Nisa Sûresi92. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (60 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وما | — | ve mā | yoktur | And not |
| 2 | كان | ك و نKVN | kāne | is | |
| 3 | لمؤمن | ا م نEMN | limu'minin | bir mü'minin | for a believer |
| 4 | أن | — | en | that | |
| 5 | يقتل | ق ت لGTL | yeḳtule | öldürmesi | he kills |
| 6 | مؤمنا | ا م نEMN | mu'minen | bir mü'mini | a believer |
| 7 | إلا | — | illā | dışında | except |
| 8 | خطأ | خ ط اḢŦE | ḣaTaen | yanlışlık | (by) mistake. |
| 9 | ومن | — | ve men | ve kim ki | And whoever |
| 10 | قتل | ق ت لGTL | ḳatele | öldürdü | killed |
| 11 | مؤمنا | ا م نEMN | mu'minen | bir mü'mini | a believer |
| 12 | خطأ | خ ط اḢŦE | ḣaTaen | yanlışlıkla | (by) mistake, |
| 13 | فتحرير | ح ر رḪRR | feteHrīru | azadetmelidir | then freeing |
| 14 | رقبة | ر ق بRGB | raḳabetin | bir köle | (of) a slave |
| 15 | مؤمنة | ا م نEMN | mu'minetin | mü'min | - believing |
| 16 | ودية | و د يVD̃Y | ve diyetun | ve bir diyet | and blood money |
| 17 | مسلمة | س ل مSLM | musellemetun | vermelidir | (is to be) paid |
| 18 | إلى | — | ilā | to | |
| 19 | أهله | ا ه لEHL | ehlihi | ölenin ailesine | his family |
| 20 | إلا | — | illā | başka | unless |
| 21 | أن | — | en | that | |
| 22 | يصدقوا | ص د قṦD̃G | yeSSaddeḳū | bağışlamaları | they remit (as) charity. |
| 23 | فإن | — | fein | eğer | But if |
| 24 | كان | ك و نKVN | kāne | ise | (he) was |
| 25 | من | — | min | -tan | from |
| 26 | قوم | ق و مGVM | ḳavmin | bir topluluk- | a people |
| 27 | عدو | ع د وAD̃V | ǎduvvin | düşmanınız olan | hostile |
| 28 | لكم | — | lekum | sizin | to you |
| 29 | وهو | — | ve huve | o (öldürülen) | and he was |
| 30 | مؤمن | ا م نEMN | mu'minun | mü'min | a believer |
| 31 | فتحرير | ح ر رḪRR | feteHrīru | azadetmelidir | then freeing |
| 32 | رقبة | ر ق بRGB | raḳabetin | bir köle | (of) a believing slave. |
| 33 | مؤمنة | ا م نEMN | mu'minetin | mü'min | - believing. |
| 34 | وإن | — | ve in | ve eğer | And if |
| 35 | كان | ك و نKVN | kāne | ise | (he) was |
| 36 | من | — | min | from | |
| 37 | قوم | ق و مGVM | ḳavmin | bir topluluktan | a people |
| 38 | بينكم | ب ي نBYN | beynekum | sizinle | between you |
| 39 | وبينهم | ب ي نBYN | ve beynehum | kendileri arasında | and between them, |
| 40 | ميثاق | و ث قVS̃G | mīṧāḳun | andlaşma bulunan | (is) a treaty, |
| 41 | فدية | و د يVD̃Y | fediyetun | bir diyet | then blood money |
| 42 | مسلمة | س ل مSLM | musellemetun | verilecektir | (is to be) paid |
| 43 | إلى | — | ilā | to | |
| 44 | أهله | ا ه لEHL | ehlihi | ailesine | his family, |
| 45 | وتحرير | ح ر رḪRR | ve teHrīru | ve azadetmek lazımdır | and freeing |
| 46 | رقبة | ر ق بRGB | raḳabetin | bir köle | (of) a slave |
| 47 | مؤمنة | ا م نEMN | mu'minetin | mü'min | - believing. |
| 48 | فمن | — | fe men | kimse | And whoever |
| 49 | لم | — | lem | (does) not | |
| 50 | يجد | و ج دVCD̃ | yecid | bunları bulamayan | find, |
| 51 | فصيام | ص و مṦVM | feSiyāmu | oruç tutmalıdır | then fasting |
| 52 | شهرين | ش ه رŞHR | şehrayni | iki ay | (for) two months |
| 53 | متتابعين | ت ب عTBA | mutetābiǎyni | ardı ardına | consecutively, |
| 54 | توبة | ت و بTVB | tevbeten | tevbesinin kabulü için | (seeking) repentance |
| 55 | من | — | mine | tarafından | from |
