Ğafir Sûresi43. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (22 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | لا | — | lā | yok (ki) | No |
| 2 | جرم | ج ر مCRM | cerame | şüphe | doubt |
| 3 | أنما | — | ennemā | kesinlikle | that what |
| 4 | تدعونني | د ع وD̃AV | ted'ǔnenī | siz beni çağırıyorsunuz | you call me |
| 5 | إليه | — | ileyhi | ona | to it |
| 6 | ليس | ل ي سLYS | leyse | (oysa) yoktur | not |
| 7 | له | — | lehu | onun | for it |
| 8 | دعوة | د ع وD̃AV | deǎ'vetun | du'aya değer tarafı | a claim |
| 9 | في | — | fī | in | |
| 10 | الدنيا | د ن وD̃NV | d-dunyā | dünyada | the world |
| 11 | ولا | — | ve lā | ne de | and not |
| 12 | في | — | fī | in | |
| 13 | الآخرة | ا خ رEḢR | l-āḣirati | ahirette | "the Hereafter;" |
| 14 | وأن | — | ve enne | ve elbette | and that |
| 15 | مردنا | ر د دRD̃D̃ | meraddenā | bizim dönüşümüz | our return |
| 16 | إلى | — | ilā | (is) to | |
| 17 | الله | — | llahi | Allah'adır | Allah, |
| 18 | وأن | — | ve enne | ve elbette | and that |
| 19 | المسرفين | س ر فSRF | l-musrifīne | aşırı gidenler | the transgressors - |
| 20 | هم | — | hum | işte onlar | they |
| 21 | أصحاب | ص ح بṦḪB | eSHābu | halkıdır | (will be the) companions |
| 22 | النار | ن و رNVR | n-nāri | ateş | (of) the Fire. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
لا جرم انما تدعوننى اليه ليس له دعوة فى الدنيا ولا فى الءاخرة وان مردنا الى الله وان المسرفين هم اصحب النار
Arapça (Harekeli)
لَا جَرَمَ أَنَّمَا تَدْعُونَنِي إِلَيْهِ لَيْسَ لَهُ دَعْوَةٌ فِي الدُّنْيَا وَلَا فِي الْآخِرَةِ وَأَنَّ مَرَدَّنَا إِلَى اللَّهِ وَأَنَّ الْمُسْرِفِينَ هُمْ أَصْحَابُ النَّارِ
Transliterasyon
Lâ cereme ennemâ ted’ûnenî ileyhi leyse lehu da’vetun fîd dunyâ ve lâ fîl âhireti ve enne mereddenâ ilâllâhi ve ennel musrifîne hum ashâbun nâr|i|.
Transliteration (Eng.)
L<span class="u">a</span> jarama annam<span class="u">a</span> tadAAoonaneeilayhi laysa lahu daAAwatun fee a<span class="b">l</span>dduny<span class="u">a</span> wal<span class="u">a</span>fee al-<span class="u">a</span>khirati waanna maraddan<span class="u">a</span> il<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hiwaanna almusrifeena hum a<span class="u">s</span>-<span class="u">ha</span>bu a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>r<span class="b">i</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Gerçeğin ta kendisi şu ki: Siz beni, dünyâda da çağırmaya salâhiyetli olmayan, âhirette de salâhiyetli olmayan birşeye çağırıyorsunuz ancak ve dönüp gideceğimiz yer, Allah tapısıdır ve şüphe yok ki haddini aşanlar, cehennem ehlinin ta kendileridir.
Ali Bulaç
"İmkanı yok; gerçekten sizin beni kendisine çağırmakta olduğunuz şeyin, dünyada da, ahirette de çağrıda bulunma (yetkisi, gücü, değeri ve bağışlama)sı yoktur. Şüphesiz, bizim dönüşümüz Allah'adır. Ölçüyü taşıranlar, onlar ateşin halkıdırlar."
Bayraktar Bayraklı
“Gerçek şu ki, sizin beni çağırdığınız şeyin dünya ve âhirette çağrıya değer bir tarafı yoktur. Dönüşümüz Allah'adır; aşırı gidenler de ateş ehlinin kendileridir.”
Diyanet İşleri
Gerçek şu ki, sizin beni davet ettiğiniz şeyin dünyada da ahirette de davete değer bir tarafı yoktur. Dönüşümüz Allah'adır, aşırı gidenler de ateş ehlinin kendileridir.
Edip Yüksel
"Kuşku yok ki, beni kendisine çağırdığınız şeyin ne dünyada ne de ahirette bir dayanağı yoktur. Dönüşümüz ALLAH'adır. Sınırı aşanlar, cehennemi boylayacaktır."
