Nisa Sûresi6. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (37 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وابتلوا | ب ل وBLV | vebtelū | deneyin | And test |
| 2 | اليتامى | ي ت مYTM | l-yetāmā | öksüzleri | the orphans |
| 3 | حتى | — | Hattā | kadar | until |
| 4 | إذا | — | iƶā | [when] | |
| 5 | بلغوا | ب ل غBLĞ | beleğū | varıncaya | they reach[ed] |
| 6 | النكاح | ن ك حNKḪ | n-nikāHa | nikah (çağına) | (the age of) marriage, |
| 7 | فإن | — | fein | eğer | then if |
| 8 | آنستم | ا ن سENS | ānestum | görürseniz | you perceive |
| 9 | منهم | — | minhum | onlarda | in them |
| 10 | رشدا | ر ش دRŞD̃ | ruşden | bir olgunluk | sound judgement |
| 11 | فادفعوا | د ف عD̃FA | fedfeǔ | hemen verin | then deliver |
| 12 | إليهم | — | ileyhim | kendilerine | to them |
| 13 | أموالهم | م و لMVL | emvālehum | mallarını | their wealth. |
| 14 | ولا | — | ve lā | And (do) not | |
| 15 | تأكلوها | ا ك لEKL | te'kulūhā | yemeğe kalkmayın | eat it |
| 16 | إسرافا | س ر فSRF | isrāfen | israf ile | extravagantly |
| 17 | وبدارا | ب د رBD̃R | ve bidāran | ve tez elden | and hastily |
| 18 | أن | — | en | (fearing) that | |
| 19 | يكبروا | ك ب رKBR | yekberū | büyüyüp (geri alacaklar) diye | they will grow up. |
| 20 | ومن | — | ve men | ve kimse | And whoever |
| 21 | كان | ك و نKVN | kāne | olan | is |
| 22 | غنيا | غ ن يĞNY | ğaniyyen | zengin | rich |
| 23 | فليستعفف | ع ف فAFF | felyesteǎ'fif | çekinsin | then he should refrain, |
| 24 | ومن | — | ve men | ve kimse de | and whoever |
| 25 | كان | ك و نKVN | kāne | olan | is |
| 26 | فقيرا | ف ق رFGR | feḳīran | yoksul | poor |
| 27 | فليأكل | ا ك لEKL | felye'kul | yesin | then let him eat (of it) |
| 28 | بالمعروف | ع ر فARF | bil-meǎ'rūfi | uygun şekilde | in a fair manner. |
| 29 | فإذا | — | feiƶā | zaman da | Then when |
| 30 | دفعتم | د ف عD̃FA | defeǎ'tum | geri verdiğiniz | you deliver |
| 31 | إليهم | — | ileyhim | onlara | to them |
| 32 | أموالهم | م و لMVL | emvālehum | mallarını | their wealth |
| 33 | فأشهدوا | ش ه دŞHD̃ | feeşhidū | şahid bulundurun | then take witnesses |
| 34 | عليهم | — | ǎleyhim | yanlarında | on them. |
| 35 | وكفى | ك ف يKFY | ve kefā | yeter | And is sufficient |
| 36 | بالله | — | billahi | Allah | Allah |
| 37 | حسيبا | ح س بḪSB | Hasīben | hesapçı olarak | (as) a Reckoner. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وابتلوا اليتمى حتى اذا بلغوا النكاح فان ءانستم منهم رشدا فادفعوا اليهم امولهم ولا تاكلوها اسرافا وبدارا ان يكبروا ومن كان غنيا فليستعفف ومن كان فقيرا فلياكل بالمعروف فاذا دفعتم اليهم امولهم فاشهدوا عليهم وكفى بالله حسيبا
Arapça (Harekeli)
وَابْتَلُوا الْيَتَامَى حَتَّى إِذَا بَلَغُوا النِّكَاحَ فَإِنْ آنَسْتُم مِّنْهُمْ رُشْدًا فَادْفَعُوا إِلَيْهِمْ أَمْوَالَهُمْ وَلَا تَأْكُلُوهَا إِسْرَافًا وَبِدَارًا أَن يَكْبَرُوا وَمَن كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْ وَمَن كَانَ فَقِيرًا فَلْيَأْكُلْ بِالْمَعْرُوفِ فَإِذَا دَفَعْتُمْ إِلَيْهِمْ أَمْوَالَهُمْ فَأَشْهِدُوا عَلَيْهِمْ وَكَفَى بِاللَّهِ حَسِيبًا
Transliterasyon
Vebtelûl yetâmâ hattâ izâ belegun nikâh|a|, fe in ânestum minhum ruşden fedfeû ileyhim emvâlehum ve lâ te’kulûhâ isrâfen ve bidâren en yekberû ve men kâne ganiyyen felyesta’fif, ve men kâne fakîran felye’kul bil ma’rûf|i|, fe izâ defa’tum ileyhim emvâlehum fe eşhidû aleyhim, ve kefâ billâhi hasîbâ(hasîben).
