Nisa Sûresi90. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (36 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إلا | — | illā | sadece | Except |
| 2 | الذين | — | elleƶīne | -kimseler | those who |
| 3 | يصلون | و ص لVṦL | yeSilūne | destekleşen- | join |
| 4 | إلى | — | ilā | -üzerine | [to] |
| 5 | قوم | ق و مGVM | ḳavmin | bir topluluk- | a group |
| 6 | بينكم | ب ي نBYN | beynekum | aranızdaki- | between you |
| 7 | وبينهم | ب ي نBYN | ve beynehum | aralarında | and between them |
| 8 | ميثاق | و ث قVS̃G | mīṧāḳun | anlaşmış | (is) a treaty |
| 9 | أو | — | ev | veya | or |
| 10 | جاءوكم | ج ي اCYE | cā'ūkum | size gelen | those who come to you |
| 11 | حصرت | ح ص رḪṦR | HaSirat | sıkılarak | restraining |
| 12 | صدورهم | ص د رṦD̃R | Sudūruhum | yürekleri | their hearts |
| 13 | أن | — | en | that | |
| 14 | يقاتلوكم | ق ت لGTL | yuḳātilūkum | sizinle savaşmaktan | they fight you |
| 15 | أو | — | ev | veya | or |
| 16 | يقاتلوا | ق ت لGTL | yuḳātilū | savaşmaktan | they fight |
| 17 | قومهم | ق و مGVM | ḳavmehum | kendi toplumlarıyle | their people. |
| 18 | ولو | — | velev | eğer | And if |
| 19 | شاء | ش ي اŞYE | şā'e | dileseydi | (had) willed |
| 20 | الله | — | llahu | Allah | Allah, |
| 21 | لسلطهم | س ل طSLŦ | leselleTahum | onları salardı | surely He (would have) given them power |
| 22 | عليكم | — | ǎleykum | sizin üstünüze | over you, |
| 23 | فلقاتلوكم | ق ت لGTL | fe leḳātelūkum | sizinle savaşırlardı | and surely they (would have) fought you. |
| 24 | فإن | — | feini | o halde | So if |
| 25 | اعتزلوكم | ع ز لAZL | ǎ'tezelūkum | onlar sizden uzak dururlar | they withdraw from you |
| 26 | فلم | — | fe lem | and (do) not | |
| 27 | يقاتلوكم | ق ت لGTL | yuḳātilūkum | sizinle savaşmazlar | fight against you |
| 28 | وألقوا | ل ق يLGY | ve elḳav | ve isterlerse | and offer |
| 29 | إليكم | — | ileykumu | sizinle | to you |
| 30 | السلم | س ل مSLM | s-seleme | barış içinde yaşamak | [the] peace |
| 31 | فما | — | femā | then not | |
| 32 | جعل | ج ع لCAL | ceǎle | vermemiştir | (has) made |
| 33 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 34 | لكم | — | lekum | size | for you |
| 35 | عليهم | — | ǎleyhim | onların aleyhine | against them |
| 36 | سبيلا | س ب لSBL | sebīlen | bir yol | a way. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
الا الذين يصلون الى قوم بينكم وبينهم ميثق او جاءوكم حصرت صدورهم ان يقتلوكم او يقتلوا قومهم ولو شاء الله لسلطهم عليكم فلقتلوكم فان اعتزلوكم فلم يقتلوكم والقوا اليكم السلم فما جعل الله لكم عليهم سبيلا
Arapça (Harekeli)
إِلَّا الَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَاقٌ أَوْ جَاءُوكُمْ حَصِرَتْ صُدُورُهُمْ أَن يُقَاتِلُوكُمْ أَوْ يُقَاتِلُوا قَوْمَهُمْ وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَسَلَّطَهُمْ عَلَيْكُمْ فَلَقَاتَلُوكُمْ فَإِنِ اعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَاتِلُوكُمْ وَأَلْقَوْا إِلَيْكُمُ السَّلَمَ فَمَا جَعَلَ اللَّهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَبِيلًا
Transliterasyon
İllellezîne yasılûne ilâ kavmin beynekum ve beynehum mîsâkun ev câûkum hasıret sudûruhum en yukâtilûkum ev yukâtilû kavmehum ve lev şâellâhu le selletahum aleykum fe le kâtelûkum, fe inı’tezelûkum fe lem yukâtilûkum ve elkav ileykumus seleme, fe mâ cealallâhu lekum aleyhim sebîlâ(sebîlen).
Transliteration (Eng.)