| 56 | الله | — | llahi | Allah | Allah, |
| 57 | وكان | ك و نKVN | ve kāne | and is | |
| 58 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 59 | عليما | ع ل مALM | ǎlīmen | bilendir | All-Knowing, |
| 60 | حكيما | ح ك مḪKM | Hakīmen | hüküm ve hikmet sahibidir | All-Wise. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وما كان لمومن ان يقتل مومنا الا خطا ومن قتل مومنا خطا فتحرير رقبة مومنة ودية مسلمة الى اهله الا ان يصدقوا فان كان من قوم عدو لكم وهو مومن فتحرير رقبة مومنة وان كان من قوم بينكم وبينهم ميثق فدية مسلمة الى اهله وتحرير رقبة مومنة فمن لم يجد فصيام شهرين متتابعين توبة من الله وكان الله عليما حكيما
Arapça (Harekeli)
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلَّا خَطَأً وَمَن قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَأً فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِهِ إِلَّا أَن يَصَّدَّقُوا فَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ عَدُوٍّ لَّكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَاقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِهِ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِّنَ اللَّهِ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
Transliterasyon
Ve mâ kâne li mu’minin en yaktule mu’minen illâ hataâ(hataen), ve men katele mu’minen hataen fe tahrîru rakabetin mu’minetin ve diyetun musellemetun ilâ ehlihî illâ en yessaddakû, fe in kâne min kavmin aduvvin lekum ve huve mu’minun fe tahrîru rakabetin mu’mineh(mu’minetin), ve in kâne min kavmin beynekum ve beynehum mîsâkun fe diyetun musellemetun ilâ ehlihî ve tahrîru rakabetin mu’mineh(mu’minetin), fe men lem yecid fe sıyâmu şehreyni mutetâbiayni tevbeten minallâh|i|, ve kânallâhu alîmen hakîmâ(hakîmen).
Transliteration (Eng.)
Wam<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>na limu/minin anyaqtula mu/minan ill<span class="u">a</span> kha<span class="u">t</span>aan waman qatala mu/minankha<span class="u">t</span>aan fata<span class="u">h</span>reeru raqabatin mu/minatin wadiyatunmusallamatun il<span class="u">a</span> ahlihi ill<span class="u">a</span> an ya<span class="u">ss</span>addaqoofa-in k<span class="u">a</span>na min qawmin AAaduwwin lakum wahuwa mu/minun fata<span class="u">h</span>reeruraqabatin mu/minatin wa-in k<span class="u">a</span>na min qawmin baynakumwabaynahum meeth<span class="u">a</span>qun fadiyatun musallamatun il<span class="u">a</span>ahlihi wata<span class="u">h</span>reeru raqabatin mu/minatin faman lam yajid fa<span class="u">s</span>iy<span class="u">a</span>mushahrayni mutat<span class="u">a</span>biAAayni tawbatan mina All<span class="u">a</span>hi wak<span class="u">a</span>naAll<span class="u">a</span>hu AAaleeman <span class="u">h</span>akeem<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
İnanan birisinin, bir inanmış kişiyi öldürmesi câiz değildir, ancak yanlışlıkla olursa o başka. Yanlışlıkla bir mümini öldüren, mümin bir köle azat eder, öldürülenin âilesine de kan pahası verir, ancak âilesi, kan pahasını sadaka olarak bağışlarsa vermez. Öldürülen, mümin olmakla berâber size düşman olan bir kavimdense öldüren, mümin bir köle azat eder. Öldürülen, aranızda ahitleşme olan bir kavimdense âilesine kan pahası vermek ve bir mümin azat etmek gerek. Bunları yapamayan, Allah'a tövbe ederek iki ay, birbiri ardınca oruç tutar ve Allah, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ali Bulaç
