Nisa Sûresi8. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإذا | — | ve iƶā | ne zaman | And when |
| 2 | حضر | ح ض رḪŽR | HaDera | hazır bulunursa | present |
| 3 | القسمة | ق س مGSM | l-ḳismete | (miras) taksim(in)de | (at) the (time of) division |
| 4 | أولو | ا و لEVL | ūlū | (of) | |
| 5 | القربى | ق ر بGRB | l-ḳurbā | akrabalar | the relatives |
| 6 | واليتامى | ي ت مYTM | velyetāmā | ve öksüzler | and the orphans |
| 7 | والمساكين | س ك نSKN | velmesākīnu | ve yoksullar | and the poor, |
| 8 | فارزقوهم | ر ز قRZG | ferzuḳūhum | onları rızıklandırın | then provide them |
| 9 | منه | — | minhu | ondan | from it |
| 10 | وقولوا | ق و لGVL | ve ḳūlū | ve söyleyin | and speak |
| 11 | لهم | — | lehum | onlara | to them |
| 12 | قولا | ق و لGVL | ḳavlen | söz | words |
| 13 | معروفا | ع ر فARF | meǎ'rūfen | güzel | (of) kindness. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واذا حضر القسمة اولوا القربى واليتمى والمسكين فارزقوهم منه وقولوا لهم قولا معروفا
Arapça (Harekeli)
وَإِذَا حَضَرَ الْقِسْمَةَ أُولُو الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينُ فَارْزُقُوهُم مِّنْهُ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا
Transliterasyon
Ve izâ hadaral kısmete ulûl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkînu ferzukûhum minhu ve kûlû lehum kavlen ma’rûfâ(ma’rûfen).
Transliteration (Eng.)
Wa-i<span class="u">tha</span> <span class="u">h</span>a<span class="u">d</span>ara alqismataoloo alqurb<span class="u">a</span> wa<span class="b">a</span>lyat<span class="u">a</span>m<span class="u">a</span> wa<span class="b">a</span>lmas<span class="u">a</span>keenufa<span class="b">o</span>rzuqoohum minhu waqooloo lahum qawlan maAAroof<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Mîras taksim edilirken yakınlar, yetimler, yoksullar bulunursa o maldan onları da rızıklandırın ve kendilerine güzel sözler söyleyin.
Ali Bulaç
(Mirası) Bölüşme sırasında yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır olursa, onları ondan rızıklandırın ve onlara güzel (maruf) söz söyleyin.
Bayraktar Bayraklı
Yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa, bundan onları da rızıklandırınız ve onlara güzel söz söyleyiniz.
Diyanet İşleri
(Mirastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.*
Edip Yüksel
Miras bölüşümünde, akrabalar, yetimler ve yoksullar da hazır bulunursa güzel sözler söyleyerek onlara da verin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Paylaşma sırasında akrabalar, öksüzler, yoksullar hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin ve onlara güzelce sözler söyleyerek gönüllerini alın.
Erhan Aktaş
Mirasın paylaşılması esnasında, orada bulunan yakınları, yetimleri ve yoksulları da yararlandırın ve onları incitmeyecek bir üslup kullanın.
Hakkı Yılmaz
Miras bölüşülmesine yakınlar, yetimler ve miskinler hazır bulunduğu zaman da onları ondan rızıklandırın ve onlara örfe uygun/ herkesçe iyi olduğu kabul edilen söz söyleyin.
Muhammed Esed
(Mirasın) bölüştürülmesi sırasında (öteki) akrabalar, yetimler ve muhtaçlar hazır bulunduklarında, onlara geçinmeleri için bir kısmını ayırın ve onlarla nazik bir şekilde konuşun.
Mustafa İslamoğlu
(Miras) taksimi sırasında, (diğer) akraba, yetimler ve yoksullar da hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin; ve kendilerine gönül alıcı sözler söyleyin!
Suat Yıldırım
Miras taksim edilirken varis olmayan akrabalar, yetimler, fakirler de orada bulunuyorlarsa, onlara da bir şey verin ve gönüllerini alacak tatlı sözler de söyleyin.
Süleyman Ateş
(Miras düşmeyen) Akrabalar, öksüzler, yoksullar da (miras) taksim(in)de hazır bulunursa bir şeyler vererek onları da ondan rızıklandırın (gönüllerini hoş edin) ve onlara güzel söz söyleyin.
Şaban Piriş
Akrabalar, yetimler ve yoksullar, taksim sırasında yanınızda olursa onlara da ondan bir şeyler verin ve onlara güzel söz söyleyin.
Yaşar Nuri Öztürk
Mirasın paylaştırılmasında hısım-akraba, yetimler, yoksul ve çaresizler de hazır bulunurlarsa, ondan onları da rızıklandırın ve onlara güzel ve hoş bir söz de söyleyin.
Edip-Layth-Martha
If the distribution is attended by the relatives, the orphans, and the needy, then you shall give them part of it and say to them a kind saying.
Muhammad Asad
And when [other] near of kin and orphans and needy persons* are present at the distribution [of inheritance], give them something thereof for their sustenance, and speak unto them in a kindly way.
Rashad Khalifa
During distribution of the inheritances, if relatives, orphans, and needy persons are present, you shall give them therefrom, and treat them kindly.,
The Monotheist Group
And if the distribution is attended by the relatives and the orphans and the needy, then you shall give them part of it and say to them a kind saying.