Ill<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eena ya<span class="u">s</span>iloonail<span class="u">a</span> qawmin baynakum wabaynahum meeth<span class="u">a</span>qun aw j<span class="u">a</span>ookum<span class="u">h</span>a<span class="u">s</span>irat <span class="u">s</span>udooruhum an yuq<span class="u">a</span>tilookum awyuq<span class="u">a</span>tiloo qawmahum walaw sh<span class="u">a</span>a All<span class="u">a</span>hu lasalla<span class="u">t</span>ahumAAalaykum falaq<span class="u">a</span>talookum fa-ini iAAtazalookum falam yuq<span class="u">a</span>tilookumwaalqaw ilaykumu a<span class="b">l</span>ssalama fam<span class="u">a</span> jaAAala All<span class="u">a</span>hulakum AAalayhim sabeel<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ancak sizinle onların arasında ahitleşme olan bir kavme sığınanlar, yahut sizinle veya kendi kavimleriyle savaşmaya yürekleri dayanmayıp size gelenler, bu hükümden dışarıdır ve Allah dileseydi onları size mûsâllat ederdi de sizinle savaşırlardı. Sizi bırakırlar, sizinle savaşmazlar ve barış teklifinde bulunurlarsa Allah da onların aleyhinde bulunmaya bir yol bırakmamıştır size.
Ali Bulaç
Ancak sizinle aralarında andlaşma bulunan bir kavme sığınanlar ya da hem sizinle, hem kendi kavimleriyle savaşmak (istemeyip bun)dan göğüslerini sıkıntı basıp size gelenler (dokunulmazdır.) Allah dileseydi, onları üstünüze saldırtır, böylece sizinle çarpışırlardı. Eğer sizden uzak durur (geri çekilir), sizinle savaşmaz ve barış (şartların)ı size bırakırlarsa, artık Allah, sizin için onların aleyhinde bir yol kılmamıştır.
Bayraktar Bayraklı
Ancak, kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluma sığınanlar, yahut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyla savaşmak istemediklerinden yürekleri ürküntü içinde size gelenler müstesna. Allah dileseydi onları başınıza belâ ederdi ve sizinle savaşırlardı. Artık onlar sizi bırakıp bir tarafa çekilir de sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse, bu durumda Allah size onların aleyhinde bir yola girme hakkı vermemiştir.
Diyanet İşleri
Ancak kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluma sığınanlar yahut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyla savaşmak (istemediklerin) den yürekleri sıkılarak size gelenler müstesna. Allah dileseydi onları başınıza bela ederdi de sizinle savaşırlardı. Artık onlar sizi bırakıp bir tarafa çekilir de sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse bu durumda Allah size, onların aleyhinde bir yola girme hakkı vermemiştir.
Edip Yüksel
Ancak aranızda anlaşma bulunan bir topluluğa katılan, yahut sizinle veya kendi halkıyla savaşmaktan dolayı göğüslerinde sıkıntı duyarak size gelenler hariç… ALLAH dileseydi onları başınıza musallat eder ve onlar da sizinle savaşırdı. Sizi yalnız bırakır, sizinle savaşmaz ve size barış önerirlerse ALLAH sizin onlara saldırmanıza izin vermez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ancak o kimselere dokunmayın ki, sizinle aralarında anlaşma olan bir kavme sığınmış bulunurlar. Yahut ne sizinle, ne de kendi kavimleriyle savaşmayı gönüllerine sığdıramayıp tarafsız olarak size gelmişlerdir. Eğer Allah dileseydi, onları size musallat kılardı, onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak dururlar, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse, Allah, sizin için onlar aleyhine bir yol vermemiştir.
Erhan Aktaş
Ancak, aranızda antlaşma olan topluma sığınanlar veya ne sizinle ne de kendi halkıyla savaşmayı içine sindiremeyip size gelenler hariç. Eğer Allah dileseydi, onları başınıza musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. Eğer tarafsız kalarak ve sizinle savaşmayıp barış isterlerse, Allah onların aleyhinde size bir yol vermemiştir.
Hakkı Yılmaz
(89,90)Münâfıklar, kendileri Allah'ın ilâhlığına ve rabliğine inanmadıkları gibi, sizin de inanmamanızı, böylece onlarla eşit olmanızı arzu ettiler. Onun için, onlar Allah yolunda yurtlarından göç edinceye kadar onlardan yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakınlar edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse, sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınan kimseler yahut sizinle ve kendi toplumlarıyla savaşmaktan göğüsleri daralarak size gelenler hariç onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün; onlardan bir yakın ve bir yardımcı edinmeyin. Sonra, eğer Allah dileseydi onları size musallat ederdi de onlar sizinle savaşırlardı. Artık eğer onlar sizden mesafelenip de sizinle savaşmaz ve size barış teklif ederlerse, Allah sizin için onlar aleyhine bir yol tanımamıştır.