Bir mü'mine, -hata sonucu olması dışında- bir başka mü'mini öldürmesi yakışmaz. Kim bir mü’mini 'hata sonucu' öldürürse, mü'min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve ailesine teslim edilecek bir diyeti vermesi gerekir. Onların (bunu) sadaka olarak bağışlamaları başka. Eğer o, mü'min olduğu halde size düşman olan bir topluluktan ise, bu durumda mü'min bir köleyi özgürlüğe kavuşturması gerekir. Şayet kendileriyle aranızda andlaşma olan bir topluluktan ise, bu durumda ailesine bir diyet ödemek ve bir mü'min köleyi özgürlüğe kavuşturmak gerekir. (Diyet ve köle özgürlüğü için gereken imkanı) Bulamayan ise, kesintisiz olarak iki ay oruç tutmalıdır. Bu, Allah'tan bir tevbedir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Bayraktar Bayraklı
Yanlışlık olması dışında, bir mümin bir mümini öldüremez. Yanlışlıkla bir mümini öldürenin, mümin bir köle âzat etmesi ve ölenin ailesine de bir diyet vermesi gerekir. Eğer ölenin ailesi bağışlar, diyetten vazgeçerlerse başka! Öldürülen mümin, düşmanınız olan bir topluluktan ise öldürenin mümin bir köle âzat etmesı gerekir. Eğer öldüren kişi, sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine bir diyet verecek ve mümin bir köle âzat edecektir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay kesintisiz oruç tutması gerekir. Allah bilendir; işini yerli yerince yapandır.
Diyanet İşleri
Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meğer ki ölünün ailesi o diyeti bağışlamış ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eğer öldürülen mümin olduğu halde, size düşman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lazımdır. Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay peşpeşe oruç tutması lazımdır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
Edip Yüksel
Gerçeği onaylamış bir kişi, kaza hali hariç gerçeği onaylamış birisini öldüremez. Kim bir gerçeği onaylayanı kazara öldürmüşse gerçeği onaylamış bir köleyi salmalı ve ölenin ailesine diyet ödemeli. Ancak diyetten vazgeçip sadaka olarak kabul ederlerse başka. Öldürülen, sizinle savaş halinde olan bir topluluğa mensup bir gerçeği onaylayan ise, o zaman gerçeği onaylayan bir köleyi salmalısınız. Ancak, maktul aranızda anlaşma olan bir topluluktan ise ailesine diyet vermeli ve gerçeği onaylamış bir köleyi salmalısınız. Kim (gerekli parayı veya salacağı bir köle) bulamıyorsa, ALLAH tarafından tövbesinin kabul edilmesi için iki ay aralıksız oruç tutmalıdır. ALLAH Bilendir, Bilgedir.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).
Erhan Aktaş
Hata ile olması dışında, bir mü’min’in bir mü’min’i öldürmesi olacak şey değildir. Kim, hata ile bir mü’min’i öldürürse, mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuştursun, ailesi bağışlamadığı takdirde, ölenin ailesine diyet ödesin. Eğer, öldürülen mü’min; düşmanınız olan bir topluma mensupsa, mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuştursun. Eğer, aranızda anlaşma bulunan bir toplumdansa, ailesine diyet vermek ve mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak gerekir. Kim bunları bulamazsa, Allah’tan tövbesini kabul etmesi için ardı ardına iki ay oruç tutsun. Allah, Her Şeyi Bilen’dir, En İyi Hüküm Veren’dir.