Elmalılı Hamdi Yazır
"Hiç inkâr edilemez ki, gerçekten sizin beni davet ettiğiniz şeyin dünyada da, ahirette de bir davet hakkı yoktur. Hepimizin dönüşü Allah'adır. Şüphesiz haddi aşanların hepsi cehennemliktir."
Erhan Aktaş
“Şu bir gerçek ki, sizin beni kendisine çağırdığınız şey, dünyada da ahirette de kendisine çağıranlara cevap verme gücü olmayan şeydir. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Haddi aşanlar Cehennemliktirler.”
Hakkı Yılmaz
(38-44)Yine iman etmiş olan o kimse: “Ey toplumum! Bana uyun ki size akıllı olmanın yoluna kılavuzluk edeyim. Ey toplumum! Bu bayağı hayat ancak geçici bir kazanımdır. Âhiret ise kesinlikle durulacak yurdun ta kendisidir. Her kim bir kötülük yaparsa, ona ancak yaptığının bir misli ile ceza verilir. Ve erkek veya kadın, her kim mü’min olarak düzeltmeye yönelik iş işlerse, artık onlar, orada hesapsızca rızıklanmak üzere cennete girerler.” Yine: “Ey toplumum! Bana ne oluyor ki, siz beni ateşe davet ediyorken ben sizi kurtuluşa davet ediyorum! Siz, beni, Allah'a inanmamaya ve benim için hiç bilgi olmayan şeyleri O'na ortak koşmaya davet ediyorsunuz. Ben ise sizi o çok güçlü ve çok bağışlayıcı olan Allah'a davet ediyorum. Hiç inkâr edilemez ki, gerçekten sizin beni kendisine davet ettiğiniz şey, dünya ve âhirette kendisine bir çağrı olmayan şeydir. Ve şüphesiz dönüşümüz Allah'adır. Ve şüphesiz sınırı aşanlar, cehennem ashâbının ta kendileridir. Artık siz benim, sizin için söylediklerimi yakında hatırlayacaksınız. Ve ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını en iyi görendir” dedi.
Muhammed Esed
Sizin beni çağırdığınız şey, açıkçası, ne bu dünyada ne de öteki dünyada çağrılmaya layık bir şey değil, (şüphesiz) dönüşünüz Allah'adır ve kendi kişiliklerini harcayıp tüketenler ateşe gireceklerdir:
Mustafa İslamoğlu
Kesinlikle, sizin beni çağırdığınız şey ne dünyada ve ne de ahirette kendisine çağırılmaya layık bir şey değildir; zaten dönüşümüz de Allah'adır: ve elbet kendini harcayanlar ateşin yoldaşlarıdır.
Suat Yıldırım
“Hiç şüphe yok ki sizin beni tapmaya dâvet ettiğiniz putların, ne dünyada, ne de âhirette, asla kendilerine ibadete dâvet yetkileri yoktur. ”“Şu kesin ki: hepimizin dönüp varacağı yer Allah'ın huzurudur ve haddi aşanlar cehennemi boylayacaklardır. ” [46, 5-6; 35, 14]
Süleyman Ateş
Sizin beni çağırdığınız şeye kesinlikle ne dünyada, ne de ahirette du'a edilemez (onlar kendilerine yapılan du'ayı duymazlar ve ona cevap veremezler). Bizim dönüşümüz Allah'adır. Aşırı gidenler, işte onlar ateş halkıdır.
Şaban Piriş
Siz, beni ancak dünyada da ahirette de duaya hiç cevap veremeyecek olana çağırıyorsunuz. Oysa, biz Allaha döneceğiz. Saçıp savuranlara gelince, onlar ateş ehlidir.
Yaşar Nuri Öztürk
"Sizin beni çağırdığınız şeye, ne dünyada ne de ahirette asla ve asla dua edilemez / onun dünyada ve ahirette çağrı hakkı yoktur. Dönüşümüz-varışımız Allah'adır. Aşırılığa sapanlarsa ateş halkının ta kendileridir."
Edip-Layth-Martha
"There is no doubt that what you invite me to has no basis in this world, nor in the Hereafter. Our ultimate return will be to God, and that the transgressors will be the dwellers of the fire."
Muhammad Asad
There is no doubt that what you summon me to is something that has no claim to being invoked either in this world or in the life to come - as [there is no doubt] that unto God is our return, and that they who have wasted their own selves shall find them­selves in the fire:
Rashad Khalifa
"There is no doubt that what you invite me to do has no basis in this world, nor in the Hereafter, that our ultimate return is to GOD, and that the transgressors have incurred the hellfire.,
The Monotheist Group
"There is no doubt that what you invite me to has no basis in this world, nor in the Hereafter. And our ultimate return will be to God, and that the transgressors will be the dwellers of the Fire."