Ğafir Sûresi83. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (15 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فلما | — | felemmā | ne zaman ki | Then when |
| 2 | جاءتهم | ج ي اCYE | cā'ethum | onlara gelince | came to them |
| 3 | رسلهم | ر س لRSL | rusuluhum | elçileri | their Messengers |
| 4 | بالبينات | ب ي نBYN | bil-beyyināti | açık kanıtlarla | with clear proofs |
| 5 | فرحوا | ف ر حFRḪ | feriHū | sevindiler | they rejoiced |
| 6 | بما | — | bimā | ile | in what |
| 7 | عندهم | ع ن دAND̃ | ǐndehum | yanlarında bulunan | they had |
| 8 | من | — | mine | -den | of |
| 9 | العلم | ع ل مALM | l-ǐlmi | bilgi- | the knowledge, |
| 10 | وحاق | ح ي قḪYG | ve Hāḳa | sonunda kuşatıverdi | and enveloped |
| 11 | بهم | — | bihim | kendilerini | them |
| 12 | ما | — | mā | şey | what |
| 13 | كانوا | ك و نKVN | kānū | oldukları | they used to |
| 14 | به | — | bihi | onunla | [at it] |
| 15 | يستهزئون | ه ز اHZE | yestehziūne | alay ediyor(lar) | mock. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فلما جاءتهم رسلهم بالبينت فرحوا بما عندهم من العلم وحاق بهم ما كانوا به يستهزءون
Arapça (Harekeli)
فَلَمَّا جَاءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِالْبَيِّنَاتِ فَرِحُوا بِمَا عِندَهُم مِّنَ الْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ
Transliterasyon
Fe lemmâ câethum rusuluhum bil beyyinâti ferihû bimâ indehum minel ilmi ve hâka bihim mâ kânû bihî yestehziûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Falamm<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>at-hum rusuluhum bi<span class="b">a</span>lbayyin<span class="u">a</span>tifari<span class="u">h</span>oo bim<span class="u">a</span> AAindahum mina alAAilmi wa<span class="u">ha</span>qabihim m<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>noo bihi yastahzi-oon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Peygamberleri, apaçık delillerle onlara gelince kendilerindeki bilgiye güvenip övündüler, kendilerini gördüler de alay ettikleri şey, başlarına geliverdi.
Ali Bulaç
Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği zaman, onlar, yanlarında olan ilimden dolayı sevinip-böbürlendiler de, kendisini alay konusu edindikleri şey, onları sarıp-kuşatıverdi.
Bayraktar Bayraklı
Peygamberleri onlara apaçık deliller getirdiklerinde, kendi bildikleri ile şımarmışlar ve alay ettikleri azap kendilerini çepeçevre kuşatmıştı.
Diyanet İşleri
Peygamberleri onlara apaçık bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beşeri) bilgiye güvendiler (onu alaya aldılar). Alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi.
Edip Yüksel
Elçileri apaçık kanıtlarla kendilerine vardıklarında, yanlarındaki bilgiyle gururlandılar. Alaya aldıkları şey kendilerini sarıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü onlara peygamberleri, delillerle geldikleri zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de o alay ettikleri şey onları kuşatıverdi.
Erhan Aktaş
Rasulleri kendilerine kanıt içeren açıklayıcı bilgilerle geldiği zaman, sahip oldukları bilgiye güvenerek şımardılar ve kendisi ile alay ettikleri şey onları kuşattı.
Hakkı Yılmaz
Ne zaman ki elçileri onlara açık delillerle geldi, kendilerinde bulunan bilgiden dolayı şımarıklık etmişlerdi. Hâlbuki o, alay ettikleri şey onları kuşatmıştı.
Muhammed Esed
Çünkü elçileri onlara, hakikatin bütün kanıtlarıyla geldiklerinde, (halen) sahip oldukları bilgiye yaslanarak küstahça böbürlendiler: ve (böylece, sonunda,) küçümsedikleri şey tarafından sarılıp kuşatıldılar.
Mustafa İslamoğlu
Çünkü onlara elçileri hakikatin apaçık delilleriyle geldiğinde, elde tuttukları bir parça bilgiye güvenip küstahça şımardılar: sonunda alay ede geldikleri gerçek kendilerini çepeçevre kuşattı.
Suat Yıldırım
Resulleri onlara açık açık delilleri getirdikçe, bunlar kendilerinde bulunan bilgi ile şımarıp böbürlendiler (Peygamberlerin getirdiği hidâyetle alay ettiler). Sonunda alaya almalarının cezası, kendilerini her taraftan kuşatıverdi.
Süleyman Ateş
Elçileri onlara açık kanıtlar getirince, yanlarında bulunan bilgi ile sevin(ip övün)düler (peygamberlerin getirdikleri bilgiye değer vermediler, onlarla alay ettiler). Sonunda alay edegeldikleri şey, kendilerini kuşatıverdi.
Şaban Piriş
Peygamberleri onlara apaçık belgelerle geldiği zaman, kendi bilgileri ile şımardılar ve alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşatıverdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Resullerimiz onlara açık-seçik mesajlar getirdiklerinde, onlar, yanlarındaki bilgiyle sevinip övündüler. Ve alay edip durdukları şey kendilerini kuşatıverdi.
Edip-Layth-Martha
Then, when their messengers came to them with clear proofs, they were content with what they already had of the knowledge. What they ridiculed became their doom.
Muhammad Asad
for when their apostles came to them with all evidence of the truth, they arrogantly exulted in whatever knowledge they [already] possessed:* and [so, in the end,] they were overwhelmed by the very thing which they were wont to deride.*
Rashad Khalifa
When their messengers went to them with clear proofs, they rejoiced in the knowledge they had inherited, and the very things they ridiculed were the cause of their fall.,
The Monotheist Group
Then, when their messengers came to them with clear proofs, they were content with what they already had of knowledge. And they will be surrounded by that which they used to mock.