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="b">i</span>btaloo alyat<span class="u">a</span>m<span class="u">a</span> <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span>i<span class="u">tha</span> balaghoo a<span class="b">l</span>nnik<span class="u">ah</span>a fa-in <span class="u">a</span>nastumminhum rushdan fa<span class="b">i</span>dfaAAoo ilayhim amw<span class="u">a</span>lahum wal<span class="u">a</span>ta/kulooh<span class="u">a</span> isr<span class="u">a</span>fan wabid<span class="u">a</span>ran an yakbaroowaman k<span class="u">a</span>na ghaniyyan falyastaAAfif waman k<span class="u">a</span>nafaqeeran falya/kul bi<span class="b">a</span>lmaAAroofi fa-i<span class="u">tha</span> dafaAAtumilayhim amw<span class="u">a</span>lahum faashhidoo AAalayhim wakaf<span class="u">a</span> bi<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hi<span class="u">h</span>aseeb<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Yetimleri, nikâh çağına dek deneyin, ergenlik çağına ulaştıklarını, olgunlaştıklarını gördünüz mü mallarını kendilerine verin. Onların malını israf ederek, yahut büyüyünce geri alırlar diyerek yemeyin. Zengin olan, yetimin malına hiç dokunmasın. Fakir olan, örfe uygun bir miktar yiyebilir. Mallarını geri vereceğiniz vakit bu muâmeleyi tanıklar huzurunda yapın. Allah, gereğince hesap sorucudur ve o, yeter.
Ali Bulaç
Yetimleri, nikaha erişecekleri çağa kadar deneyin; şayet kendilerinde bir (rüşd) olgunlaşma gördünüz mü, hemen onlara mallarını verin. Büyüyecekler diye israf ile çarçabuk yemeyin. Zengin olan iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da artık maruf (ihtiyaca ve örfe uygun) bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, onlara karşı şahid bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.
Bayraktar Bayraklı
Yetimleri evlenecekleri yaşa gelinceye kadar deneyiniz, sonra aklen olgunlaştıklarını tespit ederseniz, mallarını onlara iade ediniz. Sakın onlar büyümeden önce, aceleyle ve israf ederek mallarını tüketmeyiniz. Zengin olan iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da ihtiyaç ve emeğine uygun olarak yesin! Onlara mallarını geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurunuz. Hesap sorucu olarak Allah yeter.
Diyanet İşleri
Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin, eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (de geri alacaklar) diye o malları israf ile ve tez elden yemeyin. Zengin olan (veli) iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da (ihtiyaç ve emeğine) uygun olarak yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman yanlarında şahit bulundurun. Hesap sorucu olarak da Allah yeter.
Edip Yüksel
Evlenme yaşına eriştiklerinde yetimleri sınayın. Onlarda olgunluk görürseniz kendilerine mallarını verin. Onlar büyüyecek diye savurganlık ve aceleyle mallarını yemeyin. Zengin, (malın korumasına gösterdiği çabanın ücretinden) vazgeçsin. Fakir ise uygun bir miktarda harcasın. Mallarını kendilerine tanıklar huzurunda geri verin. Hesap görücü olarak ALLAH yeter.
Elmalılı Hamdi Yazır
Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onların akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. "Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar" endişesiyle onları israf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise, meşrû sûrette yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, bunu şahitler karşısında yapın. Hesap görücü olarak Allah yeter.
Erhan Aktaş
Yetimlerinizi, nikâh çağına erişinceye kadar gözetleyin. Ergenlik çağına gelince mallarını kendilerine verin. Büyüyünce onlara kalacak düşüncesiyle, mallarını acelece ve savurganlıkla yemeyin. Durumu iyi olan malı yemeye tenezzül etmesin. Durumu iyi olmayan da maldan uygun bir şekilde yararlansın. Onlara mallarını teslim ettiğinizde, onlar adına tanıklar bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.
Hakkı Yılmaz
Ve bu yetimlerinizi nikâha ulaşıncaya kadar sıkı bir eğitim vererek olgunlaştırınız. Sonra da eğer kendilerinde rüşt/erginlik çağına ulaşmışlık hissederseniz, mallarını kendilerine hemen teslim ediniz. Onlar büyüyecekler diye onların mallarını saçıp savurup yemeyin de. Ve kim zengin ise artık o iffetli davransın. Kim de fakir ise artık o da örfe uygun/ herkesçe kabul gören bir şekilde yesin. Sonra da yetimlerin mallarını kendilerine teslim ettiğiniz zaman onlar üzerine şâhit tutunuz. Hesap sorucu olarak da Allah yeter.