Muhammed Esed
eğer bir anlaşma ile bağlı bulunduğunuz insanlarla ilişkisi olanlardan veya size yahut kendi toplumlarına savaş açmak (fikrin)den kalplerine ürküntü geldiği için size yaklaşanlardan değillerse. Halbuki Allah onları sizden daha güçlü kılsaydı, mutlaka size savaş açarlardı. Ama onlar sizi bırakır, savaş açmaktan vazgeçer ve barış teklif ederlerse, Allah onlara zarar vermenize müsaade etmez.
Mustafa İslamoğlu
Ne var ki, sizinle arasında anlaşma bulunan bir topluma sığınanlar, ya da sizinle veya kendi toplumlarıyla savaşma (fikrinden) içleri daralarak size başvuranlar hariç. Eğer Allah isteseydi, onları sizin başınıza musallat eder ve onlar da sizinle savaşırlardı. Ama onlar sizi bırakır, size karşı savaşmaz ve size barış teklif ederlerse, o zaman onlara zarar vermenize Allah razı olmaz.
Suat Yıldırım
Ancak sizinle aralarında anlaşma bulunan bir kavme sığınanlar veya ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmak istemediklerinden göğüsleri daralarak size gelenler bundan müstesnadır. Eğer Allah dileseydi, bunları size musallat eder ve bunlar da sizinle savaşırlardı. O halde, onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse, o takdirde Allah onlara saldırmak için size yol vermez. [8, 61; 47, 35]
Süleyman Ateş
Ancak sizinle kendileri arasında andlaşma bulunan bir topluma sığınanlar, yahut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyle savaşmak(istemedikleri)nden yürekleri sıkılarak size gelenler hariç. Allah dileseydi, onları sizin üstünüze salardı, sizinle savaşırlardı. O halde onlar, sizden uzak dururlar, sizinle savaşmazlar ve sizinle barış içinde yaşamak isterlerse, Allah size, onlara saldırmak için bir yol vermemiştir.
Şaban Piriş
Ancak, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluma sığınanlara, sizinle veya kendi toplumları ile savaşmak istemeyip içleri daralıp sıkılıp size gelenlere dokunmayın. Eğer Allah, dileseydi onları sizin üzerinize musallat ederdi. Onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz ve barışı size bırakırlarsa, artık Allah, sizin için onların aleyhine bir yol bırakmamıştır.
Yaşar Nuri Öztürk
Ancak sizinle aralarında antlaşma olan bir topluma sığınanlarla, kendi toplumlarıyla yahut sizinle savaşma konusunda yürekleri yetersiz kalıp da size gelenlere dokunmayın. Allah dileseydi onları elbette sizin üstünüze salardı, onlar da sizinle mutlaka savaşırlardı. O halde, sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış eli uzatırlarsa, artık Allah size, üzerlerine gitmek için bir yol vermemiştir.
Edip-Layth-Martha
Except for those who join a people between whom you have a covenant, or those who come to you with reluctance in their chests to fight you or to fight their own people. Had God willed He would have given them strength and they would have fought you. But if they retire from you, and did not fight you, and they offer you peace; then God does not make for you a way against them.
Muhammad Asad
unless it be such [of them] as have ties with people to whom you yourselves are bound by a covenant, or such as come unto you because their hearts shrink from [the thought of] making war either on you or on their own folk - although, if God had willed to make them stronger than you, they would certainly have made war on you.* Thus, if they let you be, and do not make war on you, and offer you peace, God does not allow you to harm them.*
Rashad Khalifa
Exempted are those who join people with whom you have signed a peace treaty, and those who come to you wishing not to fight you, nor fight their relatives. Had GOD willed, He could have permitted them to fight against you. Therefore, if they leave you alone, refrain from fighting you, and offer you peace, then GOD gives you no excuse to fight them.,
The Monotheist Group
Except for those who reach a people with whom you have a covenant, or if they come to you with a reluctance in their chests to fight you or to fight their own people. Had God willed He would have given them strength and they would have fought you. But if they retire from you, and do not fight you, and they offer you peace; then God does not make for you a path against them.