Fussilet Sûresi24. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فإن | — | fein | şimdi eğer | Then if |
| 2 | يصبروا | ص ب رṦBR | yeSbirū | dayanabilirlerse | they endure, |
| 3 | فالنار | ن و رNVR | fennāru | ateştir | the Fire |
| 4 | مثوى | ث و يS̃VY | meṧven | yeri | (is) an abode |
| 5 | لهم | — | lehum | onların | "for them;" |
| 6 | وإن | — | ve in | ve eğer | and if |
| 7 | يستعتبوا | ع ت بATB | yesteǎ'tibū | affedilmek isterlerse | they ask for favor, |
| 8 | فما | — | femā | değildir | then not |
| 9 | هم | — | hum | onlar | they |
| 10 | من | — | mine | den | (will be) of |
| 11 | المعتبين | ع ت بATB | l-muǎ'tebīne | affedilenler- | those who receive favor. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فان يصبروا فالنار مثوى لهم وان يستعتبوا فما هم من المعتبين
Arapça (Harekeli)
فَإِن يَصْبِرُوا فَالنَّارُ مَثْوًى لَّهُمْ وَإِن يَسْتَعْتِبُوا فَمَا هُم مِّنَ الْمُعْتَبِينَ
Transliterasyon
Fe in yasbirû fen nâru mesven lehum ve in yesta’tibû fe mâ hum minel mu’tebîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Fa-in ya<span class="u">s</span>biroo fa<span class="b">al</span>nn<span class="u">a</span>rumathwan lahum wa-in yastaAAtiboo fam<span class="u">a</span> hum minaalmuAAtabeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Artık sabredebilirlerse ateştir yurtları onların ve onlar suçlarından geçilmesini isterlerse dilekleri kabûl edilmez.
Ali Bulaç
Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir. Ve eğer onlar hoşnut olma (dünya)ya dönmek isterlerse, artık hoşnut olacaklardan değildirler.
Bayraktar Bayraklı
Eğer dayanabilirlerse yerleri ateştir. Eğer Allah'ı hoşnut etmek isterlerse, memnun edilecek değillerdir.
Diyanet İşleri
Şimdi eğer dayanabilirlerse, onların yeri ateştir. Ve eğer (tekrar dünyaya dönüp Allah'ı) hoşnut etmek isterlerse, memnun edilecek değillerdir.
Edip Yüksel
Dayanırlarsa yerleri ateştir. Yok, hoş görülmek isterlerse özürleri kabul edilmeyecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şimdi eğer dayanabilirlerse onların yeri ateştir. Yok eğer hoşnutluğa dönmek isterlerse bile artık onlar hoşnut edileceklerden değildirler.
Erhan Aktaş
Artık day anabilirlerse*, onlar için konaklama yeri ateştir. Eğer özür beyan edip* af isteseler de onlar affedilecek olanlardan değillerdir.
Hakkı Yılmaz
Şimdi eğer onlar direterek ortak koşma inancını, yalanlamayı sürdürürlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir. Ve eğer özür bildirmeye çalışsalar, onlar, özrü kabul edilecek kimseler değildirler.
Muhammed Esed
(Başlarına gelene) sabırla katlansalar (bile,) onların mekanı, yine ateş olacak: ve kendilerini düzeltmelerine izin verilmesi için yalvarsalar da buna izin verilmeyecek;
Mustafa İslamoğlu
Eğer dayanabilirlerse, bu durumda ateş onlar için bir çeşit mesken olacaktır; geri dönüp af için başvurmak isteyecekler, asla başvuruları kabul edilmeyecektir.
Suat Yıldırım
Eğer sabredip dayanabilirlerse, cehennem zaten kendi yerleşme yerleridir. Şayet özür dileyip Rab'lerini razı etmek için tekrar dünyaya dönmek isterlerse, onlara bu imkân verilmez.
Süleyman Ateş
Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateştir onların yeri. Ve eğer özür dileyip Rablerini razı etmek isterlerse özürleri kabul edilmeyecektir (çünkü özür dileme vakti geçmiştir artık).
Şaban Piriş
Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateş onların maskesidir. Eğer kendilerinden razı olunmasını beklerlerse, kesinlikle onlardan razı olunmayacaktır.
Yaşar Nuri Öztürk
Şimdi eğer dayanabilirlerse, barınakları ateştir. Yok eğer özür dileyip hoşnutluk sağlamak istiyorlarsa, özürleri kabul edilmeyecektir.
Edip-Layth-Martha
If they wait, then the fire will be their destiny, and if they beg to be excused, they will not be excused.
Muhammad Asad
And then, [even] if they endure [their lot] in patience, the fire will still be their abode;* and if they pray to be allowed to make amends, they will not be allowed to do so:*
Rashad Khalifa
If they continue the way they are, Hell will be their destiny, and if they make up excuses, they will not be excused.,
The Monotheist Group
If they wait, then the Fire will be their destiny, and if they beg to be excused, they will not be excused.