِي شَكٍّ مِّنْهُ مَا لَهُم بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًا
Transliterasyon
Ve kavlihim innâ katelnal mesîha îsabne meryeme resûlallâh|i|, ve mâ katelûhu ve mâ salebûhu ve lâkin şubbihe lehum, ve innellezinahtelefû fîhi le fî şekkin minh|u|, mâ lehum bihî min ilmin illettibâaz zann|i|, ve mâ katelûhu yakînâ(yakînen).
Transliteration (Eng.)
Waqawlihim inn<span class="u">a</span> qataln<span class="u">a</span>almasee<span class="u">h</span>a AAees<span class="u">a</span> ibna maryama rasoola All<span class="u">a</span>hiwam<span class="u">a</span> qataloohu wam<span class="u">a</span> <span class="u">s</span>alaboohu wal<span class="u">a</span>kinshubbiha lahum wa-inna alla<span class="u">th</span>eena ikhtalafoo feehi lafeeshakkin minhu m<span class="u">a</span> lahum bihi min AAilmin ill<span class="u">a</span> ittib<span class="u">a</span>AAaa<span class="b">l</span><span class="i"><span class="u">thth</span></span>anni wam<span class="u">a</span> qataloohu yaqeen<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve biz Allah'ın peygamberi Meryemoğlu ve Mesîh İsa'yı öldürdük demeleri yüzünden cezalarını buldular. Onu öldüremediler de, asamadılar da, onlara öyle göründü. Zâten ihtilâfa düştükleri şeyde de onun hakkında zan içindedir onlar, ona ait bir bilgileri yoktur da ancak şüpheye kapılırlar. Gerçekten de apaçık onu öldüremediler.
Ali Bulaç
Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.
Bayraktar Bayraklı
(156-157) Bir de, inkâr etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmaları ve “Allah'ın peygamberi Meryem oğlu Îsa'yı öldürdük” demeleri yüzünden onları lânetledik. Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar; fakat sadece onlara öyle olmuş gibi göründü. Onun hakkında ihtilâfa düşenler, bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.
Diyanet İşleri
Ve "Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden (onları lanetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.*
Edip Yüksel
Ve ALLAH'ın elçisi "Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden ötürü… Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar; fakat öyle yaptıklarını sandılar. Tüm mezhepler bu konuda kuşku içindedir. Onların bu konuda bir bilgisi yok; sadece zanna uyuyorlar. Kesin olarak onu öldürmediler.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir de "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleridir. Oysa onu ne öldürdüler, ne de astılar. Fakat öldürdükleri kimse, onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle öldürmediler.
Erhan Aktaş
Ve yine Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih’i, “Kesinlikle biz öldürdük.” demeleri nedeniyle. Aslında onu öldürmediler ve onu asmadılar da. Fakat kendilerine öyle göründü. Onlar, herhangi bir bilgi sahibi olmadıklarından, ayrılığa düştükleri bu konuda kesin olarak şüphe içindedirler. Onlar, sadece zanna uyuyorlar. Kesin olan şu ki, onu öldürmediler.
Hakkı Yılmaz
(154-158)Ve söz vermeleri ile birlikte üstlerini/ en değerlilerini/Mûsâ'yı Tûr'a yükselttik.* Ve onlara: “O kapıdan boyun eğip teslimiyet göstererek girin” dedik. Yine onlara: “Tefekkür/kulluk gününde sınırları aşmayın” dedik. Sonra da onların kendi sözlerini bozmaları, Allah'ın âyetlerine inanmamaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: “Kalplerimiz örtülüdür/ sünnetsizdir” demeleri –aksine Allah, küfretmeleri; Kendisinin ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmeleri nedeniyle kalplerine damga vurmuştur. Onların azı dışında, inanmazlar– ve Allah'ın ilâhlığına ve rabliğine inanmamaları ve Meryem'in aleyhinde büyük bühtanlar söylemeleri; “Biz, Allah'ın Rasûlü Meryem oğlu Mesih Îsâ'yı gerçekten öldürdük” demeleri nedeniyle onlardan sağlam bir söz aldık. Oysa O'nu öldürmediler ve O'nu asmadılar. Ama onlar için, Îsâ, benzetildi. Gerçekten O'nun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir yetersiz bilgi içindedirler. Onların zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. O’nu kesin olarak öldürmediler. Aksine Allah O'nu, Kendine yükseltti/ derecesini artırdı. Ve Allah, en üstün, en güçlü, en şerefli, mağlûp edilmesi mümkün olmayan/mutlak galip olandır, en iyi yasa koyan, bozulmayı iyi engelleyen/sağlam yapandır.(Sonraki 4:160)
Muhammed Esed
