Nisa Sûresi64. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (23 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وما | — | ve mā | And not | |
| 2 | أرسلنا | ر س لRSL | erselnā | biz göndermedik | We sent |
| 3 | من | — | min | hiçbir | any |
| 4 | رسول | ر س لRSL | rasūlin | elçiyi | Messenger |
| 5 | إلا | — | illā | başka bir amaçla | except |
| 6 | ليطاع | ط و عŦVA | liyuTāǎ | ita'at edilmekten | to be obeyed |
| 7 | بإذن | ا ذ نEZ̃N | biiƶni | izniyle | by (the) permission |
| 8 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah. |
| 9 | ولو | — | velev | eğer | And if |
| 10 | أنهم | — | ennehum | onlar | [that] they, |
| 11 | إذ | — | iƶ | zaman | when |
| 12 | ظلموا | ظ ل مƵLM | Zelemū | zulmettikleri | they wronged |
| 13 | أنفسهم | ن ف سNFS | enfusehum | kendilerine | themselves, |
| 14 | جاءوك | ج ي اCYE | cā'ūke | sana gelseler | (had) come to you |
| 15 | فاستغفروا | غ ف رĞFR | festeğferū | bağışlanma dileseler | and asked forgiveness |
| 16 | الله | — | llahe | Allah'tan | (of) Allah, |
| 17 | واستغفر | غ ف رĞFR | vesteğfera | ve bağışlanmasını dileseydi | and asked forgiveness |
| 18 | لهم | — | lehumu | onların | for them |
| 19 | الرسول | ر س لRSL | r-rasūlu | Elçi | the Messenger, |
| 20 | لوجدوا | و ج دVCD̃ | levecedū | elbette bulurlardı | surely they would have found |
| 21 | الله | — | llahe | Allah'ı | Allah |
| 22 | توابا | ت و بTVB | tevvāben | affedici | Oft-Forgiving, |
| 23 | رحيما | ر ح مRḪM | raHīmen | merhametli | Most Merciful. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وما ارسلنا من رسول الا ليطاع باذن الله ولو انهم اذ ظلموا انفسهم جاءوك فاستغفروا الله واستغفر لهم الرسول لوجدوا الله توابا رحيما
Arapça (Harekeli)
وَمَا أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا لِيُطَاعَ بِإِذْنِ اللَّهِ وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُوا أَنفُسَهُمْ جَاءُوكَ فَاسْتَغْفَرُوا اللَّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللَّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا
Transliterasyon
Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh|i|, ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfere lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Transliteration (Eng.)
Wam<span class="u">a</span> arsaln<span class="u">a</span> min rasoolin ill<span class="u">a</span>liyu<span class="u">ta</span>AAa bi-i<span class="u">th</span>ni All<span class="u">a</span>hi walaw annahum i<span class="u">th</span><span class="i"><span class="u">th</span></span>alamoo anfusahum j<span class="u">a</span>ooka fa<span class="b">i</span>staghfarooAll<span class="u">a</span>ha wa<span class="b">i</span>staghfara lahumu a<span class="b">l</span>rrasoolulawajadoo All<span class="u">a</span>ha taww<span class="u">a</span>ban ra<span class="u">h</span>eem<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Biz, her peygamberi ancak, Allah izniyle ona itaat edilsin diye gönderdik; onlar da nefislerine zulmettikleri vakit sana gelerek Allah'ın, kendilerini yarlıgamasını isteselerdi, Peygamber de onların yarlıganmalarını dileseydi elbette Allah'ın tövbeleri kabul edici rahîm olduğunu görür, anlarlardı.
Ali Bulaç
Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı.
Bayraktar Bayraklı
Zira biz her peygamberi, ancak Allah'ın izniyle kendisine tâbi olunsun diye göndermişizdir. Eğer onlar, kendi kendilerine zulmettikten sonra sana gelip Allah'tan bağışlanma dileselerdi; Peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi, Allah'ın tövbeleri kabul edici ve merhamet edici olduğunu tereddütsüz görürlerdi.
Diyanet İşleri
Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resul de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.