Hakkı Yılmaz
Ve hata dışında bir mü’minin, diğer bir mü’mini öldürmesi söz konusu değildir. Ve kim bir mü’mini, kasıtsız/kaza ile öldürürse, mü’min bir köleyi özgürlüğe kavuşturmalı ve ölenin ailesine/varislerine teslim edilecek bir diyet vermelidir. –Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır.– Eğer öldürülen, mü’min olmakla beraber size düşman bir toplumdan ise, o zaman öldürenin, mü’min bir köleyi özgür bırakması gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir toplumdan ise öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, en iyi bilendir, en iyi yasa koyandır.
Muhammed Esed
HATAEN olmadıkça bir müminin başka bir mümini öldürmesine asla izin verilemez. Bir mümini hataen öldüren kişi, mümin bir canı özgürlüğüne kavuşturmak ve maktulün akrabalarına diyet ödemekle yükümlüdür, meğer ki onlar bundan vazgeçmiş olsunlar.Maktulün, kendisi bir mümin olmasına rağmen, sizinle savaş halinde olan bir topluluğa mensup ise, (diyet), mümin bir canı özgürlüğüne kavuşturmak (ile sınırlı olacaktır); ama o, sizin anlaşma ile bağlı bulunduğunuz bir topluluğa mensup ise (ödenecek bedel), mümin bir canı özgürlüğüne kavuşturmanın yanında akrabalarına ödenecek bir diyet(i de kapsayacaktır). Fakat yeterli imkanlara sahip olmayan, (bunun yerine) peş peşe iki ay oruç tutmalıdır. (Bu), Allah tarafından emredilen karşılık(tır) ve Allah gerçekten her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
Mustafa İslamoğlu
Ve bir mü'min başka bir mü'mini asla öldüremez; hataen olursa o başka. Bir mü'mini hata ile öldüren kişi ise, mü'min birini özgürlüğe kavuşturur ve maktulün yakınlarına diyet öder; eğer onlar diyeti bağışlarlarsa, o başka. Maktul mü'min olduğu halde size düşman olan bir topluma mensupsa, o zaman mü'min birini özgürlüğe kavuşturmak (yeterlidir). Ama o sizinle arasında anlaşma olan bir topluma mensupsa, bu durumda mü'min birini özgürlüğüne kavuşturmak ve yakınlarına diyet ödemek gerekir. Buna imkan bulamayanlar peş peşe iki ay oruç tutmalıdırlar; Allah tarafından tevbenin kabulüne bir karşılık olarak: Zira Allah her şeyi bilendir, her hükmünde tam isabet edendir.
Suat Yıldırım
Müminin mümini öldürmesi olacak iş değildir, ancak yanlışlıkla olursa başka. Kim yanlışlıkla bir mümini öldürürse mümin bir esir (köle) âzad etmesi ve öldürülenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir; ancak onlar diyetten vazgeçip bağışlarsa o başka. Eğer yanlışlıkla öldürülen, kendisi mümin olmakla birlikte, size düşman bir topluluktan ise, öldürenin mümin bir köle âzad etmesi gerekir. Eğer öldürülen, aranızda anlaşma bulunan bir topluluktan olursa, vârislerine teslim edilecek bir diyet ile mümin bir köle âzad etmesi gerekir. Bunları yapmaya gücü yetmeyenin, Allah tarafından tövbesinin kabulü için ard arda iki ay oruç tutması gerekir. Allah alîm ve hakîmdir (her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir). *
Süleyman Ateş
Yanlışlık dışında bir mü'min, bir mü'mini öldüremez: Yanlışlıkla bir mü'mini öldüren kimsenin, mü'min bir köle azadetmesi ve ölenin ailesine de bir diyet vermesi gerekir. Eğer (ölenin ailesi), bağışlar(diyetten vazgeçer)lerse başka. (Öldürülen) mü'min, düşmanınız olan bir topluluktan ise mü'min bir köle azadetmek gerekir. Ve eğer sizinle kendileri arasında andlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü'min bir köle azadetmek lazımdır. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay ardı ardına oruç tutması gerekir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Şaban Piriş
Bir müminin bir mümini, hata dışında öldürmesi olmaz. Eğer bir kimse bir mümini yanlışlıkla öldürürse, onun cezası mümin bir köle azat etmek ve öldürülenin ailesine teslim edilen bir diyettir. (Öldürülenin ailesi bağışlarsa o hariç.) Eğer ölen, mümin olduğu halde size düşman bir toplumdan ise, bu takdirde ceza bir mümin köle azat etmektir. Eğer sizinle aranızda anlaşma bulunan bir toplumdan ise, öldürülenin ailesine teslim olunan bir diyet ve mümin bir köle azad etmektir. Fakat kim bunu bulamazsa, Allah tarafından tevbesinin kabul edilmesi için iki ay peş peşe oruç tutmaktır. Allah her şeyi bilendir, hükmedendir.