ve "Bakın, biz, Allah'ın Elçisi (olduğunu iddia eden) Meryem'in oğlu İsa Mesih'i öldürdük!" diye böbürlendikleri için. Aslında onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, sadece onlara öyle (olmuş gibi) göründü; ve o konuda farklı görüşler taşıyanlar da gerçekten şaşkındılar, onunla ilgili (gerçek) bir bilgileri yoktu ve sadece bir zanna uymuşlardı. Kesin olan şu ki onu öldürmediler:
Mustafa İslamoğlu
ve "Allah'ın elçisi (olduğunu söyleyen) Meryem'ın oğlu İsa Mesih'i işte biz öldürdük!" demeleri nedeniyle... Aslında onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, fakat (kafa karışıklığıyla) onlara öyle olmuş gibi geldi. Bu konuda farklı görüşler ileri sürenler ise, ondan dolayı gerçekten şaşkınlık içerisindedirler; onunla ilgili bir bilgileri yoktu ve yalnızca zanna dayanıyorlardı. Sonuç olarak kesinlikle onu öldürmediler:
Suat Yıldırım
155, 156, 157, 158. İşte sözleşmelerini bozmaları, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve “kalplerimiz perdelidir” demeleri -ki kalpleri perdeli yaratılmış olmayıp, Allah inkârcılıkları sebebiyle kalplerini mühürledi de artık onlar pek az inanırlar- yine inkârları ve Meryem aleyhinde müthiş bir iftira atmaları ve “Biz Allah'ın resulü(! ) Meryem oğlu Mesih Îsâ'yı katlettik! ” demeleri yüzünden, onların başlarına belalar vererek cezalandırdık, kalplerini mühürledik, Oysa onlar Îsâ'yı öldüremediler, asamadılar da; öldürülen başkası idi, lâkin kendilerine ona benzer gösterildi. Îsâ hakkında ihtilâfa düşenler de bu hususta şüphe içindedirler. Bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanna tâbi olmaktan başka bir şeye dayanmazlar. Onu kesinlikle öldüremediler. Doğrusu Allah onu kendi katına yükseltti. Allah aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir). [2, 88; 41, 5; 3, 55; 19, 30; 3, 49] {KM, Levililer 26, 41; Tesniye 30, 6}*
Süleyman Ateş
Biz Allah'ın elçisi, Meryem oğlu Îsa Mesih'i öldürdük! demelerinden ötürü (belalara uğradılar). Oysa onu öldürmediler ve asmadılar; fakat (bu iş) kendilerine, benzer gösterildi. Onun hakkında ayrılığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta kesin bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu yakinen öldürmediler (onu öldürdüklerini kesin biçimde bilemediler).*
Şaban Piriş
-Allahın Resulü Meryem oğlu İsa Mesihi biz öldürdük, demeleri sebebiyledir. Oysa Onu öldürmediler, asmadılar da. fakat onlara öyle gösterildi. ihtilaf ettikleri konuda şüphe içindedirler. Onların zanna uymaktan başka bir bilgileri de yoktur. Kesinlikle Onu öldürmediler.
Yaşar Nuri Öztürk
"Biz, Allah'ın resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleri yüzünden. Oysa ki onu öldürmediler, onu asmadılar da; sadece o onlara benzer gösterildi. Onun hakkında tartışmaya girenler, onunla ilgili olarak tam bir kuşku içindedirler. Onların, ona ilişkin bilgileri yoktur; sadece sanıya uymaktalar. Onu kesinlikle öldürmediler.
Edip-Layth-Martha
For their saying, "We have killed the Messiah Jesus the son of Mary, the messenger of God!" They did not kill him, nor did they crucify him, but it appeared to them as if they had. Those who dispute are in doubt of him, they have no knowledge except to follow conjecture; they did not kill him for a certainty.*
Muhammad Asad
and their boast, "Behold, we have slain the Christ Jesus, son of Mary, [who claimed to be] an apostle of God!" However, they did not slay him, and neither did they crucify him, but it only seemed to them [as if it had been] so;* and, verily, those who hold conflict­ing views thereon are indeed confused, having no [real] knowledge thereof, and following mere con­jecture. For, of a certainty, they did not slay him:
Rashad Khalifa
And for claiming that they killed the Messiah, Jesus, son of Mary, the messenger of GOD. In fact, they never killed him, they never crucified him - they were made to think that they did. All factions who are disputing in this matter are full of doubt concerning this issue. They possess no knowledge; they only conjecture. For certain, they never killed him.*,
The Monotheist Group
And their saying: "We have killed the Messiah, Jesus, son of Mary, messenger of God!" And they had not killed him, nor crucified him, but it appeared to them as if they had. And those who dispute are in doubt regarding him, they have no knowledge except to follow conjecture; they did not kill him for a certainty.