Edip Yüksel
Biz her elçiyi, ALLAH'ın izniyle kendisine itaat edilsin diye gönderdik. Onlar, kişiliklerine zulmettikleri zaman sana gelip ALLAH'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette ALLAH'ı Affedici ve Rahim bulacaklardı.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz hangi peygamberi gönderdikse, sırf Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Resul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı.
Erhan Aktaş
Biz, hiçbir rasulü Allah’ın izni ile yalnızca kendisine itaat edilmesinden başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendi kendilerine haksızlık yaptıklarında, sana gelip, Allah’tan bağışlanmalarını dileselerdi ve sen de rasul olarak onların bağışlanmasını dileseydin; Allah’ın tövbeleri kabul edici ve çok bağışlayıcı olduğunu göreceklerdi.
Hakkı Yılmaz
Ve Biz, her elçiyi sadece, Allah'ın izniyle/ bilgisi ile itaat olunsun diye gönderdik. Ve eğer onlar şirk koşmak sûretiyle kendilerine haksızlık ettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmalarını isteselerdi, sen de onlar için bağışlanma isteseydin, kesinlikle Allah'ı tevbeleri çokça kabul eden, çok tevbe fırsatı veren, çok merhamet eden olarak bulurlardı.
Muhammed Esed
Zira Biz her peygamberi, ancak, Allah'ın izniyle kendisine tâbi olunsun diye göndermişizdir. Eğer onlar, kendi kendilerine zulmettikten sonra, sana gelip Allah'tan bağışlanma dileselerdi -Peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi- Allah'ın tevbeleri kabul edici ve bir rahmet kaynağı olduğunu tereddütsüz görürlerdi.
Mustafa İslamoğlu
Zira Biz, her peygamberi, Allah'ın izni dahilinde sadece kendilerine itaat olunsunlar diye gönderdik. Eğer onlar, kendilerine kötülük ettikten sonra sana gelip de Allah'tan af dileselerdi ve -Peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi- kesinlikle Allah'ı tevbeleri kabul etmeye hazır ve merhametli bulacaklardı.
Suat Yıldırım
Biz hiç bir peygamberi, Allah'ın izni ile, kendisine itaat olunmaktan başka bir gaye ile göndermedik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri vakit sana gelip de Allah'tan af dileseler, sen de resul olarak onların affedilmelerini isteseydin, elbette Allah'ı tövbeleri kabul eden, pek merhametli bulacaklardı. [3, 152; 58, 12]
Süleyman Ateş
Biz hiçbir elçiyi, Allah'ın izniyle ita'at edilmekten başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah'tan, günahlarını bağışlamasını isteseler ve Elçi de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı.
Şaban Piriş
Biz, her peygamberi ancak, Allahın izni ile kendilerine itaat olunması için gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allahtan bağışlanma dileselerdi ve Peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette Allahı tevbeleri kabul eden ve merhametli olarak bulurlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz hiçbir resulü, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesi dışında bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, öz benliklerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan af dileseler, resul de kendileri için af dileseydi, elbette ki Allah'ı tövbeleri cömertçe kabul eden bir Rahim olarak bulacaklardı.
Edip-Layth-Martha
We do not send a messenger except to be obeyed by God's leave. Had they come to you when they had wronged themselves and sought God's forgiveness, and the messenger sought forgiveness for them, they would have then found God to be Pardoning, Compassionate.*
Muhammad Asad
for We have never sent any apostle save that he should be heeded by God's leave.* If, then, after having sinned against themselves, they would but come round to thee and ask God to forgive them - with the Apostle, too, praying that they be forgiven - they would assuredly find that God is an acceptor of repentance, a dispenser of grace.
Rashad Khalifa
We did not send any messenger except to be obeyed in accordance with GOD's will. Had they, when they wronged their souls, come to you and prayed to GOD for forgiveness, and the messenger prayed for their forgiveness, they would have found GOD Redeemer, Most Merciful.,
The Monotheist Group
We do not send a messenger except to be obeyed with the permission of God. And had they come to you when they had wronged themselves and sought the forgiveness of God, and the messenger sought forgiveness for them, they would have then found God to be Pardoning, Merciful.