Yaşar Nuri Öztürk
Yanlışlık hali müstesna, bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. Yanlışlıkla bir mümini öldürenin, özgürlüğü elinden alınmış bir mümini özgürlüğüne kavuşturması, ölenin ailesine de üzerinde anlaşmaya varılacak tatmin edici bir diyet vermesi gerekir. Varislerin diyeti bağışlaması hali müstesna. Eğer öldürülen, mümin olmakla birlikte size düşman bir topluluktan ise o zaman öldürenin, özgürlüğünden yoksun bir mümini özgürlüğüne kavuşturması gerekir. Öldürülen, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir toplumdan ise o durumda öldürülenin ailesine tatmin edici bir diyet verme yanında, hürriyetinden yoksun bir mümini hürriyetine kavuşturmak da gerekli olur. Bunlara imkan bulamayan, Allah'a tövbe olarak iki ay kesiksiz oruç tutar. Allah, gereğince bilendir, hikmeti sonsuzdur.
Edip-Layth-Martha
Those who acknowledge cannot kill another who has also acknowledged except by accident. Whoever kills one who acknowledged by accident, then he shall set free an acknowledging slave, and give compensation to the family; except if they remit it. If he was from a people who are enemies to you, and he had acknowledged, then you shall set free an acknowledging slave. If he was from a people between whom you had a covenant, then compensation to his family, and set free an acknowledging slave. Whoever does not find, then the fasting of two months sequentially as repentance from God; God is Knowledgeable, Wise.*
Muhammad Asad
AND IT IS not conceivable that a believer should slay another believer, unless it be by mistake.* And upon him who has slain a believer by mistake there is the duty of freeing a believing soul from bondage and paying an indemnity to the victim's relations,* unless they forgo it by way of charity. Now if the slain, while himself a believer, belonged to a people who are at war with you,* [the penance shall be confined to] the freeing of a believing soul from bondage; whereas, if he belonged to a people to whom you are bound by a covenant, [it shall consist of] an indemnity to be paid to his relations in ad­dition to the freeing of a believing soul from bon­dage.* And he who does not have the wherewithal shall fast [instead] for two consecutive months.* (This is) the atonement ordained by God: and God is indeed all-knowing, wise.
Rashad Khalifa
No believer shall kill another believer, unless it is an accident. If one kills a believer by accident, he shall atone by freeing a believing slave, and paying a compensation to the victim's family, unless they forfeit such a compensation as a charity. If the victim belonged to people who are at war with you, though he was a believer, you shall atone by freeing a believing slave. If he belonged to people with whom you have signed a peace treaty, you shall pay the compensation in addition to freeing a believing slave. If you cannot find a slave to free, you shall atone by fasting two consecutive months, in order to be redeemed by GOD. GOD is Knower, Most Wise.,
The Monotheist Group
And it is not for a believer to kill another believer except by accident. And whoever kills a believer by accident, then he shall free a believing slave, and give compensation to the family; except if they remit it. If he was from a people who are enemies to you, and he was a believer, then you shall free a believing slave. And if he was from a people with whom you have a covenant, then a compensation to his family, and free a believing slave. Whoever does not find, then the fasting of two months sequentially as a repentance from God; for God is Knowledgeable, Wise.