Muhammed Esed
(Sorumluluğunuz altındaki) yetimleri evlenebilecekleri yaşa gelinceye kadar deneyin; sonra aklen olgunlaştıklarını tesbit ederseniz, mallarını onlara iade edin; (sakın,) onlar büyümeden önce, aceleyle ve müsrifçe harcayarak mallarını tüketmeyin. Zengin olan kimseyi (vesayeti altındakinin malından) tamamen uzak tutun. Fakiri ise ondan uygun bir şekilde istifade ettirin. Mallarını kendilerine teslim ettiğinizde, onlar adına şahitler bulundurun ve (unutmayın ki) nihai hesap sorucu olarak Allah kafidir.
Mustafa İslamoğlu
Yetimleri, evlenme çağına gelinceye kadar gözetleyin; ama eğer aklen olgunlaştıklarını tesbit ederseniz, mallarını kendilerine geri verin! Büyüyüverecekler diye mallarını alelacele ve saçıp-savurarak yemeye kalkmayın: İhtiyacı olmayan kimse tenezzül etmesin, muhtaç olan da münasip bir biçimde yararlansın! Mallarını kendilerine iade ettiğinizde, onlar adına şahitler bulundurun! Hesap sorucu olarak Allah yeter.
Suat Yıldırım
Yetimleri evlenme çağına varıncaya kadar gözetip deneyin. Akılca olgunlaştıklarını görürseniz mallarını kendilerine teslim edin. Büyüyünce ellerine alacakları düşüncesiyle o malları israfla tüketmeyin. İhtiyacı olmayan veli, yetim malına tenezzül etmesin. Muhtaç olan ise meşrû sûrette, ihtiyaç ve emeğine uygun olarak yararlansın. Onlara mallarını teslim ettiğinizde bunu şahitlerle tesbit ettirin. Allah hesab sorandır ve O'nun hesap sorması kâfidir. [6, 152]
Süleyman Ateş
Nikah çağına varıncaya kadar öksüzleri deneyin, eğer onlarda bir olgunluk görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüsünler diye alıkoyup israf ile tez elden onların mallarını yemeğe kalkmayın. Zengin olan, çekinsin; yoksul olan da (malın muhafazası için gösterdiği çabaya ve ihtiyacına) uygun şekilde yesin. Onlara mallarını geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahid bulundurun. Hesapçı olarak da Allah yeter (O, her yaptığınızı hesabetmektedir).
Şaban Piriş
Yetimleri nikah çağına gelinceye kadar deneyin. Eğer onlarda olgunlaşma/yetişkinlik görürseniz mallarını kendilerine iade edin. Onların mallarını büyüyüp de (elimizden) alacaklar korkusu ile israf ederek (tez elden) yemeyin. Zengin olan kimse, tertemiz korusun; fakir de örfe uygun bir şekilde yesin. Mallarını iade ettiğiniz zaman, onlara şahitler huzurunda verin. Hesap sorucu olarak Allah yeter.
Yaşar Nuri Öztürk
Yetimleri, nikah çağına gelmelerine kadar gözetleyip deneyin. O zaman onlarda içinize sinecek bir olgunluk ve erginlik görürseniz, mallarını onlara geri verin. Büyüyecekler diye bu malları tez elden saçıp savurarak yemeyin. Zengin olan iffetli davransın. Fakir olan ise örfün gerekli kıldığı oranda yesin. Mallarını kendilerine teslim ettiğiniz zaman yanlarında tanıklar bulundurun. Hesap sorucu olarak Allah yeter.
Edip-Layth-Martha
Test the orphans until they reach the age of marriage, then if you determine in them sound judgment, then give them their wealth, and do not deliberately consume it wastefully or quickly before they grow up. Whoever is rich, then let him not claim anything, and if he is poor then let him consume only properly. If you give to them their wealth, then make a witness for them, and God is enough for Reckoning.
Muhammad Asad
And test the orphans [in your charge] until they reach a marriage­able age; then, if you find them to be mature of mind, hand over to them their possessions; and do not consume them by wasteful spending, and in haste, ere they grow up. And let him who is rich abstain entirely [from his ward's property]; and let him who is poor partake thereof in a fair manner. And when you hand over to them their possessions, let there be witnesses on their behalf - although none can take count as God does.
Rashad Khalifa
You shall test the orphans when they reach puberty. As soon as you find them mature enough, give them their property. Do not consume it extravagantly in a hurry, before they grow up. The rich guardian shall not charge any wage, but the poor guardian may charge equitably. When you give them their properties, you shall have witnesses. GOD suffices as Reckoner.,
The Monotheist Group
And test the orphans when they reach puberty, then, if you have determined from them comprehension, then give them their money, and do not deliberately consume it wastefully or quickly before they grow up. And whoever is rich, then let him not claim anything, and if he is poor then let him consume in kindness. If you give to them their money, then make a witness for them, and God is enough for Reckoning.