Ğafir Sûresi47. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإذ | — | ve iƶ | ve | And when |
| 2 | يتحاجون | ح ج جḪCC | yeteHāccūne | birbirleriyle tartışırlarken | they will dispute |
| 3 | في | — | fī | içinde | in |
| 4 | النار | ن و رNVR | n-nāri | ateşin | the Fire, |
| 5 | فيقول | ق و لGVL | feyeḳūlu | dediler ki | then will say |
| 6 | الضعفاء | ض ع فŽAF | D-Duǎfā'u | zayıf olanlar | the weak |
| 7 | للذين | — | lilleƶīne | to those who | |
| 8 | استكبروا | ك ب رKBR | stekberū | büyüklük taslayanlara | were arrogant, |
| 9 | إنا | — | innā | elbette biz | """Indeed, we" |
| 10 | كنا | ك و نKVN | kunnā | idik | [we] were |
| 11 | لكم | — | lekum | size | for you |
| 12 | تبعا | ت ب عTBA | tebeǎn | uymuş | followers, |
| 13 | فهل | — | fehel | -misiniz? | so can |
| 14 | أنتم | — | entum | siz | you |
| 15 | مغنون | غ ن يĞNY | muğnūne | savabilir- | avert |
| 16 | عنا | — | ǎnnā | bizden | from us |
| 17 | نصيبا | ن ص بNṦB | neSīben | ufak bir parçasını | a portion |
| 18 | من | — | mine | of | |
| 19 | النار | ن و رNVR | n-nāri | ateşin | "the Fire?""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واذ يتحاجون فى النار فيقول الضعفوا للذين استكبروا انا كنا لكم تبعا فهل انتم مغنون عنا نصيبا من النار
Arapça (Harekeli)
وَإِذْ يَتَحَاجُّونَ فِي النَّارِ فَيَقُولُ الضُّعَفَاءُ لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا نَصِيبًا مِّنَ النَّارِ
Transliterasyon
Ve iz yetehâccûne fîn nâri fe yekûlud duafâu lillezînestekberû innâ kunnâ lekum tebean fe hel entum mugnûne annâ nasîben minen nâr|i|.
Transliteration (Eng.)
Wa-i<span class="u">th</span> yata<span class="u">ha</span>jjoona fee a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>rifayaqoolu a<span class="b">l</span><span class="u">dd</span>uAAaf<span class="u">a</span>o lilla<span class="u">th</span>eenaistakbaroo inn<span class="u">a</span> kunn<span class="u">a</span> lakum tabaAAan fahal antummughnoona AAann<span class="u">a</span> na<span class="u">s</span>eeban mina a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>r<span class="b">i</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve ateşte, birbirleriyle çekişmeye başladıkları zaman düşkünler, ululuk satanlara diyecekler ki: Gerçekten size uymuştuk, sizin adamlarınızdık biz, ateşin bir miktârını olsun defedebilir misiniz bizden?
Ali Bulaç
Ateşin içinde, iddialar öne sürüp karşılıklı tartışırlarken zayıf olanlar, büyüklenen (müstekbir)lere derler ki: "Gerçekten biz, size uymuş (teb'anız) olan kimselerdik. Şimdi siz, ateşten bir parçasını olsun, bizden uzaklaştırabilir misiniz?
Bayraktar Bayraklı
Kâfirler, o gün ateşin içinde birbirleriyle çekişirlerken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuştuk: Şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz?” diyecekler.
Diyanet İşleri
(Kafirler) ateşin içinde birbirleriyle çekişirlerken zayıf olanlar, o büyüklük taslayanlara: Biz size uymuştuk. Şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz? derler.
Edip Yüksel
Ateşte tartışırlarken, güçsüzler, büyüklük taslamış olanlara, "Biz sizin izleyicileriniz idik, öyleyse bu ateşin bir parçasını olsun bizden savabilir misiniz?" derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hele ateş içinde birbirlerini protesto ederlerken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara: "Hani bizler size tabi idik. Şimdi siz bizden bir ateş nöbetini savabiliyor musunuz?" derler.
Erhan Aktaş
Ateşin içinde birbirlerini suçlarlar; güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara: “Biz size uyduk, şimdi siz ateşin bir kısmını bizden savabilir misiniz?” derler.
Hakkı Yılmaz
Ve onlar, ateş içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara: “Şüphesiz bizler size uyan kimseler idik. Şimdi siz bizden, ateşten bir bölümü savabiliyor musunuz?” derler.
Muhammed Esed
ONLAR, (hayatta iken hakikati inkar etmiş olanlar, içine atıldıkları öteki dünyanın) ateşi ortasında birbirleriyle tartışacaklar; ve zayıf olanlar küstahça böbürlenenlere: "Doğrusu biz sadece size uymuştuk: o halde, şu ateşten (bize düşen) payı hafifletebilir misiniz?" diyeceklerdir.
Mustafa İslamoğlu
Hani ateşin bağrında karşılıklı tartışırken onları (bir görmelisin): Nitekim zayıflar büyüklük taslayanlara: "Bizim sizin peşinize takıldığımız kesin; şu halde ateşin üzerimizdeki etkisini bir parça olsun hafifletemez misiniz?" diye yalvaracaklar.
Suat Yıldırım
Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken zayıflar, dünyada büyüklük taslayanlara: “Biz bunca zaman size tâbi olduk, bari ateş azabının bir kısmını olsun kaldırabilir misiniz? ”
Süleyman Ateş
Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara dediler ki: "Biz size uymuştuk. Şimdi siz, şu ateşin ufak bir parçasını bizden savabilir misiniz?"
Şaban Piriş
-Ateşte tartışırlar. Zayıf bırakılanlar, büyüklük taslayanlara şöyle derler:-Biz size uymuştuk. Şimdi ateşin bir kısmını bizden uzaklaştırabilir misiniz?
Yaşar Nuri Öztürk
O vakit onlar ateş içinde çekişir dururlar. Horlanan takım, böbürlenen takıma şöyle der: "Biz sizin uydularınız olmuştuk. Şimdi şu ateşin bir kısmını olsun bizden uzak tutabilir misiniz?"
Edip-Layth-Martha
When they argue in hell, the weak will say to those who were arrogant: "We used to be your followers, can you take from us any portion of the fire?"
Muhammad Asad
AND LO! They [who in life were wont to deny the truth] will contend with one another in the fire [of the hereafter]; and then the weak will say unto those who had gloried in their arrogance, Behold, we were but your followers: can you, then, relieve us of some [of our] share of this fire?"*
Rashad Khalifa
As they argue in Hell, the followers will say to their leaders, "We used to be your followers, can you spare us any part of this Hell?",
The Monotheist Group
And when they argue in Hell, the weak will say to those who were arrogant: "We used to be your followers, can you take from us any portion of the Fire?"