Fussilet Sûresi20. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (12 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | حتى | — | Hattā | nihayet | Until, |
| 2 | إذا | — | iƶā | zaman | when |
| 3 | ما | — | mā | when | |
| 4 | جاءوها | ج ي اCYE | cā'ūhā | oraya vardıkları | they come to it |
| 5 | شهد | ش ه دŞHD̃ | şehide | şahidlik ettiler | (will) testify |
| 6 | عليهم | — | ǎleyhim | aleyhlerine | against them |
| 7 | سمعهم | س م عSMA | sem'ǔhum | kulakları | their hearing, |
| 8 | وأبصارهم | ب ص رBṦR | ve ebSāruhum | ve gözleri | and their sight, |
| 9 | وجلودهم | ج ل دCLD̃ | ve culūduhum | ve derileri | and their skins, |
| 10 | بما | — | bimā | hakkında | (as) to what |
| 11 | كانوا | ك و نKVN | kānū | oldukları (işler) | they used to |
| 12 | يعملون | ع م لAML | yeǎ'melūne | yapıyor(lar) | do. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
حتى اذا ما جاءوها شهد عليهم سمعهم وابصرهم وجلودهم بما كانوا يعملون
Arapça (Harekeli)
حَتَّى إِذَا مَا جَاءُوهَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَأَبْصَارُهُمْ وَجُلُودُهُم بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Transliterasyon
Hattâ izâ mâ câûhâ şehide aleyhim sem’uhum ve ebsâruhum ve culûduhum bimâ kânû ya’melûn|e|.
Transliteration (Eng.)
<span class="u">H</span>att<span class="u">a</span> i<span class="u">tha</span> m<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>ooh<span class="u">a</span>shahida AAalayhim samAAuhum waab<span class="u">sa</span>ruhum wajulooduhum bim<span class="u">a</span>k<span class="u">a</span>noo yaAAmaloon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Oraya gelince de kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları şeyler hakkında, kendi aleyhlerine tanıklıkta bulunur.
Ali Bulaç
Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir.
Bayraktar Bayraklı
Oraya geldiklerinde kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları amellere karşı onların aleyhine şahitlik ederler.
Diyanet İşleri
Nihayet oraya geldikleri zaman kulakları, gözleri ve derileri, işledikleri şeye karşı onların aleyhine şahitlik edecektir.
Edip Yüksel
Nihayet oraya vardıklarında, onların işitme, görme organları ve derileri yaptıkları hakkında tanıklık eder.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nihayet oraya vardıkları zaman kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkında onların aleyhinde şahitlik ederler.
Erhan Aktaş
Nihayet oraya geldikleri zaman, yapmış oldukları şeylere; işitme, görme duyuları ve bedenleri kendi aleyhlerine tanıklık ederler.
Hakkı Yılmaz
Sonunda oraya geldiklerinde, onların işitme, görme duyuları ve derileri yaptıkları şeyler ile ilgili kendi aleyhlerinde şâhitlik ederler.
Muhammed Esed
ve onlar (ateşe) yaklaştıklarında, kulakları, gözleri ve derileri onlara karşı tanıklık yapacak ve onların (yeryüzünde) yaptıklarını anlatacaklar.
Mustafa İslamoğlu
hatta ateşe vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri yapa geldikleri şeyler sebebiyle onlar aleyhine şahitlik eder.
Suat Yıldırım
Nihayet oraya ulaştıklarında kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları işleri söyleyip kendi aleyhlerinde şahitlik ederler.
Süleyman Ateş
Nihayet oraya vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları işler hakkında aleyhlerine şahidlik ettiler.
Şaban Piriş
Oraya vardıkları zaman, kulakları, gözleri ve derileri, onların yaptıklarına şahitlik edecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Nihayet oraya geldiklerinde kulakları, gözleri, derileri, yapıp-ettikleri hakkında onalar aleyhine tanıklık edecektir.
Edip-Layth-Martha
When they come to it, their own hearing, eyes, and skins will bear witness to everything they had done.
Muhammad Asad
till, when they come close to it, their hearing and their sight and their [very] skins will bear witness against them, speaking of what they were doing [on earth].
Rashad Khalifa
Once they get there, their own hearing, eyes, and skins will bear witness to everything they had done.,
The Monotheist Group
When they come to it, their own hearing, eyes, and skins will bear witness to everything they had done.